14/10/2008 - AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ |
Voir Note explicative See Explanatory Note Açıklayıcı Not'a Bakınız COUR EUROPÉNNE DES DROITS DE L'HOMME EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Conseil de l'Europe-Council of Europe - Avrupa Konseyi Strasbourg, France
REQUÉTE APLICATION BAŞVURU Pésentée en application de l'article 34 de la Convention européenne des Droits de l'Homme, Ainsi que des articles 45 et 47 du Réglement de la Cour Under Article 34 of the European Convention on Human Rights And Rules 45 and 47 of the Rules of Court Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 34. Ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 45 ve 47. Maddeleri uyarınca sunulmuştur. IMPORTANT: La présente requéte est un document juridique et peut affecter vos droits et obligations. This application is a formal legal document and may affect your rights and obligations. Bu Başvuru hukuki bir belgedir ve hak ve yükümlülüklerinizi etkiliyebilir. I. LES PARTIES THE PARTIES TARAFLAR A. LE REQUERANT/LA REQUERANTE THE APPLICANT BAŞVURUCU (Renseignements a fournir concernat le requerant/la requerante et son/sa representant(e) eventuel(le)) (Fill in the following details of the applicant and the representative, if any) (Başvurucu ve varsa temsilcisi hakkında verilmesi gereken bilgiler) 1. Nom de famille.......................... 2. Prénom (s).................................................... Surname First name (s) Soyadı EZGİ Adı LEYLA Sexe: masculin/feminin Sex: male/female Cinsiyeti : kadın 3. Nationalite.................................................... Nationality Milliyeti TÜRKİYE CUMHURİYETİ 4. Profession.................................................... Occupation Mesleği 5. Date et lieu de naissance................................................................................................................ Date and place of birth Doğum tarihi ve yeri 6. Domicile............................................................................................................................................ Permanent address İkametgahı 7. Tel. No +90 8. Adresse actuelle (si differente de 6 ........................................................................... Present address (if different from 6.) Şu anki adresi (6'da belirtilen ikametgahından farklı ise) 9. Nom et prenom du/de la representant(e)....................................................................................... Name of representative* Temsilcinin Adı* 10. Profession du / de la represant (e) ................................................................................................ Occupation of represantative Temsilcinin mesleği 11. Adresse du / de la representant(e) ............................................................................................... Address of representative Temsilcinin adresi 12. Tel. No: ..................................................................... Fax No.................................................. B. LA HAUTE PARTIE CONTRACTANTE THE HIGH CONTRACTING PARTY YÜKSEK SÖZLEŞMECİ TARAF 13. (Indiquer ci-apres le nom de l'Etat / des Etats contre le (s) quel (s) la requete est dirigee) (Fill in the name of the State(s) against which the application is directed) (Aşağıda başvurunun hangi devlet aleyhine yöneltildiğini belirtiniz) TÜRKİYE CUMHURİYETİ II- EXPOSE DES FAITS STATEMENT OF THE FACTS OLAYLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA (Voir chapitre II de la note explicative) (see part II of the Explanatory Note) (Açıklayıcı Notun II. Bölümüne bakınız) 14. 1-Eşim Cahit Ezgi 13.06.1996 tarihinde ......... Hastanesinde Pilor Sitenozu ameliyatı olmuştur. Bu ameliyat ve sonrasında yapılan tıbbi kusur ve ihmallerden dolayı, toplam 8 kez daha ameliyat olmak zorunda bırakılmıştır. ( Ek. 1,2,3,4,5,6,7,8,9 ameliyat raporları) 2-Bu ağır tıbbi hata sonrasında, eşimin durumu her geçen gün kötüye gitmiş ve 26.10.1996 tarihinde vefat etmiştir. ( Ek. 10 ölüm raporu) 3-Eşimin vefatı sonrasında, bu hatadan sorumlu olan doktorlar hakkında avukatım aracılığıyla Cumhuriyet Savcılığına 18.12.1996 tarihinde şikayette bulundum. Cumhuriyet Savcılığı dosyayı bilirkişi incelemesi yaptırmak üzere Yüksek Sağlık Şurasına gönderdi. Ancak Yüksek Sağlık Şurası’ndan rapor gelmemesi üzerine 09.03.1998 tarihinde yani başvurumdan yaklaşık 1,5 yıl sonra Cumhuriyet Savcılığı Kamu Davası açtı. (Ek.11 Savcılık iddianamesi) 4-Bu arada İstanbul Tabip Odasına Tıbbi hatadan sorumlu olan hekimler hakkında başvuruda bulundum. İstanbul Tabip Odası, yürüttüğü mesleki disiplin soruşturması sonucunda hekimlerden birini kusurlu bularak, 19.08.1998 tarihinde, 15 gün süreyle MESLEKTEN MEN CEZASI VERDİ. Bu karar Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu tarafından da onaylandı. (Ek.12 İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu Kararı, Ek.13 Türkiye Tabipler Birliği Onur Kurulu Kararı) 5-Açılan ceza davası süresince bir çok bilirkişi raporu alınmış ve bu raporların çoğu, benim iddiamı ispatlar şekildedir. Bu raporlardan 06.03.1998 tarihli Prof. Dr. ’a ait ve 03.07.1998 tarihli İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının raporları, hekimlerin ağır kusur göstererek eşimin ölümünden sorumlu oldukları şeklindedir. (Ek.14 Prof. Dr. .....’ın raporu, Ek.15 İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı raporu) 6-Görüldüğü üzere tüm iddialarımız ve mağduriyetimiz bu bilirkişi raporları ile de ispatlanmaktadır. Ancak davanın görüldüğü mahkeme, 12.04.1999 tarihinde beraat kararı vermiştir. (Ek.16 12.04.1999 tarihli mahkeme kararı) Mahkemenin bu kararı temyiz edildi ve 19. 06.2000 tarihli Yargıtay kararı ile bozuldu. (Ek.17 19.06.2000 tarihli Yargıtay kararı) Yerel mahkeme 27.11.2000 tarihinde sadece Yüksek Sağlık Şurası raporuna dayanarak tekrar beraat kararı verdi. ( Ek.18 27.11.2000 tarihli mahkeme kararı) Bu karar da temyiz olundu ve dosya Yargıtay’a tekrar gönderildi. 7-Dosya Yargıtay’da inceleme aşamasında iken 21.12.2000 tarihinde T.C. Hükümeti 4616 sayılı “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartlı Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun” u yürürlüğe koydu. (Ek.19 4616 sayılı kanun) Bunun üzerine Yargıtay bizim davamızın da bu yasa kapsamında olduğunu belirterek kararını 10.05.2001 tarihinde verdi. (Ek.20 10.05.2001 tarihli Yargıtay ilamı) 8-Yerel Mahkeme, Yargıtay’ın bu kararını yerinde görerek 18.06.2001 tarihli kararı ile dosyanın ertelenmesine karar verdi. (Ek.21 18.06.2001 tarihli mahkeme kararı.) BÖYLECE İLK BAŞVURU TARİHİ OLAN 18.12.1996’DAN, KARAR TARİHİ 18.06.2001’E KADAR GEÇEN, 4 YIL 6 AYLIK SÜRE BOYUNCA GÖSTERDİĞİM TÜM UĞRAŞLAR RAFA KALDIRILIP, BEKLENTİLER İM İSE YOK EDİLDİ.. OYSA YUKARDA BELİRTTİĞİM VE EKTE SUNDUĞUM BELGELERDEN DE ANLAŞILACAĞI ÜZERE, HEKİMLERİN KUSURLU OLDUKLARI YÖNÜNDE BİRÇOK DELİL BULUNMAKTADIR. YAPILACAK YARGILAMA SONUCUNDA SORUMLU KİŞİLER GEREKLİ YAPTIRIMLARA UĞRAYACAK İKEN, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BU TASARRUFU İLE EN TEMEL HİKLARIMDAN BİRİ OLAN,”MAHKEMELER ÖNÜNDE DAVA YOLU İLE HAK ARAMA HAKKI” ELİMDEN ALINMIŞTIR. 9)Görüleceği üzere, tüm yasal başvuru haklarımı kullanmış durumdayım. Bu aşamadan sonra başvurabileceğim bir hukuk yolu kalmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Yasalarınca Hükümeti, tarafından çıkarılan bu kanunun Anayasa’ya aykırılığı iddia edilebilir. Ancak, bu olağan bir kanun yolu değildir. Ayrıca, 4616 sayılı Yasa kapsamında olan bazı davalarla ilgili olarak Anayasa’ya aykırılık başvurusu yapılmış fakat Anayasa Mahkemesi Kanunu, Anayasaya aykırı bulmamıştır. 10- Böylelikle tüm iç hukuk yolları tüketilmiş bulunmaktayım. Si necessaire, continue sur une feuille separee Continue on a seperate sheet if necessary Eğer gerekli görürseniz ayrı bir sayfada devam edebilirsiniz III- EXPOSE DE LA OU DES VIOLATION (S) DE LA CONVENTION ET/OU DES PROTOCOLES ALLEGUEE (S), AINSI QUE DES ARGUMENTS A L'APPUI STATEMENT OF ALLEGED VIOLATION(S) OF THE CONVENTION AND/ OR PROTOCOLS AND OF RELEVANT ARGUMENTS BAŞVURUCU TARAFINDAN ÖNE SÜRÜLEN SÖZLEŞME İHLALLERİ İLE İDDİALARIN DAYANAKLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA (Voir chapitre III de la note explicative) (see Part III of the Explanatory Note) (Açıklayıcı Not'ta III. Bölüme bakınız) 15. YUKARIDA İZAH ETTİĞİM ÜZERE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİNCE ÇIKARILAN 4616 SAYILI YASA İLE, SÖZLEŞMEDE BELİRTİLEN ŞU HAKLARIM İHLAL EDİLMİŞTİR. 1- Sözleşmenin 1. Maddesinde düzenlenen “insan haklarına saygı yükümlülüğü” açısından; 4616 sayılı yasa ile, en temel haklardan biri olan “HAK ARAMA HAKKI” elimden alınmış bulunmaktadır. Bir vatandaş olarak, karşılaştığım hukuka ve adalete aykırı her türlü davranış karşısında, bağımsız ve adil mahkemeler önünde dava açabilme/yürütme/sonlandırma hakkı elimden alınarak, insan haklarına saygı gösterilmeyen bir davranış içine düşülmüştür. 2-Sözleşmenin 2. Maddesinde düzenlenen “yaşama hakkı” açısından; Eşimi, yukarda belirtilen raporlardan da kolayca anlaşılacağı üzere, hekim hatası sebebiyle kaybetmiş bulunmaktayım. Bireyin yaşama hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile de koruma altına alınmıştır. Bu hakkı ihlal edilenler ve yakınları yargısal koruma imkanlarına sahip olmalı ve sorumlular hakkında gerekli cezalar verilmelidir. Oysa 4616 sayılı yasa ile, Türkiye’de yaşayan insanların bu haklarına ilişkin tecavüzleri yargı mercileri önüne getirme hakları engellenmiştir. Söz konusu yasa, sözleşmenin bu maddesine de aykırıdır. 3-Sözleşmenin 6. Maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı” açısından; 4616 sayılı yasa, yukarıda belirtilenlerin dışında, adil yargılanma hakkını da ihlal etmiştir. Adil Yargılanma Hakkı, öncelikle süreler açısından ihlal edilmiştir. Müracaatım üzerine Cumhuriyet Savcılığı dosyayı bilirkişiye göndermiş, kanunla kurulmuş, resmi bilirkişilik kurumu olan Yüksek Sağlık Şurası’ndan 1,5 yıl süreyle cevap gelmeyince, rapor alınmadan dava açılmak zorunda kalınmıştır. Dolayısıyla daha en başta, yargılamanın süresi açısından 1.5 yıllık bir gecikme söz konusudur. Ayrıca tüm yargılama süresi 4 yıl 6 aylık bir zaman almış olup bu durum “geç gelen adalet adaletsizliktir” sözünü hatırlatmaktadır. Ayrıca, söz konusu yasa ile, yargılama süreci kesilmiş ve yargılama ne olacağı belli olmayan bir sürece sokulmuştur. Oysa adil yargılanma hakkı, bir yargılama, hukukun genel ilkelerine uygun olarak “BAŞLATILIR, YÜRÜTÜLÜR ve BİTİLİR” ise yerine getirilmiş olacaktır.4616 sayılı yasa ile, adil mahkemeler önünde açtığım davayı yürütme ve bitirme hakkımız engellenmiş bulunmaktadır. Bu hususta sözleşmenin 6. Maddesine acık bir aykırılık oluşturmaktadır. 4-Sözleşmenin 13. Maddesinde düzenlenen “etkili bir hukuki yola başvurma hakkı” açısından; T.C Anayasasının 36. Maddesi “Hak Arama” hürriyetini düzenlemiştir. Bu maddeye göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”Yine T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından 1.08.1998 tarih ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Hasta Hakları Yönetmeliği” nin “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı”başlıklı 42. Maddesinde “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.” denilmektedir. 4616 sayılı yasanın belirtilen bu düzenlemelere ve sözleşmenin 13. Maddesine aykırılığı aşikardır. Bu Yasa ile etkili bir hukuki yola baş vurma hakkım elimden alınmış olmaktadır. 5-özleşmenin 14. Maddesinde düzenlenen “ayrımcılık yasağı”açısından; T.C. Anayasası’nın 87. maddesinde, genel ve özel af ilanına karar vermek yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olduğu belirtilmiştir. Affın kapsamını belirlemek, kimi suçları işleyenleri aftan yararlandırırken, kimilerini ayrık tutmak ya da daha az yararlandırmak yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır. Ancak, bu yetki kullanılırken, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan "toplumun huzuru", "adalet anlayışı" ve "hukuk devleti" kavramlarının ve herkesin yasalar önünde eşit olup, kimseye ayrıcalık tanınamayacağı ilkesinin gözden uzak tutulmaması, affın, adil ve dengeli sonuçlar vermesine, suçtan zarar görenlerin olabildiğince incitilmemesine ve yapılan düzenlemenin Anayasa'ya uygun olmasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Yasa'da kapsam dışında bırakılanlar yönünden nasıl bir ölçüt kullanıldığı ya da değerlendirme yapıldığı saptanamamıştır. Ceza süresi, hukuksal yarar, ihlal edilen değer ve konu yönünden bir sıralama ya da tercih ölçütüne rastlanılamamıştır. Böylece, Yasa da hukuk devleti ve eşitlik ilkesine aykırı düzenlemelere yer verilmiştir. Yasa, Anayasa'nın eşitlik ilkesine, hukuka, adalete, toplum huzurunu sağlamaya yönelik değildir ve toplum vicdanını incitecek içeriktedir. Cezaevlerinin mevcudunun azaltılması gibi hukuksal değerden yoksun düşüncelerle af yetkisinin kullanılması, toplumda adalete ve yasalara duyulan güveni azaltır. Böyle bir yasanın yayımlanması "Devletin temeli adalettir" inancını yok edecek, toplum düzenini bozacak ve yurttaşların adalete olan güvenini sarsacaktır. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından yürürlüğe konulan 4616 sayılı Yasa ile, sözleşmenin 14. Maddesi ile koruma altına alınan eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkeleri zedelenmiş bulunmaktadır. IV- EXPOSE RELATIF AUX PRESCRIPTIONS DE L'ARTICLE 35 / 1 DE LA CONVENTION STATEMENT RELATIVE TO ARTICLE 35 / 1 OF THE CONVENTION SÖZLEŞME'NİN 35. MADDESİNİN 1. FIKRASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA (Voir chapitre IV de la note explicative. Donner pour chaque grief, et au besoin sur une feuille separee, les renseignements demandes sous les points 16 a 18 ci-apres) (See Part IV of the Explanatory Note. If necessary, give the details mentioned below under points 16 to 18 on a separate sheet for each separate complaint) (Açıklayıcı Not'un IV. Bölümüne bakınız. Her şikayet için, gerektiğinde ayrı bir sayfa kullanarak, aşağıdaki 16'dan 18'e kadar numaralandırılmış alt bölümlerde istenen bilgileri veriniz) 16. Decision interne definitive (date et nature de la decision, organe- judiciaire ou autre- l'ayant rendue) Final decision (date, court or authority and nature of decision) Nihai karar (kararın tarihi, niteliği, Kararı veren merci- adli veya diğer-) Karar Tarihi : 18.6.2001 Niteliği : Erteleme kararı Kararı veren Merci : T.C. Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi Esas No : 2001/12300 Karar No : 2001/2173 17. Autres decisions (enumerees dans l'ordre chronologique en indiquant, pour chaque decision, sa date, sa Nature et l'organe-judiciaire ou autre- l'ayant rendue) Other decisions (list in chronological order, giving date court or authority and nature of decision for each Of them) Diğer kararlar (tarih sırasına göre her kararın tarihi, niteliği ve kararı veren merci-adli veya diğer Belirtilmelidir) 18. Dispos (i) ez-vous d'un recours que vous n'avez pas exerce? Si oui, lequel et pour quel motif n'a-t-il pas ete exerce? Is there or was there any other appeal or other remedy available to you which you have not used? If so, explain why you have not used it. Başvurmadığınız başka bir çözüm yolu var mı ?. Eğer varsa, nedir ve neden bu yola başvurulmadı? Si necessaire, continuer sur une feuille separee Continue on a separate sheet if necessary Eğer gerekli görürseniz ayrı bir sayfada devam edebilirsiniz V-EXPOSE DE L'OBJET DE LA REQUETE ET PRETENTIONS PROVISOIRES POUR UNE SATISFACTION EQUITABLE STATEMENT OF THE OBJECT OF THE APPLICATION AND PROVISIONAL CLAIMS FOR JUST SATISFACTION BAŞVURUNUN AMACINA VE HAKKANİYETE UYGUN TATMİN TALEPLERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA (Voir chapitre V de la note explicative) (see Part V of the Explanatory Note) (Açıklayıcı Not'ta V. Bölüme bakınız) 19. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Yürürlüğe koyduğu 4616 sayılı yasa ile sözleşmenin; 1. Maddesinde düzenlenen “insan haklarına saygı yükümlülüğü’’, 2. Maddesinde düzenlenen “yaşama hakkı” , 6. Maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı” , 13. Maddesinde düzenlenen “etkili bir hukuki yola başvurma hakkı” , 14. Maddesinde düzenlenen “ayrımcılık yasağı”. İlkeleri ihlal edilmiştir. Sözleşmenin bu maddelerinin ihlal edildiğinin tespiti ile, bu ihlaller sebebi ile uğramış olduğum maddi ve manevi zararın, avukatlık ve yargılama ücretleri ile masrafların tazimini yönünde karar verilmesini talep etmekteyim. VI-AUTRES INSTANCES INTERNATIONALES TRAITANT OU AYANT TRAITE L'AFFAIRE STATEMENT CONCERNING OTHER INTERNATIONAL PROCEEDINGS DİĞER ULUSLARARSI MAKAMLAR ÖNÜNDEKİ USULLERE İLİŞKİN AÇIKLAMA (Voir chapitre VI de la note explicative) (see Part VI of the Explanatory Note) (Açıklayıcı Not'ta VI. Bölüme bakınız) 20. Avez-vous soumis a une autre instance internationale d'enquete ou de reglement les griefs enonces dans la presente requete? Si oui, fournir des indications detaillees a ce sujet. Have you submitted the above complaints to any other procedure of international investigation or settlement? If so, give full details. Bu başvurunuzdaki şikayetlerinizi başka bir uluslararası makama sundunuz mu?. Eğer sunduysanız, bu konuda ayrıntılı bilgi veriniz. VII- PIECES ANNEXEES LIST OF DOCUMENTS BELGELER LİSTESİ (PAS D'ORIGINAUX, UNIQUEMENTDES COPIES) (NO ORIGINAL DOCUMENTS, ONLY PHOTOCOPIES) (BELGELERİN ASLI DEĞİL SADECE ÖRNEKLERİ) (Voir chapitre VII de la note explicative. Joindre copie de toutes les decisions mentionnees sous ch. IV et VI ci-dessus.Se procurer, au besoin, les copies necessaires, et, en cas d'impossibilite, expliquer pourquoi celles-ci ne peuvent pas etre obtenues.Ces documents ne vous seront pas retournes.) (See Part VII of the Explanatory Note. Include copies of all decisions reffered to in Parts IV and VI above. If you do not have copies, you should obtain them. İf you can not obtain them, explain why not. No documents will be returned to you.) (Açıklayıcı Not'un VII. Bölümüne bakınız. Yukardaki IV ve VI. Alt bölümlerde belirtilen bütün kararların örneğini ekleyiniz. Eğer bu belgeler elinizde yoksa temin ediniz. Eğer temin edemiyorsanız bunun nedenini açıklayınız. Gönderdiğiniz belgeler size geri verilmeyecektir.) 21. a)Ek. 1-13.06.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) b)Ek.2-16.06.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) c) Ek. 3-20.06.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) d) Ek.4-27.06.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) e) Ek. 5-03.07.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) f) Ek. 6-10.07.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) g) Ek.7-10.07.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) h) Ek. 8-12.07.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) ı) Ek. 9-25.09.1996 tarihli ameliyat raporları, (el yazısı ve bilgisayarda yazılan her iki nüshası ile birlikte) j) Ek. 10- Amerikan Hastanesi 06.11.1996 tarihli ölüm raporu k)Ek.11- T.C. Şişli Cumhuriyet Savcılığı 09.03.1998 tarihli iddianamesi, l)Ek.12-20.08.1998 tarihli İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu Kararı, (2 sayfa) m)Ek.13- 31.01.1999 tarihli Türkiye Tabipler Birliği Onur Kurulu Kararı,(2 sayfa) n) Ek.14- 05 03 1998 tarihli Prof. Dr. .....’ın raporu, (9 sayfa) o)Ek.15-03.07.1998 tarihli İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı raporu, (20 sayfa) p) Ek.16- 12.04.1999 tarihli T.C. Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararı, r) Ek.17-T.C. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 19.06.2000 tarihli kararı, s) Ek.18- 27.11.2000 tarihli T.C. Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararı, (3 sayfa) t) Ek.19- 4616 sayılı kanun, (2 sayfa) u) Ek.20 - T.C. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 10.05.2001 tarihli kararı, v) Ek.21 18.06.2001 tarihli T.C. Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararı, V III-DÉCLARATION ET SIGNATURE DECLARATION AND SIGNATURE BİLDİRİM VE İMZA (Voir chapitre VIII de la note explicative) (see Part VIII of the Explanatory Note) (Açıklayıcı Not'ta VIII. Bölüme bakınız) 22. Je declare en toute et loyaute que les renseignements qui figurent sur la presente formule de requete sont exacts. I hereby declare that, to the best of my knowledge and belief, the information I have given in the present Application form is correct. Bu başvuru formunda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu bildiririm ve inancım dahilinde beyan ederim. Lieu/Place/ yer....İSTANBUL Date/ Date/Tarih ………………………………………………… (Signature du/de la requerant(e) ou du/de la representant(e) (Signature of the applicant or of the representative) (Başvurucunun veya temsilcisinin imzası)
|
| Bağlantı |
29/11/2007 - ADLİ TIP KURUMU GENEL KURUL RAPORU |
T.C.ADALET BAKANLIĞI Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurul A.T.No : 160-07112002-55969 İstanbul, 20 Şubat 2003 Karar No: 3 ŞİŞLİ 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15.10.2002 gün, 1999/1100 Esas sayılı yazısı ile gönderilen CAHİT EZGİ hakkındaki evrak tetkik edildi. Mahkeme yazısında “Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan aldırılan rapor ile Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun raporu arasında çelişki bulunduğundan Genel Kurulca rapor düzenlenmesi” istemiyle gönderilen Cahit Ezgi hakkında düzenlenmiş dava dosyası Adli Tıp Kurumu Yasası’nın 15. maddesi uyarınca Adli Tıp Genel Kurulu’nun 30.02.2003 tarihli oturumunda görüşüldü Davalılar Dr. ... ve ...’ün kusurları bulunup bulunmadığı sorulmaktadır. 12.6.1996 tarihinde ... Hastanesine yatırılan ve yapılan ameliyatlardan sonra 26.10.1996 tarihinde vefat ettiği bildirilen 1954 doğumlu Cahit Ezgi hakkında düzenlenmiş dava dosyasında belirlenen; 1) Cahit Ezgi’nin 12.6.1996 tarihinde (Pilor stenozu) tanısıyla ... Hastanesine yatırıldığı,13.6.1996 tarihinde Prof. Dr. ... ve Dr. ... tarafından ameliyat edildiği, daha sonra muhtelif tarihlerde 8 kez daha ameliyat yapılmasına rağmen 26.10.1996 tarihinde vefat ettiği: Cahit Ezgi’nin eşi Leyla Ezgi’nin 19.12.1996 tarihinde vekili aracılığıyla C. Savcılığına dilekçeyle başvurarak “Cahit Ezgi”nin kendisinde teşhis edilen oniki parmak bağırsağı darlığı nedeniyle 11.6.1996 tarihinde Prof. Dr....’ın muayenehanesine gittiğini, ameliyat önerilmesin üzerine 12.6.1996 tarihinde ... Hastanesine yatırıldığını, yapılan tetkiklerde ameliyata engel bir halin tespit edilmemesi üzerine 13.6.1996 günü ilk ameliyatın yapıldığını, ameliyatın hemen sonrasında Cahit Ezgi’nin karın ağrılarından yakınmaya başladığı ve bu ağrıların giderek arttığını, bu durumun doktoruna iletildiğini, bu süre içerisinde gerek serum içinde, gerekse damar yoluyla sürekli yoğun bir şekilde ağrı kesiciler verildiği halde ağrılarının lir saniye olsun dinmediğini, ameliyattan 24 saat sonra yatamayacak duruma geldiğini, geceyi kanepe üzerinde karnının üstüne eğilerek geçirdiğini, 15.6.1996 günü saat 12.00 de yani ameliyattan yaklaşık 48 saat sonra dayanılmaz ağrılar nedeniyle lokal anestezik ve morfin vermek için sırtından ağrı katateri takıldığını, bunun sonucu ağrılarında bir hafifleme olduğunu ve günü uyuyarak geçirdiğini, ancak bu süre içersinde tüm çabalara rağmen Prof.Dr ...’a ulaşılmadığını.hastane yetkililerinin kendi doktorundan başka kimsenin müdahale edemeyeceğini söylediklerini;16.6.1996 Cumartesi günü saat 23.00 sıralarında, yani ameliyattan yaklaşık 59-60 saat sonra durumunun iyice kötüleştiğini, karnını şiştiğini, nöbetçi doktorun görmesi gerektiğinin eşi tarafından ilgililere iletilmesine rağmen kendi doktorundan başkasının müdahale edemeyeceğinin tekrar söylendiğini, bu arada ameliyata giren diğer doktor olan Dr. ...’e de defalarca telefon edildiği, ancak onun da gelmediğinin hastane yetkilileri tarafından bildirildiğine, gece saat 02:00 sularında Cahit Ezgi’nin tansiyonunu 5 e düştüğünü, nabzının 180 e çıktığını, ağzından kan geldiğini, bu durum karşısında nöbetçi doktorlar ve evi hastanenin yanında olan Dr ...’ün geldiğini, bu durum karşısında nöbetçi doktorlar ve evi hastanenin yanında olan Dr. ...’ün geldiğini, Prof Dr. ...’ın saat 06.00 civarında hastaneye geldiğini, Cahit Ezgi’nin ilk ameliyattan yaklaşık 66 saat sonra ikinci kez ameliyata alındığını, Cahit Ezgi’ye ilk ameliyattan y-sonra gerekli takibin yapılmaması sonucu ikinci kez ameliyat sonrası ortaya çıkan ince barsakların tamamındaki dolaşım bozukluğu sebebiyle birbirini takip eden yedi ameliyat daha geçirdiğini, hastanede aldığı enfeksiyon sonucu 26.10.1996 tarihinde vefat ettiğini; dikkatsiz ve özensiz davranışların ilk ameliyattan sonra 59-60 saatlik bir gecikmeye neden olduğunu ve zamanında müdahale yapılmamsından dolayı , Cahit Ezgi’nin vefat ettiğini, bu nedenlerden dolayı Dr. ... ve Dr. ...’ün cezalandırılması “talebiyle şikayette bulunduğu; Müşteki Leyla Ezgi’nin 15.1.1997 tarihinde C. Savcılığında alınan ifadesinde “13.6.1996 günü yapılan ilk ameliyattan hemen sonra eşinin karın ağrılarının başladığını ve artarak devam ettiğini Dr. ...’ın damar yoluyla ağrı kesici verdiğini, ancak 24 saat içerisinde eşinin ağrılarının artış gösterdiğini, doktoru aramalarına rağmen ona ulaşamadıklarını, ağrıyı dindirmek için morfin verildiğini, eşinin ölümünden sonra görüştüğü uzmanların bu durumda morfin verilmemesi gerektiğini kendisine söylediklerini; diğer doktor ...’ün de evinin hastaneye çok yakın olmasına rağmen gelip hastaya bakmadığını, her iki doktorunda mesleklerinin gerektiği dikkat ve ihtimam göstermemeleri nedeniyle eşinin ölümüne neden olduklarını” söylediği. Dr....’ün Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesinde “Cahit Ezgi’nin pilor stenezu nedeniyle 13.6.1996 tarihinde ameliyata alındığını, midede ileri derecede dilatasyon tespit edilerek mide rezeksiyonu ve billroth II tarzında anastomoz yapıldığını, ayrıca vagotomi uygulandığını, ameliyat sonrası servisteki odasına alındığını, yara ağrısı dışında bir problemi olmadığını, 14.6.1996 günü sabahı genel durumunun çok iyi olup ayağa kaldırıldığını ve dolaştırıldığını, saat 12 den sonra yine karın ağrısından bahsettiğini , batının yumuşak olup belirli bir hassasiyet olmadığını, hakta peristaltik hareketlerin mevcut olduğunu,. Ağrı kesicilerle hastanın sakinleştirildiğini, saat 14:00 de tekrar ağrısının olduğu ve terlediğinin müşahede edilmesi üzerine bir ampul Doladamon İV yapıldığını, bundan sonra hastanın rahatladığını, terlemesinin geçtiğini, tekrar bütün değerlerin normal bulunduğunu, bu lökosit sayısının normalin biraz üzerinde olmasına rağmen bu tür ameliyatlardan sonra normal olmaması dikkate alınarak akut pankreatit düşünüldüğünü, saat 17<.30 da amilaz değerlerine bakıldığını, 173 U/L ile normal değerde bulunduğunu, kan sayımının da 15.700 lökosit dışında normal olduğunu, bir kanama belirtisi bulunmadığını, saat 24.00 sıralarında yine kardın ağrıları olduğunu, yapılan muayenesinde batın yumuşak olup akut batın tespit edilmediğini, 15.6.1996 günü sabahı yapılan muayenesinde bulguların yine pankreatit yönünde değerlendirilerek laboratuar tetkikleri sonografi ve tomografik tetkikler istendiği; saat 12.30 da ağrıları halen devam ettiğinden ve sebep olarak akut pankreatit düşünüldüğünden tedavi için epidural katater takılarak analjezikler verildiğini ,hastanın rahatladığını, bu rahatlığın gece yarısına kadar devam ettiğini, vital bulguların normal olduğunu, saat 13.17 de yapılan tetkiklerde amilaz 602, lipaz1385 olarak yüksek bulunduğunu, bu durumda akut pankreatit teşhisinin büyük vlçüde desteklenmiş olduğunu, batın sonografisinin önemli bir pataloji göstermediğini, tomografide tüm kadranlarda yaygın sıvı ile dolu intestinal ve kolonim ansların dikkati gerekse röntgen bulgularını yönünden bir patoloji olmadığını, akut pankreatitin tedavisinin büyük ölçüde ilaçlarla tıbbi olarak yapılmasının gerektiğini, bunun da tamamen yapıldığını, epidural kateter ile ağrıları tedavisi ile yükseltilemediği için Dopamin verildiğini, 16.6.1996 tarihinde yani ameliyatın 3. günü saat 03.45 te ağzından ve nazogaztrik tüpten kanlı mayi geldiğini, kan sayımlarında hemogram düştüğü için hemen Prof. Dr. ...’a haber verilerek saat 05.45 te ameliyata alındığını, gece yarısı hastanın ulaşılamadığı şeklindeki iddiayı kabul etmediğini, çünkü kendisinin hastanenin hemen karşısında oturduğunu, ayrıca hasta sahipleri de kendisinin telefonlarının bulunduğunu, hastanın durumunun kötüleşmeye başladığı andan itibaren onun yanında olduğunu, bütün tedbirleri aldığını ve Prof Dr ...’a telefonla devamlı bilgi vererek kendisini ameliyat için hastaneye çağırdığını, Prof. Dr. ...’ın ilk ameliyattan sonra hastayı yakından takip ettiğini, günde iki üç kez odasına giderek kontrol ettiğini; ikinci ameliyattan sonra batın açıldığında ince barsak mezoradiksinin saat istikametinin tersi yönünde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu ve buna bağlı olarak ince barsaklarda ileri derecede iskemiye bağlı lezyonlar tespit edildiğin, tam bir demarkasyon hattı oluşmadığından rezeksiyon yapmayıp barsakların durumunun ileriki ameliyatlarda değerlendirilmesinin kararlaştırıldığını, ameliyatın 5 saat sürdüğünü, bundan sonra bir seri ameliyat daha yapıldığını, 25.9.119 tarihinde 9. ve son ameliyatın yapıldığı, ince barsakların fonksiyonsuz kısımlarının reze edilerek salim kısımlarının anastomoz edilip barsak bütünlüğünün sağlandığını, bu son ameliyattan sonraki, 8. günde akot pnömoni ve kolanjit geliştiğini, 14.gün tekrar yoğun bakıma alınarak tedavisine devam edildiğini, ancak sepsis tablosu ve bunu takiben multiple organ yetmezliği sonucunda tedaviye rağmen 26.10.1996 tarihinde vefat ettiğini, bir mide ameliyatını müteakip 10 binde bir oranında görülebilecek bir komplikmasyın oluştuğunu, üstün gayretlerle bu komplikasyonunun önlendiğini ve hastanın ameliyat yönünden tamamen normal bir hale getirildiğini, ancak hastanın 4.5 ay gibi uzun bir süre hastanede bulunması, gıda alamaması yıllardır günde bir buçuk paket sigara içmesi ve her gece orta derecede alkol tüketmesinin getirdiği direnç düşüklüğünün ölümünde rolü bulunduğunu “ söylediği. Prof. Dr. ...’ında C.Savcılığında benzer ifade verdiği ve “ilk ameliyattan sonra hastayı günde iki kez görmesinin yanında kendisine yardımcı olan Dr. ...’ün de hastayı yakından takip ettiğini ; ameliyattan sonra morfin kullandığı iddiasının doğru olduğunu, bilerek ve takdir hakkını kullanarak yaptıklarını, pankreatitde bunun çok ileri bir tedavi yöntemi olduğu; ancak ameliyat sonrası hastayı takip etmemek, gerekli ihtimamı göstermemek, hastaneye uğramamak iddialarının tamamen gayri ciddi, yalan ve iftira olduğunu ”söylediği; savcılık tarafından 2 doktor hakkında “ tedbirsizlik ve dikkatsizlik veya meslek ve sanatta acemilik suretiyle ölüme sebebiyet verme “ suçlamasıyla dava açıldığı; ölenin eşi, Leyla Ezgi’nin İstanbul Tabip Odasına yaptığı şikayet üzerine İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu’nun 19.8.1998 tarihinde “ 1-Cahit Ezgi’nin 1. ameliyatından sonra ortaya çıkan tablo ve sonucun bir “hekim hatası” olarak değerlendirilemeyeceği, daha doğru olarak bir “komplikasyon” sayılmasının uygun olduğu. 1- Birinci ameliyat ile ikinci ameliyat öncesinden ikinci ameliyat sonuna kadar, hasta ve hasta sahiplerini yapılacak ameliyat, ameliyatın olası komplikasyon ve sonuçları, 1. ameliyat sonucu ortaya çıkan komplikasyon sonuçları ile ikinci ameliyatın sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmemiş olmasının bir “kusur” sayılması gerektiği” gerekçesiyle Dr. ...’ın 15 gün meslekten men cezası ile cezalandırılmasına karar verdiği; Dr. ...’ın bu karar yaptığı itiraz üzerine Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’nun 31.1.1999 tarihinde “Dr. ...’ın “hastanın kendisine duyduğu güveni bir başka hekime devretmek ve gerekli ihtimamı göstermemek” suretiyle deontoloji kusuru işlediği, bunun yanında cerrahi sonrası dönemde tıbbi uygulamalarda kusurlu olduğu “gerekçesiyle İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu’nun kararının onanmasına karar verdiği, Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Yüksek Sağlık Şurası’nın 11.9.1998 tarihli raporuna istinaden sanıklar hakkında 12.4.1999 ve 27.11.2000 tarihlerinde olmak üzere iki kez beraat kararı verdiği, bu kararların Yargıtay tarafından bozulması üzerine son olarak 18.6.2001 tarihinde 4616 sayılı kanun gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verdiği; Cahit Ezgi’nin eşi olan Leyla Ezgi’nin 26.10.1999 tarihinde vekili aracılığıyla mahkemeye başvurarak tazminat davası açtığı; 2) ... Hastanesinin 12.6.1996 giriş tarihli hasta müşahade evrakında; 12.6.1996 tarihinde pilor stenozu tanısıyla yatırıldığı, EKG ve akciger grafisi çekildiği, 13.6.1996 tarihinde ameliyata alındığı, eksplorasyonda midenin ileri derecede dilate olduğunun görüldüğü, postplorik bölgede ileri dereceği stenoz tespit edildiği, önce özefagokardik bölgede her iki vagus ortaya konarak trunkuler vagotomi yapıldığı, sonra midenin diseke edilerek duedonumun post plorik kesilip gömüldüğü, midenin 2/3 distal kısmının rezeke edilerek kısa urveli antetolik, , anisoperistaltik gastrojejunostomi oralis parsziyalis tarzında anastomoz yapıldığı, kanama kontrolünü takiben dren konularak kapatıldığı; 14.6.1996 tarihinde genel durumunun iyi olduğu NGT den 230 cc mayi geldiği, drenden bir şey gelmediği, hastanın mobilize edildiği, iyi tolere ettiği sorunu olmadığı, öğleden sonra ağrısı olduğu, analjezik yapıldığı, batının yumuşak, peristaltizm inisila olarak mevcut olduğu, saat 09:19 da lökosit 12.700, amilaz 173 bulunduğu saat 17.30 da lökosit 15.700, Homoglobin 15, hemotokrit %47 bulunduğu; 15.6.1996 tarihinde geceyi ağrılı geçirdiği, doladomon yapıldığı, sırt üstü yattığında ağrısının artması nedeniyle oturur vaziyette kaldığı, saat 13.17 de yapılan tetkikte amilaz 6302, lipaz 1385, alkalifosfataz 239, hemoglobin 16, hematokrit % 49 bulunduğu: yapılan abdominal sonografiede assendan kolon içinde minimal hareketlilik gösteren sıvı, dessandan kolon trajesinde ise muhtemelen fekaloid materyale ait yaygın görünüm izlendiği; aynı gün yapılan abdominal BT incelemesinde tüm kadranlarda yaygın sıvı ile dolu intestinal ve kolonik anzsların dikkai çektiği, sağ kadranlarda post op hava mevcut olduğu, pankreasın normal görünümde bulunduğu, peripankreatik yağlı dokuların açık olduğu, intra abdominal veya intra pelvik serbest sıvı görülmediği., ağrısı için epidural kateter takıldığı, bundan sonra rahatladığı, 16.6.1996 tarihinde gece tansiyonunu düştüğü, serumun hızlandırıldığı, trandelenbur pozisyonuna getirildiği, foley kateter konulduğu, dopamin baylandığı, gece saat 04.00 sıralarında NGT’den kanlı mayi geldiği, lavaj yapıldığı, epiduralden verilen marcainin stoplandığı, saat 05.22 de yapılan tetkikte lökosit 10200, hematokrit % 26 hemoglobin 8.4 kan transfüzyonu yapıldığı, saat 05.45 de ameliyata alındığı, ince barsakların tamamının mor esmer renkte olduğunun görüldüğü, daha önce yapılan gastrojejunostominin açıldığı, ince barsak mezoradiksinin saat istikametinin tersi yönünde 180vderece dönerek volvulus oluşturduğu ve buna bağlı olarak bütün ince barsaklarda ağır iskemi meydana geldiğini tespit edildiği, ince barsakların saat istikametinde 180 derece çevrilerek detorzsiyon yapıldığı, sonra barsakların üzerine sıcak kompresler konup devamlı yenileri ile değiştirildiği, yaklaşık yarım saat sonra barsak renginin açılmaya başladığı, kompreslere devam edildiği, mezo içinde barsak kenarına kadar iyi arteryal nabız alınabildiği, saatlerce beklenmesine rağmen ince barsaklarda gangren belirtisi olabilecek bir demarkasyon hattı oluşmadığı ve böylece primer bir barsak rezeksiyonu düşünülmeyip “second look” edildiği gastrojejunostominin distal ucundan bol miktarda kanlı barsak içi sıvı aspire edildiği, bunun iskemiye laterolateral Roux-Y tarzında gastrojejunostomi yapıldığı Duedonumdan gelen proksimal ucun da Roux-Y nin termino-lateral jejunostomisi olarak anastomoze edildiği, batın kapatılmadan önce yapılan son kontrolde barsak renginhin çok aşikar bir biçimde açıldığı, ancak jejunum distal kısımlarda segmenter olarak dama taşı gibi küçük alanların halen açık mor renkli olduğunun görüldüğü, daha sonra tabloyu karıştırmaması için appendektomi yapıldığ, safra kesesi fundusunda beslenme bozukluğuna bağlı bir nekroz geliştiği, fakat perforasyon görülmediği için safra yollarının drenajını sağlamak üzere bir petzer sondası ile kolesistomi yapıldığı, kanama kontrolünü takiben kapatıldığı, ameliyat sonrası yoğun bakıma alındığı, saat 11,53 de yapılan laboratuar tetkikinde hematokritin % 43, hemoglobinin 14, lökosit 8700 trombosit 140, alkalifosfataz 149,total bilurubin 65.37 bulunduğu; 17.6.1996 günü geceleyin entübasyon tüpünü tolere edemediği için tüpün çıkarıldığı, bundan sonra çok rahatladığı, batının yumuşak ve genel durumunun iyi olduğu saat 11.21 de yapılan tetkikte hemotokrit % 27, hemoglobin 8.8 lökosit 10500 saat 11.40 da hematokrit % 34.9, hemoglobin 9.6 olduğu, taze kanlar verildiği, 18.61996 günü genel durunun iyi, batının hafif , distandü bulunduğu, NGT’den 3400 cc mayi geldiği.19.06.96 günü geceleyin ateşinin 39 dereceye kadar yükseldiği. batının yumuşak bulunduğu.20.06.96 tarihinde tekrar ameliyata alındığı. Bol miktarda serbest sesosanginöz sıvı aspire edildiği, barsakların beslenmesinin düzelmiş cidarlarının kalın ve ödemli bulunduğu, hiçbir yerde perforasyon tespit edilmediği,. Anastomozların iyi bulunduğu, barsakların bol seum fizyolojik ile yakındığı, barsaklar üzerine mesh konarak batının ıçık bırakıldığı 21.06.96 tarihide Sol akciğerdeki epanşmanın ponksiyon yapılarak boşaltıldığı.. Sulu defekasyona çıktığı. Plevra sıvısında yapılan kültürün steril kaldığı; 23.06.96 tarihinde Vişne çürüğü tarzında kanlı defekasyona çıktığı. 25.06.96 tarihinde Genel durumunun iyi bulunduğu, pansumanın değiştirildiği. Defekasyona çıktığı, batının yumuşak bulunduğu. 27.06.96 tarihinde “second look” için ameliyata alındığı, ince barsakların cilt ile kenarlarda mühürlenmiş olduğunun görüldüğü, barsakların beslenmesi iyi olup peristaltik hareketlerin tespit edilmediği, fistül saptanmadığı, barsaklar çok frajil olduğundan batın içi eksplorasyondan vazgeçildiği, açılmış olan mesh sütürle kapatılarak ameliyata son verildiği, 27.6.1996 tarihinde balgam kültüründe Staphylococcus aureus ürediği, 29.06.96 tarihinde geceyi rahat geçirdiği, ateşinin yükseldiği, solunum terapisi yapıldığı, 30.06.96 tarihinde Ateşi olduğundan, paranox verildiği, 02.07.96 tarihinde NGT’den son 24 saatte 2100 cc mayi geldiği, genel durumunun iyi bulunduğu, ayağa kaldırıldığı, mukus tarzında defekasyona çıktığı.03.07.96 tarihinde ameliyata alındığı. Barsak ansların irrige edildiği batın tekrar açık bırakılarak barsaklar üzerine serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlar konulup ameliyata son 08.07.96 balgam kültüründe S.aureus ürediği; saat 15.00 de yoğun bakımdan servise çıkarıldığı, yaranın üst kısmında küçük bir ince fistülden gelen safralı mayinin yarayı çok kirletmesi üzerine aspirasyon sondası konarak devamlı aspirastöre bağlandığı, ateşi olduğu,. Soğuk uygulamaya devam edildiği,10.07.96 tarihinde saat 12.30 da ameliyata alındığı, barsakların bol bol irrige edimldiği, inisial iskemiye bağlı olarak fibrotik dejenerasyon gösteren distal ileum anslarının rezeke edildiği, toplam . Toplam dört adet ince bağırsak ucu içine gaz konarak batının açık bırkıldığı; ameliyattan sonra alt derenlerden Ameliyattan sonra alt drenlerden fazla miktarda kan gelmeye başladığı.Taze kan verildiği. kanamanın devam etmesi üzerine saat 22.15’de tekrar ameliyata alındığı, önceki ameliyatta rezeke edilen distal ileum ansları mezolarından kanamalar olduğu tespit edilerek sütürlü ligatürlehemosztaz sağlandığı, ameliyattan sonra yoğun bakıma alındığı drenlerden önemli bir kanama görülmediği 11.07.96 tarihinde hastanın servisi alındığı.. Ancak ateşinin yükseldiği soğuk uygulama yapıldığı. 12.07.96 tarihinde tekrar ameliyata alındığı, barsak ansları arasında herhangi bir koleksiyon tespit edilmediği, devitalize barsak anslarının görülmediği, gazlar konup batının açık bırakıldığı, ameliyat sonrası hastanın genel durumunun iyi 19.07.96 tarihinde Drenlerden dört tanesinin çıkarıldığı bulunduğu sol akciğer bazelde havalanma azlığı bulunduğu, ateşi olmadığı 23.07.96 tarihinde ateşinin yükseldiği ve soğuk uygulama yapıldığı, 24.7.96 tarihinde sol akciğerde tekrar epanşman geliştiği görülerek, kapalı drenaj sağlandığı.29.07.96 tarihinde Zaman zaman tansiyonunu yükseldiği ve çarpıntısının olduğu. 06.08.96 tarihine kadar genel durumunun iyi olduğu, 07.08.96 tarihinde titremelerle ateşinin yükseldiği, soğuk uygulamayı reddettiği, kraşe çıkardığı. Batının yumuşak olduğu, 09.08.96 tarihinde batın yarası üzerine granülasyonu hızlandırmak için Peru Balsam’ı tatbik edildiği, koridorlarda dolaştığı, santral kateterin çıkarıldığı, 15.08.96 ve 16.8.1996 tarihlerinde Ateşi olduğu. 18.08.96 tarihinde hafif bir mide kanaması olduğu. Bir ünite kan verildiği. 19.08.96 tarihinde, batından alınan kültürde klebsiella ürediği, 28.08.96 tarihinde iki saatliğine hastaneden çıkarılarak araba ile boğaza götürüldüğü. 02.09.96 tarihinde kalkıp koridorda dolaştığı dinlemekle akciğerlerde kaba raller tespit edildiği, batında fistülden gelen ifrazata bağlı olarak kızarıklık ve yanma mevcut olduğu, diürezi ve drenajının iyi bulunduğu, 09.09.96 tarihine kadar Akşamları ateş yükselmelerin devam ettiği. Başka sorun olmadığı, İnce bağırsakların iskemi sonrası rejenere olmasnını beklendiği, daha sonra parsiyel rezeksiyon yapılarak anastomozlar ile bağırsak bütünlüğünün sağlanacağı. 16.09.96 tarihinde balgamdan kültüründe gram(-) bakteriler ürediği; 24.09.96 tarihine kadar genel durumunun iyi olduğu;25.09.96 tarihinde Ameliyata alındığı; topyam dört adet fistülüze edilmiş barsak uçlarının bulunarak prepare edildiği, ileum anslarının fibrotik dejenerasyona uğramış ve böylece lümeni daralarak bir boru şeklini almış olduğu, mukozası fibrotik antrofili kısımlarını rezeke edildiği, geriye ileoçekal valveden oral istikamette 20 cm lik bir salim ileum urvesi ile Roux-Y anastomozun jejunustomi ayağıonda 15 cm lik bir jejum ansının salim olarak korunabildiği, her iki üç termino-terminal jejunoileostomi tarzında anastomoz yapılara barsak bütünlüğünün tamamlandığı, mediden Roux-Y nin alt nastomozuna kadar 50 cm lik bir jejunum ansı ile Treil den itibaren jejuno-jejunostomiye kadarn 10 cm lik salim jejunum olmak üzere toplam 95 cm lik bir ince barsağın salim olarak kaldığı, kolesistostomi yeri mühürlü olduğundan hiç eksplore edilmeksizin bırakıldığ, batının irrige edildriği, kanama kontrolünü müteakip primer olarak kapatılıp ameliyata son verildiği, 26.09.96 tarihinde Ameliyat sonrası tansiyonun düştüğü, dopamin verildiği, 30.09.96 günü makattan gaz çıkarmaya başladığı,01.10.96 tarihinde Kalkıp dolaştığı. Genel durumunun iyi bulunduğu 04.10.96 tarihinde Sulu olarak iki kez defekasyona çıktığı, 05.10.96 tarihinde, dikişlerin atlanarak alındığı. Ateşinin yükselmeye başladığı, 06.10.96 titremelerle ateşinin yükseldiği, öksürükle bol kraşe çıkardığı. 08.10.96 tarihinde solunum sıkıntısı başladığı. Akciğer grafisinde önceki güne göre diffuz pnömoni bulunduğu, 09.10.96 tarihinde Antibiyotik ve oksijen verildiği.10.10.96 tarihinde Solunum yetmezliğinin arttığı, oksijen satürasyonunun düştüğü, yoğun bakımda entübe edilerek ventilatöre bağlandığı 11.10.96 tarihinde Bilirubinlerinin yüksek bulunduğu, ateşinin yükseldiği, balgam, koledok dreni ve yaradan alınan kültürde staf. Aureus ürediği. Antibiyotik başlandığı. 13.10.96 tarihinde idrar miktarının azaldığı, yara alt kısmından sızıntı şeklinde kanaması olduğu. genel durumunun kötü, şuurunun kapalı bulunduğu 15.10.96 tarihinde APT 79’a yükseldiği, DİC geliştiği, 16.10.96 tarihinde Taze kan ve trombosit suspansiyonları verilmesine rağmen trombosit sayısının 20.000, kreatinin 4,3’e çıktığı, bilirubin 15 olduğu, Böbrek ve karaciğer yetmezliği geliştiği. 17.10.96 tarnihindea DİC’e karşı heparin verildiği, batının yumuşak olduğu defekasyona çıktığı, genel durumunun kötü, şuuru kapalı respiratuarda iken hemofiltrasyona devam edildiği, balgam kültüründe pseudomonas ürediği; 25.10.96 tarihine kadar bu durumda devam ettiği, akşam tansiyonunu düşmeye başladığı, kan gazlarının çok kötü olduğu 26.10.96 tarihinde diyalize başlandığı, devamlı aspire edilmesine rağmen siyanoze durumda olduğu, kan gazlarının çok kötü ve tansiyonun düşük olduğu, multipl organ yetmezliği geliştiği. Saat: 20.20 kardiak arrest ile ex olduğu. 3) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğreitm Üyesi Prof.Dr..... imzalı 6.3.1998 tarihli Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına hitaben yazısında; Pilor Stenozu nedeniyle 13.6.1996’da hastaya yapılan ameliyat, anastomoz tipi hariç doğru olduğu. İlk üç gün ağrı olabileceği. O nedenle en azından ilk 24 saat narkotik ağrı kesiciler kullanılması gerektiği, ancak hastada kullanılmadığı, alışılmışın dışında çok şiddetli ağrıdan yakınan hastanın yakından izlenmesi gerktiği, bu sorumluluğun 15.6.1996 günü yerine getirildiği Ayrıntılı laboratuvar testleri ve BT pankreası normal gösterdiği halde, hastada (postop pankreatit) geliştiği düşünülerek, tedavi ona göre düzenlendiği, Amilaz ve Lipaz değerleriyle BT bulguları uyuşmadığı, hekim karar vermekte gerçekten zorlanabileceği ama Hemotokritin düşmesi, taşikardi, albüminin hızla düşmesi, BT’ de barsakların içinin sıvı ile dolu olması, belki hekimlerin dikkatini bir başka olaya yöneltme sinin gerekeceği, belki de karın bulgularının çok iyi değerlendirilmesi halinde seydi, relaparotomiye daha erken karar verileceği, bunun da şüphesiz hasta için çok iyi olabileceği ,İlk ve ikinci relaparotomilerin çok yararlı olduğu, belki zorunluluk nedeniyle “kısa urveli antekolik gastrojejunostomi” nin bozulduğu ve yerine, daha doğru ve daha yararlı olan teknik “Roux_en_Y”nin kullanıldığı; Rezeksiyonsuz, barsaklar kurtarıldığı. İkinci relaparotomi, barsakların salim olduğunu gösterdiği, sonraki relaparotomilere neden ihtiyaç duyulduğunun, ameliyat raporlarında açıkça belirtilmediği (kanama nedeniyle yapılanın hariç). Ama barsaklarda fibrotik dejenerosyonun olmasının, yani barsakların büzüşüp sicime dönmesi volvulusa bağlı ağır barsak iskemisinin sonucu olması gerektiği ;bu arada hastanın ağır bir zatürre geçirdiği,hastalık haftalar sonra, Ağustos’un ortalarında,radyolojik olarak iyileştiği, hastanın beslenmesi tamamen damar yolundan yapıldığı, son ameliyata alındığında hastanın halen 38 derece civarında ateşi olduğu ve muhtemelen immün sistteminin ileri derecede zayıf bulunduğu; Son ameliyatta yapılanları da doğru kabul etmek gerektiği. zira çalışmayan barsakları çıkarıp, çalışanları birbirine dikerek devamlılığı sağlamanın k gerektiği, ancak o sırada hastanın direncinin nasıl olduğu,ateşinin sebebinin ne olduğu, ameliyat zamanlamasının doğruluğu hususuna sonradan ve dışarıdan cevap vermenin çok zor olduğu;ölüm nedeninin kuşkusuz yapılan son ameliyat olmadığı, ama ölüme götüren sepsis ve multi organ yetmezliğinin failinin post op gelişen ağır bronkopnomoni olduğu, bronkopnömoninde ilk relaparotomi sonrasından beri, bazen biraz gerileyerek hep mevcut olduğu. Pnömoninin de sebebinin şüphesiz sadece sigara olmadığı, post-op duyulan şiddetli karın ağrıları ve gelişen ileusla beraber intraabdominal ödem ve sızıntıların, diyafragma hareketlerini ileri derecede kısıtlayarak solunumu bozduğu ve bronkopnömoni oluşmasına neden olduğui,yani sonuçta, ölümün indirekt sebebinin, ilk ameliyatı izleyen ilk üç gün olduğu. O ilk 3 gün içinde hekimler vizite yapmamışlarsa elbette bunun ağır bir kusur olacağı ,böyle bir kusurun anlayışla karşılanması değil, ona ses çıkarılmamasının bile, mesleğe ihanet olacağı, eğer hekimler, büyük bir sorumsuzluk örneği göstererek, hastalarını izlemiyorlarsa, hastane yönetiminin devreye girerek, sorunu çözmesi gerekirdi. Burada hasta yakınlarının hastane yetkililerine başvurduklarını söyledikleri, ancak . bunu ispat edip edemeyeceklerinin belli olmadığı, ama haklarında şikayet dilekçesi verilen hekimlerin hastayı yakından izlediklerini söylediklerine göre bunun böyle olmadığnı ispat etmenin hasta yakınlarının görevi olduğu. 4) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının Leyla Ezgi’nin dilekçesi üzerine düzenlenmiş 3.7.1998 tarihli bilirkiş raporu: 1- Şahsın 13.6.1996 tarihinde geçirdiği trunkuler trunkular vagatomi + subtotal mide rezeksiyonu+gastrojejunostomi-Billroth II ameliyatından sonra ortaya çıkan klinik tablonun değerlendirilmesi için gerekli laboratuar tetkiklerinin yapılmış olmasına rağmen; tetkik sonuçlarının akut pankreatit tanısı için spesifik olmadığı halde ısrarla akut pankreatit tanısı üzerinde durulup bu yönde konservatif tedavi uygulanmasının, tablonun ağırlaşmasına rağmen zamanında ayırıcı tanı yapılamayarak, klinik tabloyu oluşturan asıl nedenin post operatif olarak gelişen volvulus olduğunun ancak; 16.6.1996 tarihinde yapılan ameliyatta ortaya çıkarılabilmesinin, dolayısıyla gecikmeye neden olunmasının; teşhis esnasında bir nitelendirme kusuru oluşturduğu, 2. İncelenen belgeler içerisinde doktor orderleri ve hemşire takip formları bulunmadığından hangi hekimin hangi tarih ve saatte hastayı ziyaret ettiğinin dolayısıyla hasta takibinin ne ölçüde özenli yapıldığının değerlendirilemediği; bu konuda bir fikir edinilmesi için söz konusu belgelerin incelenmesi gerektiği, olayla ilgili olarak yapılan şikayetteki olumsuzlukların doğruluğunun ispatı yükünün hasta yatkınlarına ait olduğu, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen klinik tablo mevcut iken şikayette belirtildiği şekilde tedaviden birinci derecede sorumlu hekimlerin hastayı ziyaret etmemesi doğrulanabildiği takdirde bunun söz konusu hekimler açısından ağır bir özen kusuru oluşturacağı; 5) Yüksek Sağlık Şurasının 11.9.1998 tarihli kararında; Hastada ilk ameliyattan sonra gelişen volvulusun doktorların hatkalı ameliyat yapmasından kaynaklanmayan bir komplikasyon olup tedavi kusuru niteliğinde olmadığı,teşhis için de gerekli muayene ve tetkiklerin eksiksiz olarak yapıldığı, doktorların hastayı ilk ameliyatından sonra gelip gördükleri, gerekli özen ve dikkati gösterdikleri anlaşıldığından gerek Prof.Dr. ...’a ve gerekse Op.Dr. ...’e atfedilebilecek herhangi bir kusurun sabit olmadığı; 6) Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulunun 6.2.2002 tarihli raporunda; İncelenen belgeler içerisinde doktor orderleri ve hemşire takip formları bulunmadığından hangi hekimin hangi tarih ve saatte hastayı ziyaret etiğinin, dolayısıyla hasta takibinin ne ölçüde özenli yapıldığının değerlendirilemediği;1- Zamanında üç boşluk açılarak otopsi uygulanmamış olmakla birlikte; düzenlenen hastane evrakında belirtilen bulgulara göre, trunkular vagatomi + subtotal gastrektomi (Billroth II) ameliyatının tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyat sonrası gelişen volvulusun uygulanan ameliyatın beklenir komplikasyonu olduğu,. Ancak volvulus tanısı konularak gerekli ameliyat ve tedaviyle başlanmasında gecikme olduğu, 16.6.1996 tarihinde ve müteakip tarihlerde uygulanan ameliyat ve tedavilerin de tıp kurallarına ugun olduğu, 2- Hastanın tedavisini üstlenen hekimlerin birinci ameliyattan sonra gelişen volvulusun tanı ve tedavisinde geç kalmaları nedeniyle kusurlu oldukları mütalaasına varıldığı; 7) Ankara Ün.Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç Dr. … Prof. Dr….. ve Prof. Dr…. imzalı 24.7.2002 tarihli bilirkişi raporunda; Cahit Ezgi’nin ameliyat öncesi tanısının ve “pilor Stenozu” olduğu, bu tanı konulduğunda tedavinin ameliyat olacağı, yapılan ameliyatın da doğru ameliyat tekniklerinden biri olduğu, ancak buna rağmen de volvulus gelişebileceği; ameliyatın bir ekip tarafından yapıldığı ve yine aynı ekip tarafından takip edildiği, ameliyat ekibinden birinin hastanın takibinde çok rol üstlendiğini, cerrahın hastayı yeterince takip etmediği tarzındaki iddianın daha baştan cerrahinin uygulanış şekline ters düştüğü, ekibin bir büktün olduğu, Prof. Dr....’ın ameliyat ettiği bir hastayı izlemediği ifadesinin inandırıcı gelmediği, hastayı izlemenin her an yanında olup elini tutmak demek olmadığı, güvenilen bir ekip var ise ve irtibatta bulunuluyorsa mutlaka hastanın başında olması gerekmediği; hastanın takip edilmediği takip sırasında düşünülen komplikasyonun pankreatit olduğu ve uygulanan tedavilern ve tetkiklerin bu tanrıya yönelik bulunduğu; hekimliğin en zor branşlarından birinin, aslında en zorunun genel cerrahi olduğu, çünkü karnın bir kapalı kutu olduğu, hele ameliyat edilmiş karnın cerrah için bazen kabız olduğu, hastanın genellikle ameliyat sonrası analjezik ve antibiyotik alıyor olmasının oluşabilecek komplikasyonları doğru değerlendirebilme şansını bazen imkansız kıldığı, tanıda ve tedavide gecikmelere yol açtığı, genel cerrahların tanıda ve uygulamada klinik semptom ve bulguları ön planda tutukları,laboratuar ve radyolojik tetkikleri ancak klinik şüpheyi desteklendiği zaman ön plana aldıkları, yani asıl olanın laboratuvar değil klinik olduğu, bazen laboratuarları ve radyolojinin klinik ile uyumlu olmadığı, cerrah bu derece karışık tablo içerisinde doğruyu bulmaya çalıştığı, bu vakada cerrahların mide rezeksiyonu sonrası görülebilen bir komplikasyon olan akut pankreatiti düşündükleri , buna işaret eden bir çok bulgu da mevcut olduğu, bu vakanın kısa sürede doğru tanı konması zor bir komplikasyonun geliştiği bir hasta olduğu, aradan geçen sürenin çok uzun olmadığı, hastanın ikinci ameliyatından ölümüne kadar geçen z-süre içerisinde geçirdiği bir çok ameliyat ve yapılan işlemlerin cerrahlar için ders alınacak nitelikte bulunduğu, sonuçta hastanın ağızdan beslenen ve gaz-gaita çıkarabilen bir hasta haline getirildiği, ölüm sebebinin açıkça görüldüğü gibi hastane enfeksiyonu olduğu, dünyanın bir çok yerinde bu durumun bulunduğu, olayın bir komplikasyon olup hekimlerin suçsuz olduğu, cerrahin bir ekip işi olup operatöründe hastayı takip edebileceği; tabip odasının davranışının akıl almaz nitelikte bulunduğu, adı “Onur Kurulu” olan bir kurulun yaptığının ismi ile tezat olduğu, bir cerrahın kongrelere giderken geride bıraktığı hastalar dolayısıyla tabip odası mantığına göre ömür soyu meslekten men edilmesinin bile gerekebileceği, komplikasyon karşısında bu derece duyarlı davranan bu odaların ülkenin sağlık problemlerinin çözümünde de aynı hassasiyeti göstermelerini bekleneceği; Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen özel bilirkişi raporunun reddedildiği; Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu raporunda genel cerrah olarak yalnızca Prof. Dr......'un imzasının bulunduğu, resmi nitelikteki bu rapora do katılmadıkları; takdirin mahkemeye ait olduğu ancak mesleki tecrübeleri en üst noktalarda olduğu görünen ve hiçbir şeyi saklamadan samimi ifade ile anlatın bu iki cerrahın daha fazla üzülmesinin doğru olmayacağı, bu zor mesleğin uygulayıcıları olarak bilirkişi sıfatı ile davranırken biraz daha bilimsel, biraz daha vicdanlı, biraz daha insaflı olması durumunda hiçbir davanın bu kadar uzun sürmeyeceği kanaatine varıldığı kayıtlıdır. SONUÇ: 1) Zamanında üç boşluk açılarak otopsi uygulanmamış olmakla birlikte; düzenlenen hastane evrakında belirtilen bulgulara göre 13.6.1996 tarihinde uygulanan trunkular vagotomi+subtotal gastrektomi (Billroth II) ameliyatının tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyat sonrası gelişen volvulusun uygulanan ameliyatın beklenir komplikasyonu olduğu, ancak volvulus tanısı konularak gerekli ameliyat ve tedaviye başlamasında gecikme olduğu, 16,6,1996 tarihinde ve müteakip tarihlerde uygulanan ameliyat ve tedavilerinde tıp kurallarına uygun olduğu; 2)Hastanın tedavisini üstlenen Dr….’ın birinci ameliyattan sonra volvulusun tanı ve tedavisinde geç kalması nedeniyle 2/8 ( sekizde iki) oranında kusurlu olduğu. Dr. ...’e atfı kabil kusur bulunmadığı oy çokluğu ile mütalaa olunur Uzm..Dr. Doç.Dr. Prof.Dr. Genel Kurul Başkanı Üye 1.İht.Krl Bşk.Adli Tıp UZm. Üye Kardiyoloji Uzm Prof.Dr Prof.Dr. Prof.Dr. Üye Genel Cer.Uzm. Üye 2.ht.Krl.Bşk.A.T.UZm. Üye Göz Hast.Uzm. Dr. (MUHALİF) Dr. (MUHALİF) Prof Dr. Üye 3.İht.Kr.Bşk. A.T.UZm. Üye Adli T.UZm. Genel Cerrahi Uzm. Dr. Prof.Dr. Prof Dr Üye Ort.Trav.Uz. Üye İç Hast.UZm. Üye Gögs.Hast.Tüber Uz. Dr. Dr. Dr. Üye 4.iht.Kurulu Başk Ruh Sağ.UZm Üye Adli T.Uzm ÜyeRuh.Sağl.-Hast Uzm. Prof.Dr. Prof.Dr Prof.Dr. Üye Nöro Psk.Çck.Ruh.Sağl Üye Nöro-Psky.Uzm. Anotomi Uzm. Prof.Dr.
|
| Bağlantı |
29/11/2007 - ADLİ TIP GENEL KURUL RAPORUNA MUHALEFET ŞERHİ |
MUHALEFET ŞERHİ Cahit Ezgi’nin pilor stenozu nedeniyle 13.6.1996 tarihinde ameliyat edildiği; trunkal vagatomi- subtotal mide rezeksiyonu – gastrojejunostomi-Billroth II ameliyatı yapıldığı, ameliyat sonrası şahısta giderek artan karın ağrısı şikayetlerinin başladığı ‘akut pankreatit’ tanısı ile konservatif tedavi cihetine gidildiği, ancak karın ağrılarının geçmediği, 15.6.1996 tarihinde amilaz ve lipaz değerlerinin normalin üstünde bulunduğu, çekilen BT de, batında tüm kadranlarda yaygın sıvı ile dolu intestinal ve kolonik ansların dikkati çektiği,sağ kadranlarda post operatuvar hava mevcut olduğu , pankreasın normal görünümde olduğu, peripankreatik yağlı dokuların açık olduğu, intra abdominal veya intrapelvik serbest sıvı görülmediği,ağrısı için epidural kateter takıldığı, 16.6.1996 tarihinde gece tansiyonun düştüğü,NGT den kanlı mayi geldiği,lavaj yapıldığı,epiduralden verilen Mercainin kesildiği,saat 05:45 de ameliyata alındığı, ince barsaklarının tamamının mor esmer renkte olduğunun görüldüğü, daha önce yapılan gastrojejunostominin açıldığı, ince barsak mezoradiksinin saat istikametinin tersi yönünde 180 derece dönmüş olduğu , volvulus oluşturduğu, daha sonra bir dizi operasyonlar yapıldığı,ancak gelişen olaylar sonucu şahsın kaybedildiği anlaşılmakla; İlk ameliyat sonrası şahısta karın ağrısı şikayetleri başladığında, pankreatit ihtimali düşünülerek buna yönelik konservatif tedavi uygulanmasının yerinde olduğu, ancak karın ağrılarının ilk günlerde verilen analjeziklere rağmen geçmemesi ve daha da şiddetlenmesi ve nihayet çekilen BT de ‘ pankreasın normal’ bulunması ve pankreas etrafındaki yağlı dokuların normal olduğunun görülmesi, hematokritin düşmesi, taşikardi, albuminin hızla düşmesi, BT de barsakların sıvı ile dolu olduğunun görülmesinin başka ihtimalleri de düşündürmesi gerektirirken bunun yapılmadığı, aksine ağrıyı kesmek için hastaya epidural kateter takıldığı ve buradan güçlü analjezik verilerek tablonun daha da tanınmaz hale getirildiği, böylece .ağır bir tanı kusuru işlendiği, dolayısıyla ameliyatı yapan hekim Prof.Dr. ...’ın kusurlu olduğu ve kusur oranının 4/8 (sekizde dört) olduğu, kendisine ameliyatta yardımcı olan ve daha sonra hastane takibini üstlenen Dr. ’e atf-ı kabil bir kusur bulunmadığı görüşünde olduğumuzu bildirir muhalefet şerhimizdir. MUHALEFET
1) Dr.F. A.’ın 2/8 oranında kusurlu olduğu; 2) Ekipteki diğer hekim Dr....’ün uzman olduğuİ hasta ameliyat sonrası takipte Dr. ... ile birlikte yer aldığı, hasta bulgularının değerlendirilmesinde uzmanlığı olması nedeniyle tıbbi söz hakkının bulunduğu; ayrıca bu doğrultuda da Dr.... ile beraber tanı da geç kalınmasında kendisinin de kusurlu olduğu ve kusur oranının 1/8 olduğuna dair muhalefet şerhimizdir. |
| Bağlantı |
29/11/2007 - ADLİ TIP KURUMU RAPORU |
T.C. ADLET BAKANLIĞI Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1.İhtisas Kurulu A.T.No: 110-17012002-0397-121 Karar No:136 İst.6.Şubat 2002 Şişli 5. ASLİYE HUKUK Mahkemesi’nin 113.12.2001 tarih ve 1999/1100 sayılı yazısı ile CAHİT EZGİ gönderilen hakkındaki evrak tetkik edildi. Davalılara atfi kabil herhangi bir kusur bulunup bulunmadığı sorulmaktadır. 12.6.1996 tarihinde mide ağrısı şikayeti ile ……Hastanesine yatırıldığı pilor stenozu tanısı ile Prof.Dr… ve Op.Dr….. tarafından 13.6.1996 tarihinde ameliyat edildiği uygulanan ameliyat ve tedavilere rağmen 26.20.1996 tarihinde öldüğü bildirilen Cahit Ezgi hakkında düzenlenen adli dosyada mevcut; 1- Eşi Leyla Ezgi’nim ifadesinde; eşinin 12.6.1996 tarihinde oniki parmak barsağı darlığı nedeniyle hastaneye yatırıldığı, 13.6.1996 tarihinde ameliyat edildiği, ameliyattan hemen sonra karın ağrıları başladığı karın ağrılarının artarak devam ettiği, Dr….’ın damar yolu ile ağrı kesici verdiği, profosörü aramalarına rağmen bulamadıkları, hastanın ağrısını dindirmek için morfin verildiği, Dr. ….’ün ısrar edilmesine rağmen gelip hastaya bakmadığı, ilk operasyondan 60 saat sonra 2. operasyon yapıldığı, 2- …..Hastanesince düzenlenen hastane evrakında; 12.6.1996 tarihinde pilor stenozu ameliyatı için yatırıldığı, 13.6.1996 tarihinde ameliyata alındığı,trunkular Vagotomi+subtotal gastrektomi (Billroth II) uygulandığı, batının açıldığı, pilor stenozu ve midenin ileri derecede dilate olduğu, önce trunkuler vagatomi yapıldığı sonra mide sklete edilerek duodenumun darlık bölgesinden kesilerek gömüldüğü; miden 2/3 ü rezeke edilerek antekolik, anisoperistaltik gastro jejunostomi cralis parsialis tazında anastomoz yapıldığı, kanama kontrolünü takiben dren konularak ameliyata son verildiği, 14.6.1996 genel durum iyi nazogastrikten 230 cc mayi geldiği,drenden bir şey gelmediği, 15.6.1996 gece ağrıları olduğu, daloodamon yapıldığı,sırt üstü yatışta ağrısının artması nedeniyle oturu vaziyette kaldığı, amilaz ölçülüp 607 geldiği USG de pankreasda önemli bir büyüme tespit edilmediği, ağrısı için epitural katater takıldığı, rahatladığı batın CT yapıldığı, barsak anslarının mayi ile dolu olduğu, ve barsakların kısmen dilate olduğunun görüldüğü lipazın 1385 olduğu, 16.6.1996 gece hipotansiyon geliştiğinden serumun hızlandırıldığı, dren telen bung pozisyonuna getirildiği, foley idrar kateteri konduğu dopamin başlandığı, saat 04.00 te NGT’den kanlı mayi geldiği,lavaj yapıldığı epidural kataterden verilmekte olan marcaines toplandığı, Htc;26,Hb:8.4 Lökosit 10.200 bilurubin 6, alkelen fosfataz 149,GOT: 462,GPT:363, gamma GT:81,olup kan transfüzyonları yapıldığı, Saat 05.45 te ameliyata alındığı,ameliyat notunda; ince barsakların tamamının mor esmer renkte olduğu, orta derecede serasengiroz serbest sıvı mevcut olduğu, daha önce yapılan kısa urveliantekolik anizoperstaltik gastrojejunostominin tersi yönünde 180 derece dönerek volvulus oluştuğu ve buna bağlı olarak bütün ince barsaklarda ağır iskemi medya geldiği, ince barsaklar saat istikametinde 180 derece çevrilerek detorsiyon yapıldığı, sonra ince barsaklar üzerine sıcak batın kompresleri konularak devamlı yenileri ile değiştirildiği, yaklaşık yarım saat sonra barsak renginin açılmaya başladığı ve sıcak ıslak kompreslere devam edildiği, mezo içinde bar sak kenarına kadar iyi arteryal nabız alınabildiği, saatlerce beklenmesine rağmen ince barsaklarda kangren belirtisi olabilecek damarkasyon hattı oluşmadığı ve böylece primer bir barsak rezeksiyonu düşünülmeyip ‘’second look’’ ameliyatlarda barsakların beslenme durumunun değerlendirilmesinin ön görüldüğü, açılan eski gastrajejunostominin distal ucundan bol miktarda kanı barsak içi sıvıyı aspire edildiği, bu iskemiye bağlı mukoza kanamaları olarak değerlendirildiği daha sonra bu distal barsak ucu kapatılarak lateral-lateral Roux-Y tarzında gastrojejunostomi yapıldığı, duodenumdan gelen proximal uç da Roux-Y nin termino lateral jejurjejunostomisi olarak anastomoze edildiği,batın kapatılmadan önce yapılan son kontrol da barsak renginin çok aşikar biçimde açıldığı, ancak jejurum distal kısımlarında segmenter olarak dama taşı gibi küçük alanların ala açık mor renkli olduğu, daha sonra klinik tabloyu karıştırmaması için appentektomi yapıldığı, ince barsak mezo radiksinin volunlusuna bağlı olarak bu kısmın treiz bölgesi üzerine yaptığı bası neticesi duedenum ve safra kesesinin dolu ve gergin olduğu, bu yüzden safra kesisi fundusunda beslenme bozukluğuna bağlı bir nekroz geliştiği fakat perforasyon görülmediği için safra yollarının drenajını sağlamak üzere bir petrez sondası ile kolesistostomi yapıldığı, kanama kontrolünü müteakip batın rezorbabl materyallerle cilt stepleri ile kapatılarak ameliyata son verildiği,c ameliyat sonrası yoğun bakıma alındığı, 17.6.1996 gece entübasyon tüpünün tolere edemediği için çıkartıldığı,bundan sora çok rahatladığı, batın yumuşak genel durumu iyi,amilaz 512, lipazın 163 e düitüğü, bilurubin 1,36 tespit edildiği, taze kan verildiği, saat 11.40 ta Htc 34 Hb: 11.1 olduğu, 18.6.1996 genel durumu iyi batın hafif distandü NTG de 3400 cc mayi geldiği, 19.6.1996 ateşin 39mdeereceye yükseldiği, 20.6.1996 second look için tekrar ameliyata alındığı, ameliyat notunda; batın açıldığında, bol miktarda serbest sero sanginoz sıvı aspire edildiği, kültür alındığı, bütün barsakların beslenmesi düzelmiş cidarları kalın ve ödemli olduğu, hiçbir yerde perferasyon bulunmadığı,anastomozların iyi olduğu, barsakların bol olarak serum fizyolojik ile yıkandığı, barsakların üzerine mesh konarak batının açık bırakıldığı, 21.6.1996 sol akciğerdeki epanşmanın ponksiyon yapılarak boşaltıldığı,sulu defakasyona çıktığı, 23.6.1996 vişne çürüğü tarzında kanlı defekasyona çıktığı,ağrısı olduğu, 24.6.1996 batın yumuşak, ateşinin yükseldiği, bol sekresyonu olduğu, balgamçıkartamadığı, 26.6.1996 epidural kataterden analjeziklerin stoplandığı, 27.6.1996 tarihli ameliyat notunda; narkoz altında açık bırakılmış batına mesh ortasından açılarak girildiği, ince barsakların cilt ile kenarlarda mühürlenmiş olduğu, ince barsakların beslenmesi iyi olup peristaltizm olmadığı, fistül tespit edilmediği barsakların çok frajil olduğundan batın içi explorasyondan vaz geçildiği, orta hatta açılmış olan mesh sütürle kapatılarak ameliyata son verildiği, 29.6.1996 geceyi rahat geçirdiği, ateşinin yükseldiği, solunum terapisi yapıldığı, 30.6.1996 ateşi olduğu, paranox verildiği, 2.7.1996 NGT’den son 24 saattir 2100 cc mayi geldiği, safra dreninden 200 cc safra geldiği, 3.7.1996 second look için ameliyata alındığı, ameliyat notunda, barsaklar üzerindeki meshin çıkarıldığı, barsak anslarının irrige edildiği, kenarlarda cilt hafif dekole edilerek altında koleksiyon olup olmadığı araştırıldığı, batın tekrar açık bırakılarak barsaklar üzerine serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlar konularak ameliyata son verildiği, 6.7.1996 ateş dışında genel durum iyi NGT çıkarıldığı, 8.7.1996 yoğun bakımdan servise çıkartıldığı, yaranın üst kısmında küçük bir ince barsak fistülünden gelen safralı mayinin yarayı çok kirletmesi üzerine yara üzerine aspirasyon sondası konarak devamlı aspiratöre bağlandığı, NGT takıldığı, 10.7.1996 yara üzerinde kanama başladığı hasta second look için ameliyata alındığı, fibrotik dejenerasyona uğramış ince barsak anslarının rezeke edildiği, toptan 4 adet ince barsak ucu açık bırakılarak fiztülize edildiği, Douglas’a ve batın yanlarına toplam 4 adet dren konulduğu, ameliyat sonrası alt drenlerden fazla miktarda kan gelmeye başladığı, taze kan verildiği, tüm tedbirlere rağmen kanama devam ettiğinden saat 22.00 de tekrar ameliyata alınarak explorasyon yapıldığı, önceki ameliyatta rezeke edilen ince barsak mezolarından kanamalar görülerek sütürlüligatürle hemostaz sağlandığı, drenlerde önemli bir kanama bulunmadığı, 11.7.1996 yoğun bakım sevisinden çıkartıldığı, genel durumunun iyi olduğu, ancak ateşinin yüksek olduğu, 12.7.1996 second look için ameliyata alındığı, barsak ansları gözden geçirilip irrige edildiği, barsak ansları arasında herhangi bir koleksiyon tespit edilmediği Devitalize barsak ansları görülmediği, amelyat sonrası hasta rahat genel durumunun iyi olduğu, 19.7.1996 tarihine kadar herhangi bir problem olmadığı, drenlerden 4 tanesinin çıkartıldığı, 20.7.1996 zaman zaman yara üzerindeki fistüllerden akıntı çoğaldığında NGT den gelenin azaldığı, 23.7.1996 titremelerle ateşinin yükselmeye başladığı, 24.7.1996 Akciğer grafisinde solda epanşmanın tekrar geliştiğinin tespit edildiği,toraks tüpü konarak kapalı drenaj sağlandığı, 25.7.1996 kolesistostomi dren fiksasyon dikişi yenilenerek samlaştırıldığı, yara yüzeyindeki fistül ağzı açılarak genişletildiği, 27.7.1996 yara kenarları granulasyonun dokusuyla tamamen mühürlendiği, 29.7.1996 zaman zaman tansiyonun yükseldiği, çarpıntısının olduğu 9.8.1996 batın yarası üzerinde gronulasyon dokusunu hızlandırmak için peru balsam’ı tatbik edildiği, mobilize edildiği, koridorda dolaştığı,santral kataterin çıkarıldığı, 17.8.1996 kolosistostomi dreninden kolonjiografi yapıldığı, koletek nurmal çapında, içinde kontrost bulunmadığı, kontrast maddenin duedonuma geçişinin tamamen normal olduğu, treitzden sonraki 10-15 cm.lik proksimal jejunumda peristaltizmin mevcut mukoza yapısı ve villus derinliğinin normal olduğu, 18.8.1996 dün akşam hafif bir mide kanaması olduğu, sonra NGT den gelen sıvının renginin açıldığı, 28.8.1996 hasta iki saatliğine hastaneden çıkartılarak araba ile boğaza götürüldüğü, 2.9.1996 kalkıp koridorda dolaştığı, 4.9.1996 gece ateşi 38 dereceye yükseldiği, genel durumunun iyi olduğu, 9.9.1996 akşamları ateş yükselmesinin devam ettiği, ince barsakların iskemi sonrası rejenere olmasının beklendiği, sonra parsiyel rezeksiyon yapılarak anastomozlarla barsak bütünlüğünün sağlanacağı, 25.9.1996 hasta ameliyata alındığı, açık bırakılan batın yüzeyindeki granülasyon dokusu da çıkartılacak şekilde her iki yandaki cilt kenarları eksize edilerek batına girildiği, barsak ansları künt disseeksiyonla ayrıldığı, toplam 4 adet fistülize edilmiş ine barsak uçları bulunarak ptrepera edildiği, ileum anslarının fibrotik dejenerasyona uğramıi ve böylece lümeni daralarak bir boru şekline almış mukozası fibrotik atrofili kısımlarının rezeke edilidği,gheriye ileoçekal valvden oral istekamette 20 cm.lik bir salim ileum urvesi ile Roux-Y anastomozunun jejunostomi ayağından itibaren 15 cm.lik bir jejunum ansının salim olarak korunabildiği, her iki uç termino-terminal jejuno-ileostomi tarzında anastomoz yapılarak barsak bütünlüğünün tamamlandığı, mideden Roux-Y in alt anastomozuna kadar 50 cm.lik bir jejunum ansı ile crertz den itibaren jejuno-jejunostomiye kadar 10 cm.lik salim jejunum olduğu, toplam 95 cm. kadar bir ince barsağın salim kaldığı, kolesistostomi yeri mühürlü olduğundan eksplore edilmeksizin bırakıldığı, irrigasyon ve kanama kontrıolünden sonra primer olarak kapatıldığı, ameliyat sonrası normal servisteki odasına alındığı, 26.9.1996 ameliyat sonrası tansiyonunun düştüğü, dopamin verildiği, serumlarının hızlandırıldığı, 27.9.1996 insizyon yerinde ağrıları olduğu, 28.9.1996 batın CT sinde batın içinde koleksiyon bulunmadığı 30.9.1996 postop 5. gün makattan gaz çıkartmaya başladığı, genel durumunun iyi olduğu 1.10.1996 sabaha karşı subcutan port cihazının çalışmadığı, özel iğne takılarak tekrar çalışır hale getirildiği, kalkıp dolaştığı genel durumunun iyi olduğu, 4.10.1996 sulu olarak iki kez defekasyona çıktığı, genel durumu iyi mobilize, 5.10.1996 dikişlerinin atlanarak alındığı, ateşinin yükseldiği, kendini halsiz hissettiği, kolesistostomi dreni aşağıya indirildiği, 6.10.1996 ateşi yüksek öksürükle bol kreşe çıkartıldığı, 7.10.1996 kolosistostomi dreninin çıkartıldığı, 8.10.1996 solunum sıkıntıları başladığı akciğer grafiğinde önceki güne göre diffüs pnömonisi olduğu, safra dreni konulduğu, 10.10.1996 solunum yetmezliğinin arttığı 02 saturasyonunun düştüğü yoğun bakım ünitesine alınarak entübe edildiği ve vantilatöre bağlandığı, 12.10.1996 batın yumuşak, problem olmadığı, taşikardisi bulunduğu, 13.10.1996 idrarın çok azaldığı, yara alt kısımlarında sızımtı şeklinde kanama mevcut olduğu, 14.10.1996 hemofiltrasyon yapıldığı, genel durumunu iyi olmadığı, trombosit sayısının 38.000.000 lökosit sayısının 16200 olduğu, 15.10.1996 PT 79’a yükseldiği, DİC geliştiği, 16.10.1996 taze kan vr tronbosit süspansiyonları verilmesine rağmen trombosit sayısı 20.000 olduğu, kreatinin 4,3 e çıktığı, biluribinin 15 olduğu, böbrek ve karaciger yetmezliği geliştiği, 17.10.1996 hastaya DİC için heparin verildiği, genel durum kötü, BUN125, total biluribuni 8,47 ye düştüğü, idrarın çok az olduğu, 22.10.1996 diare şeklinde defakosyana çıktığı, ateşin yüksek olduğu, genel durumunun çok kötü olduğu, 23.10.1996 TA’ nın düşmeye başladığı, diare tarzında sürekli defekasyonu olduğu, 24.10.1996 kreatinin 5,5 BUN 250 olduğu 25.10.1996 defakasyonun devam ettiği, akşam tansiyonun düşmeye başladığı, tüm medikal tedaviye rağmen düşük seyrettiği, O2 satürasyonunun çok düştüğü, kan gazlarının çok kötü olduğu,siyanoze durumda olduğu, 26.10.1996 genel durumunun çok kötü olduğu, multıple organ yetmezliği geliştiği, saat 20.20 de kardiak arrest geliştiği 3-İstanbul Tabip Odası Onur Kurulurnun 19.8.1998 tarih ve 71 sayılı kararında; a) Cahit Ezgi’nin birinci ameliyatından sonra ortaya çıkan tablo ve sonucun bir hekim hatası oalrak değerlendirilemeyeceği, daha doğru olarak bir komplikasyon sayılmasının uygun olduğu, b) Birinci ameliyatla ikinci ameliyat arasında geçen sürede Dr. …stayı yeterince takip ettiği, ancak ameliyatı yapan Dr. F.A.’ın hastayı daha yakın takip etmesinin uygun olacağı; c)Dr..’ın birinci ameliyat öncesinden ikinci ameliyat sonuna kadar, hasta ve hasta sahiplerini yapılacak ameliyat, ameliyatın olası komplikasyonları ve sonuçları, birinci ameliyat sonucu ortaya çıkan komplikasyon sonuçları ile ikinci ameliyat sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmemiş olmasının bir “kusur” sayılması gerektiği; 4- Yüksek Sağlık Şurasının 11.9.1998 tarih ve 201/9844 sayılı kararında; hastada ilk ameliyattan sonra gelişen vovulus doktorların hatalı ameliyat yapmasından kaynaklanmayan bir komplikasyon olup, tedavi kusuru niteliğinde olmadığı, teşhis içinde gerekli muayene ve tetkiklerin eksiksiz olarak yapıldığı, doktorların hastayı ilk ameliyattan sonra gelip gördükleri , gerekli özen ve dikkati gösterdikleri anlaşıldığından gerek Prof.Dr. …..’a ve gerekse Op.Dr…..’e atfedilecek herhangi bir kusurun sabit olmadığı, 5- İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı’nın 03.7.1998 tarih ve 998716 sayılı bilirkişi raporunda: a) Şahsın 13.6.1996 tarihinde geçirdiği turunkular vagotomi+subtotalm mide rezeksiyonu+gastrojejusestomi-Billrothth-II ameliyatından sonra ortaya çıkan klinik tablonun değerlendirilmesi için gerekli laboratuar tetkiklerinin yapılmış olmasına rağmen; tetkik sonuçlarının akut pankreatit tanısı için spesifik olmadığı halde ısrarla akut pankreatit tanısı üzerinde durulup bu yönde konservatif tedavi uygulanmasının, tablonun ağırlaşmasına rağmen zamanında ayırıcı tanı yapılamayarak, klinik tabloyu oluşturan asıl nedenin postoperatif olarak gelişen volvulus olduğunun ancak; 16.6.1996 tarihinde yapılan ameliyatta ortaya çıkarılabilmesinin, dolayısıyla gecikmeye neden olunmasının; teşhis esnasında bir nitelendirme kusuru oluşturduğu, b) İncelenen belgeler içerisinde doktor orderleri ve hemşire takip formları bulunmadığından hangi hekimin hangi tarih ve saatte hastayı ziyaret ettiğinin dolayısıyla hasta takibinin ne ölçüde özenli yapıldığının değerlendirilemediği kayıtlıdır. SONUÇ 12.6.1996 tarihinde pilor stenezu tanısı ile Amerkan Hastanesine yatırılarak Prof.Dr….. ve Opr.Dr. tarafından 13.6.1996 tarihinde Vagotomi+Subtotal gastrektomi (Billroth II) ameliyat uygulandığı, 15.6.1996 tarihinde gece ağrıları olduğu, yapılan tetkiklerde amilazinin 607, lipazinin 1385 geldiği, 16.6.1996 tarihinde yapılan ameliyatta volvulus geliştiğinim tespit edildiği, rezeksiyon yapılmayarak ‘’second look’’ ameliyatları ile değerlendirilmesine karar verildiği, değişik tarihlerde yapılan ameliyatlardan sonra düzelmeyerek multıp organ yetmezliği gelişerek 26.10.1996 öldüğü bildirilen Cahit Ezgi hakkında düzenlenen adli dosya ve hastane evrakından elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında; 1- Zamanında üç boşlık açılarak otopsi uygulanmamış olmakla birlikte; düzenlenen hastane evrakında belirtilen bulgulara göre; 13.6.1996 tarihinde uygulanan trunkuler vagotomi+ Subtotal gastrektomi (Billroth II) ameliyatının tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyat sonrası gelişen volvulusun uygulanan ameliyatın beklenir komplikasyonu olduğu, ancak volvulus tanısı konularak gerekli ameliyat ve tedaviye başlanmasında geçikme olduğu, 16.6.1996 tarihinde ve müteakip tarihlerde uygulanan ameliyat ve tedavilerde tıp kurallarına uygun olduğu, 2- Hastanın tedavisini üstlenen hekimler 1. ameliyattan sonra gelişen volvulusun tanı ve tedavisinde geç kalmaları nedeniyle kusurlu oldukları oy birliğiyle mütalaa olunur. Doç.Dr. Prof.Dr. Prof.Dr. Bşk. Adli Tıp Uzm. Üye Adli Tıp Uzm. Üye Patolojik Anotomi Uz. Prof.Dr. Prof.Dr. Doç. Üyeİç Hast.Uzm Üye Genel Cerrahi Uz. Üye Nöroşirürji Uz. |
| Bağlantı |
28/11/2007 - BİLİRKİŞİ RAPORU |
T.C. 28. Asliye Hukuk Mahkemesine
Ankara
İlgi: 8.5.2002 tarih ve 282 sayılı yazınız.
BİLİRKİŞİ RAPORU
Sayın Hakim,
Mahkemeniz tarafından seçilmiş resmi bilirkişi sıfatı ile, göndermiş olduğunuz dosya tarafımızdan incelenmiştir. Oluşan bilimsel esaslara dayalı vicdani kanaatimiz açıkça belirtilmiştir.
Bu dosyanın daha önce incelediğimiz dosyalardan farklı yönleri bulunmaktadır. Merhum Cahit EZGİ’nin eşi Sayın Leyla EZGİ İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına şahsen başvurarak buradan mütalaa istemiştir. Haklı olduğunu düşünen ve hak arayan birinin bu davranışı normaldir. Ancak şaşırtıcı ve düşündürücü olan davada resmi bilirkişi hüviyeti taşımayan bu kurumun 3.7.1998 tarih ve 16 sayılı raporudur. Raporun başında yer alan ibare “BİLİRKİŞİ RAPORU” şeklindedir. Türk hukuk sisteminde şahsi başvuru üzerine kendini bilirkişi ilan ederek “BİLİRKİ RAPORU” düzenlenebilir mi? Bu sorunun cevabı bizim hukuk mantığımıza göre “HAYIR” dır. Bizim bu nedenle Sayın Prof. Dr. ....’ın düşüncelerini temel alarak yazılmış olan bu yazıları muhatap kabul etmememiz gerekir. Ancak bu raporun bize yollanan dosyada mahkemenizin takdiri ile mevcut oluşu ve adının yer yer “ÖZEL BİLİRKİŞİ RAPORU” olarak geçmesi nedeni ile buradaki bazı iddiaları od “RESMİ BİLİRKİŞİ” sıfatı ile gözden geçireceğiz. Ayrıca dikkate alacağımız raporlar arasında Yüksek Sağlık Şurası raporu, İstanbul Tabip Odası onur kurulu ve Türk Tabipler Birliği Onur Kurulu kararları, T:C: Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu bilirkişi raporu da bulunmaktadır.
Sayın Hakim,
Bir hastanın tanı ve tedavisinde genel cerrah sıfatı ile karar veren hekim zannedildiğinin aksine bir matematik problemi çözmemektedir. “Hastalık yoktur, hasta vardır” deyişi ile belirtildiği gibi hastanın özellikleri, hekimin tecrübesi, tetkik ve tedavinin yapıldığı ortamın maddi şartları ve pek bilimsel temellere oturtulamasa da hasta ve hekimin şansı hep birlikte süreci etkiler sonunda ya hasta iyi olur gider ya da böyle dosyalar ile karşılaşırız. Bizin dosyamızda tecrübeli fakat şansız hekimler, talihsiz bir hasta, böyle bir hastayı uzun süre yaşatabilecek imkanlara sahip ancak dünyanın bir çok yerinde ve bizin görev yaptığımız hastanelerde de olduğu gibi nazokomiyal. (hastane enfeksiyonu) enfeksiyonlar problemi olan bir hastane söz konusudur.
Sayın Hakim,
Raporumuzun bundan sonraki bölümü tartışmalı soruların cevabı olacak şekilde mümkün olduğunca maddeler halinde sunulacaktır.
1- Merhum Cahit Ezgi’nin ameliyat öncesi tanısı Pilor Stenezudur. Bu tanı konduğunda tedai ameliyattır. Değişik ameliyat yöntemleri ve anastomoz teknikleri vakanın özelliğine göre seçim yaparak farklı ameliyatlar yapılabilir. Dolayısı ile bu hastada yapılmış olan “Trunkuler Vagotomi+Subtotal Gastrektomi (Billroth II) şeklindeki girişim doğrudur. Kısa urveli antekolik anizaperistaltik gstrojejunostomi oralis parsiyalis tarzında anastomoz uygulandığı belirtilmektedir yukarıdaki yaklaşım ile bu yapılanda doğrudur. Sayın Prof. Dr. ....’ın ( Doktorun adı .....)önerdiği anastomoz şeklide yanlış değildir. Ancak ne biz ne de Sayın Prof Dr .... ameliyattadır. Ameliyatı yapan hekim uygun ameliyatlar arasında seçim yapmakta özgürdür hele hele mesleğin önde gelen isimlerinden tecrübeli bir cerrahın yaptığı ameliyatı “şöyle olsaydı daha iyi olurdu” şeklinde eleştirmek kimsenin haddi olmasa gerektir. Aksi takdirde yaklaşık 100 e yakın alternatifi olan inguinal herni ameliyat tekniklerinde bir komplikasyon ve nüks ortaya çıktığında herkes birbirine şöyle yapsaydın daha doğru olurdu diye suçlamaya başlayabilir. Cerrahide ameliyat teknikleri söz konusu olduğun da tek doğru yoktur. Sonuç olarak bu ameliyat doğru ameliyat tekniklerinden biridir bu bilimsel gerçek ortada iken daha fazla tartışmak tıbbi etik açısından yanlıştır.
2- Karın ameliyatı yapan genel cerrah ameliyat sırasında bir karın içi araştırma (eksplorasyon) yapar. Sayın Prof. Dr. ....hastada ameliyat sonrası ortaya çıkan ince barsak volvulusunu tetikleyebilecek bir rotasyon anomalisi (malrotasyon veya bir konjenital anomali de olmadığını ifade etmektedir. Ameliyat bitiminde oluşabilecek volvulusu önlemek için cerrah barsakları karın içesin de uygun konuma getirir ve karın kapatılarak ameliyat sona erdirilir. Ameliyat yapan operatör ve kendisini asiste eden Sayın Op.Dr ....tecrübeli cerrahlardır ve hiç şüphesiz ameliyatın alfabesi niteliğindeki bu maniplasyon ameliyat sonunda yapılmıştır. Ancak buna rağmen de volvulus gelişebilir. Yani tedbir alınması hiçbir zaman komplikasyonu engellemede yüzde yüz yeterli olmaz. Aksi takdirde ameliyat sonrası hiç komplikasyon görmemeniz gerekirdi. Oysa yıllar geçtikçe komplikasyonlarımız azalmıyor. Aksine tecrübe komplikasyonlarla karşılaştıkça artıyor ama tecrübe komplisayonu her zaman engelleyemiyor.
3- Ameliyat bir ekip tarafından yapılır. Ameliyat gerçekleştiren ekipte herkes önemlidir. Bistüriyi kullanan, disseksiyonu yapan operatördür ama düğümleri atan birinci asistandır. Hatta bazı ekiplerde birinci asistan çok daha faaldir. Hasta bir ekip tarafından takip edilir. Durum böyle olunca ameliyat ekibinden birinin hastanın takibinde çok rol üstlendiği ve cerrahın hastayı yeterince takip etmediği tarzındaki iddia daha baştan cerrahinin uygulanış şekline ters düşmektedir. Ekip bir bütündür. Ameliyata giren 25 yıllık cerrahi uzmanı Sayın Op. Dr......’nün hastayı yakinen takip etmesi doğaldır hatta hasta için şanstır. Kendi adınıza bizim hastalarımızı takip eden uzmanlarımız ve asistanlarımız tecrübesi ile bu cerrahın tecrübesi yan yana koyunca Sayın Prof. Dr. ....’ın şanslı olduğunu ifade etmek isteriz. Zaten Sayın Prof. Dr. ....’da Sayın Op. Dr. ....’e güvenini ifade etmektedir. Sayın Prof. DR. ....’ın ameliyat ettiği bir hastayı izlemediği ifadesi bize inandırıcı gelmedi. Hastayı izlemek her an yanında olup etilini tutmak değildir. Güvendiğiniz bir ekibiniz var ise ve irtibat da iseniz mutlaka sizin hastanın başında olanız gerekmez. Cerrahlar sık sık kongrelere giderler ve giderken güvendikleri bir kişiye hastalarını emanet ederler. Hatta bazen ameliyatı yapan ekibin kamamı kongrededir ve hastayı yalnızca anlatılanlar ile ve dosyası ile tanıyan bir ekip takibi yapar. Bir hastayı hiç kimse doktorun emri olmadan tetkik ve tedavi uygulayamaz. Bu hastaya tomografi çekilmesini emreden hastaya pankreatit düşünerek tedavi uygulayan ekibin hastayı takip etmediğini iddia etmek tek kelime ile mesleki insafsızlıktır. Yukarıdaki gerçekler ortada iken ve bütün cerrahlarca bilinirken nasıl olupta Sayın Prof. Dr. ...’ın da bütün bunları bilmesi gerektiği halde “... ilk 3 gün içinde hekimler vizite yapmamışlar ise, elbette bunun ağır bir kusur olacağı ortadadır. Böylece bir kusurun anlayışla karşılanması değil, ona ses çıkarılması (her halde çıkarılmaması denmek istendi) bile, mesleğe ihanettir.” Şeklindeki sözlerini hayretle karşıladık. Hasta sahipleri elbette bir şeyler iddia edecektir ancak eline resmi olmasa da bilirkişi yetkisini geçiren insanların mesleki işleyişin gerçeklerinden uzaklaşması ve hastanın tetkikleri ve pankreatit tedavisi uygulanırken hala “3 gündür hastaya vizit yapmamışlar ise bu ihanettir” gibi sözler kullanılması en basit kelimeler ile ilginçtir.
Bize göre hasta takip edilmiştir. Takip sırasında düşünülen komplikasyon pankreatit dir ve uygulanan tedaviler ve tetkikler bu tanıyı yöneliktir.
4- Hekimliğin en zor branşlarından biri aslında en zoru genel cerrahidir. Çünkü karın bir kapalı kutudur hele de ameliyat edilmiş karın cerrah için bazen kabustur. Hastanın genellikle ameliyat sonrası analjezik ve antibiyotikleri alıyor oluşu oluşabilecek komplikasyonları doğru değerlendirebilme şansını bazen imkansız kılar. Tanıda ve tedavide gecikmelere yol açar. Genel carrahlar tanıda ve uygulamalarında klinik semptom(işaret) ve bulguları ön planda tutarlar ve laboratuvarları ve radyolojik tetkikleri ancak klinik şüpheyi desteklendiği zaman ön plana alırlar. Yani aslolan laboratuvar değil kliniktir. Bazen laboratuvarları ve radyoloji klinik ile uyumlu olmaz ve cerrah bu derece karışın tablolar içerisinde doğruyu bulmaya çalışır denilebilir ki “Tomografi pankreas normal dediği halde niçin hala pankreatit düşündünüz” Bu sorunun cevabı cerrah için kolaydır ama cerrah olmayana anlatması çok zordur. Biz cerrahlar ultrasonografinin akut apandisit dediği bir çok hastayı açmayız bir şey olmaz, ultrasonografinin bir şey yok dediği bazı hastalarda ise perfore apandisit çıkar. Sonuç olarak cerrah tecrübesine göre hastanın semptomlarının ve bulgularının kendine gösterdiği tabloya daha çok güvenir. Bu vakada Sayın Op. Dr. ....“iyi ki gastrointestinal kanama olmuş ve bizi erken ameliyat etmeye sevketmiştir”. Şeklinde çok samimi bir ifade kullanmaktadır.
Bu vakada cerrahlar mide rezeksiyonu sonrası görülebilen bir komplikasyon olan akut pankreatit düşünmektedir ve buna işaret edilebilecek olan sözleri bulunmaktadır. Bizce bu vaka kısa sürede doğru tanı konması zor bir komplikasyonun geliştiği bir hastadır. Arada geçen süre çok uzun değildir. Ameliyat geçirmiş analjezik alan hastanın bu tablosunda “hemen açalım bu ince barsak volvulusu” diyebilecek olağanüstü cerrahları biz henüz tanımadık.
5. Hastanın 2. ameliyatından ölümüne kadar geçen süre içersindeki geçirdiği bir çok ameliyat ve yapılan işlemler cerrahlar için ders alınacak niteliktedir. Sonuçta hasta ağızdan beslenen ve gaz gaita çıkarabilen bir hasta haline getirilmiştir. Sayın Prof. Dr. ....’ın raporunda bu ameliyatların bazılarının niye yapıldığını anlamadığını ima eden ifadeleri şaşırarak okuduk.
6. Hastanın ölüm sebebi açıkça görüldüğü gibi hastane enfeksiyonudur. Bizim kliniklerimizde de dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi bu durum mevcuttur. Hastane enfeksiyonları halen bir çok basit ameliyatın bile uzun dönemde mortalite ile sonuçlanmasının nedenidir. Hastane enfeksiyonu var diye hastaneler suçlanacak olursa Türkiye’de ve dünyada açık hastane kalmaz. Bütün hastaneler bu enfeksiyonları azaltabilmek için gayret içerisindedir.
SAYIN Hakim,
Bu bilgiler ışığında
7. Bizce olay komplikasyondur. Hekimler suçsuzdur. Cerrahi bir ekip işidir dolayısı ile her işi yalnızca operatörün yapması beklenemez tabi ki ameliyata giren diğer operatörde hastayı takip edebilir. Ölüm sebebi ise hastane enfeksiyonudur.
8. Tabip odasının davranışı akıl almaz niteliktedir. Adı onur kurulu olan bir kurulun yaptığı ismi ile tezattır. Bir cerrahın kongrelere giderken geride bıraktığı hastalar dolayısı ile tabip odası mantığına göre ömür boyu meslekten men edilmesi bile gerekebilir .Keşke komplikasyon karşısında bu derece duyarlı davranan bu odalar ülkemizin diğer sağlık problemlerinin çözümünde de aynı hassasiyeti gösterebilseler.
9. Özel bilir kişi raporunu meslektaşlarımıza yapılan haksız saldırılar nedeni ile dikkate aldık. Resmi niteliği olmayan bu raporu reddediyoruz.
10. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1.nci ihtisas kurulu raporunda genel cerrahi olarak yalnızca Sayın Prof. Dr Kemal Alemdaroğlu’nun imzası bulunmaktadır. Resmi nitelikteki bu rapora yukarıdaki gerekçeleri göz önüne alarak katılmıyoruz.
11. Yüksek Sağlık Şurası raporuna katılıyoruz.
Takdir mahkemenizindir. Ancak mesleki tecrübenin en üst noktalarında olduğu görünen ve hiçbir şeyi saklamadan samimi ifadeler ile anlatan bu iki cerrahın daha fazla üzülmesinin doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Bu zor mesleğin uygulayıcıları olarak bilirkişi sıfatı ile davranırken biraz daha bilimsel, biraz daha vicdanlı, biraz daha insaflı olsak aslında hiçbir dava bu kadar uzun sürmez.
Saygılarımızla,
24 Temmuz 2002
Doç Dr.
A.Ü.Tıp Fak.Genel Cerrahi
Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof Dr. Prof.Dr.
A.Ü.Tıp Fak.Genel Cerrahi Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
Öğretim Üyesi
|
| Bağlantı |
28/11/2007 - T.C.İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ Adli Tıp Anabilim Dalı |
T.C.İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ Adli Tıp Anabilim Dalı 3.7.1998 Sayı:998/16 BİLİRKİŞİ RAPORU Sayın Leyla Ezgi, Anabilim Dalımıza vermiş olduğunuz dilekçeniz ile 26.10.1996 tarihinde Amerikan Hastanesi’nde vefat eden eşiniz ile ilgili olarak teşhis ve tedaviyi üstlenen doktorların görevi ihmal ve dikkatsizliğinin olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu tanzim edilmesini istemeniz üzerine dilekçeniz ekinde sunulan belgeler tarafımızca incelenmiştir. -Tarafınızca anlatımı yapılan olayın özeti: Ölen Cahit Ezgi’ye Dr. ...’ın muayenehanesinde duodenum darlığı teşhisi konup ameliyat olmasının önerildiği, 12.6.96 tarihinde Amerikan Hastanesi’ne yatırıldığı, yapılan tetkikler neticesi ameliyata engel hali bulunmadığı anlaşılıp 13.6.96 günü saat 11.00’de ameliyata alındığı, post-op hastanın giderek artan ağrısı olduğu durumun Dr. ...’a bildirildiği, yoğun bir şekilde damar içinden ağrı kesiciler verildiği, ameliyattan 24 saat sonra ağrıları nedeniyle hastanın ancak karnının üzerine eğilir pozisyonda durabildiği, 15.6.96 günü saat 12.00’de ameliyattan 46 saat sonra lokal anestezi ve morfin verilmek üzere epidural katater takıldığı, hastanın ağrılarında bir miktar hafifleme olup günü uyuyarak geçirdiği, bu süre içerisinde durumu Dr. ....’a bildiremediklerini ve diğer hekimlerinde müdahalede bulunmak istemediğini, 15.6.96 günü gece saat 23.00’de ameliyattan yaklaşık 60 saat sonra hastanın durumunun giderek kötüleştiği, karnının şiştiği; durumu ilgililere bildirilmesine rağmen ameliyatı yapan hekimlere ulaşılamadığı, gece saat 02.00’de hastanın gözlerinin görmemeye başladığı, tansiyonunu 5’e düştüğü, nabzının 180’e çıktığı, ağızdan kan geldiği, ancak bu durumda Dr....’ün geldiği, saat 04.00 sularında hastanın yeniden ameliyata alınması gerektiğinin bildirildiği, Dr ...’ın 06.00 sıralarında hastaneye gelerek 2. ameliyatı yaptığı, ince bağırsaklardaki dolaşım bozukluğu nedeniyle birbirini takip eden 7 ameliyat daha yapıldığı ağır sepsis ve şok tablosu ile 26.10.96 tarihinde hastanın ex olduğu; 1. ... Hastanesi’ne ait Doktor Takip Notlarının incelenmesinde 12.06.96-Pilor stenozu ameliyatı için yatırıldığı. EKG, akciğer grafisi çekildiği, 13.06.96-Mide rezeksiyonu, Billroth II. Uygulandığı. 14.06.96-Genel durumunun iyi olduğu.NGT’den 230 cc mayi geldiği, drenden bir şey gelmediği, hastanın mobilize edildiği. İyi tolere ettiği. Sorunu olmadığı, Öğleden sonra ağrısı olduğu, analjezik yapıldığı. Batının yumuşak peristaltizmin inisial olarak mevcut olduğu. 17.30’da amilaz bakıldığı 173 geldiği. Lökosit 15.700, Hct: 47, Hb:15 bulunduğu, 15.06.96-Geceyi ağrılı geçirdiği.Spazmolitik olarak Doladamon yapıldığı. Hastanın sırt üstü yattığında ağrı fazlalaştığı için oturur vaziyette kaldığı. Tekrar amilaz bakıldığı. 602 geldiği. Sonoğrafi yapıldığı, pankreasta önemli bir büyüme görülmediği. Ağrısı için epidural kateter takıldığı. Bundan sonra hastanın rahatladığı. Batın CT yapıldığı; ince bağırsak anslarının mayi ile dolu ve bağırsaklar kısmen dilete görüldüğü. Lipaz 1385 geldiği. 16.06.96- Gece hastanın tansiyonunun düştüğü, serumun hızlandırıldığı, trandelenburg durumuna getirildiği, foley kateter konulduğu, dopamin başlandığı. Gece saat 04.00 sıralarında NGT’den kanlı mayi geldiği, lavaj yapıldığı, epiduralden verilen marcainin stoplandığı.Htc 26, Hb 8.4, Lökosit 10.2 (05.22), biluribinin 6’ya yükseldiği, alkanelfosfataz 149, GOT 462, GPT 363,GGT 81 ölçüldüğü, kan transfüzyonu yapıldığı. Hastanın 05.45’e ameliyata alındığı. İnce bağırsakların mezo radiksinin volvulusu ve buna bağlı ince bağırsak beslenmesinin bozulduıunun tespit edildiği. Mezonun detanziyone edildiği, primer bir barsak rezeksiyonu yapılmayıp second look ameliyatlar ile durumun değerlendirilmesi düşünüldüğü, Ameliyat sonrası hastanın yoğun bakıma alındığı. 17.06.96- Gece entübasyon tüpünü tolere edemediği için tüpün çıkarıldığı, bundan sonra çok rahatladığı, batın yumuşak ve genel durumun iyi, amilaz 512, lipaz 163, bilürubin 1.36 bulunduğu, taze kanlar verildiği. Saat 11.40’da Hct 34, Hb 11.1 bulunduğu. 18.06.96- Genel durumunun iyi, batının hafif distandü bulunduğu, NGT’den 3400 cc mayi geldiği. 19.06.96- Gece ateşinin 39 dereceye kadar yükseldiği. Balgam kültürü alındığı, batının yumuşak bulunduğu. 20.06.96- Ayakta direkt batın grafisi, tomografi ve akciğer grafisi çekildiği. Second look için tekrar ameliyata alındığı. 21.06.96- Ameliyatta konulan mesh üzerine ıslak gazlarla pansuman yapıldığı. Sol akciğerdeki epanşmanın Dr. Erdoğan Yalar tarafından ponksiyon yapılarak boşaltıldığı. Mayinin kültür tetkiki için laboratuvara gönderildiği. Sulu defekasyona çıktığı. Pansumanlarının değiştirildiği. 22.06.96-Ateşinin en fazla 37.6 olduğu. Defekasyona çıktığı. Pansumanın değiştirildiği. 23.06.96- Vişne çürüğü tarzında kanlı defekasyona çıktığı. Pansumanının değiştirildiği, torak sol tarafındaki ponksiyon yerinde ağrısı olduğu. 24.06.96- Pansumanın temiz, batının yumuşak bulunduğu, ateşinin yükseldiği, bol sekresyonu olduğu, balgam çıkardığı. 25.06.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, pansumanın değiştirildiği. Defekasyona çıktığı, batının yumuşak bulunduğu. 26.06.96- Epidural kateterden verilen analjeziklerin stoplandığı. Defekasyona çıktığı pansuman yapıldığı, batının yumuşak bulunduğu. 27.06.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, mukus tarzında defekasyona çıktığı, batın pansumanın değiştirildiği. NGT’nin çıkarıldığı. 28.06.96- Hastanın gece bol miktarda kustuğu, sabaha karşı tekrar 400 cc kustuğu, tekrar NGT takıldığı. 1000 cc boşaltıldığı, pansumanın değiştirildiği, second look için tekrar ameliyata alındığı. 29.06.96- Geceyi rahat geçirdiği, ateşinin yükseldiği, solunum terapisi yapıldığı, pansumanının değiştirildiği. 30.06.96- Ateşi olduğundan, paranox verildiği, pansumanın değiştirildiği, yarada özellik görülmediği. 01.07.96- Ateşi yükseldiği için soğuk uygulama yapıldığı, pansumanının değiştirildiği. 02.07.96- NGT’den son 24 saatte 2100 cc mayi geldiği, safra dreninden 200 cc safra geldiği, pansumanın değiştirildiği, genel durumunun iyi bulunduğu, ayağa kaldırıldığı, iyi tolere ettiği, mukus tarzında defekasyona çıktığı. 03.07.96- Second look ve pansuman için ameliyata alındığı. Mesh’in çıkarıldığı, yaranın açık bırakılarak ıslak gazlarla örtüldüğü, saat 21.00’de tekrar pansumanının değiştirildiği. 04.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, pansumanının değiştirildiği, ateşi için soğuk uygulama yapıldığı. 05.07.96-Geceyi rahat geçirdiği, pansumanının değiştirildiği, solunum tedavisine devam edildiği, saat 17.30’da ateşinin 38.03 derece olduğu, soğuk uygulama yapıldığı. 06.07.96-Ateşi dışında genel durumu iyi bulunduğu, NTG’nin çıkarıldığı, pansuman yapıldığı. 08.07.96- Sulu defekasyona çıktığı, genel durumunun iyi bulunduğu, pansumanının değiştirildiği, saat 15.00’de hastanın yoğun bakımından servise çıkarıldığı, yaranın üst kısmında küçük bir ince bağırsak fistülünden gelen safralı mayinin yarayı çok kirletmesi üzerine yara üzerine aspirasyon sondası konarak devamlı aspiratöre bağlandığı. Ateşi olduğu, soğuk uygulamaya devam edildiği, NTG takıldığı. 09.07.96- Genel durumu iyi bulunduğu, pansumanın günde ¾ defa değiştirildiği. 10.07.96- Yara yerinde kanaması olduğu, pansumanını sık sık değiştirildiği, saat 12.30’da ameliyata alınarak second look laparatomi yapıldığı. Fibrotik dejenerasyona uğramış ince bağırsak anslarının rezeke edildiği. Toplam dört adet ince bağırsak ucu açık bırakılarak fistülize edildiği. Douglas’a ve batın yanlarına toplam dört adet deren konduğu. Ameliyattan sonra alt drenlerden fazla miktarda kan gelmeye başladığı.Taze kan verildiği. Pansumanlarının değiştirildiği, kanamanın bütün tedbirlere rağmen devam etmesi üzerine saat 22.00’de tekrar ameliyata alınarak eksplorasyon yapıldığı. Önceki ameliyatta rezeke edilen ince barsak mezolarından kanamalar görülerek sütürlü ligatürlerle hemostaz sağlandığı. Ameliyattan sonra hastanın tekrar yoğun bakım servisine alındığı. Drenlerde önemli bir kanama görülmediği. (Nb. 116/dk, TA: 110/70 mmHg bulunduğu.) 11.07.96-Kanama görülmediği, pansumanının değiştirildiği. Öğleden sonra hastanın yoğun bakım servisinden çıkarılarak 4/A servisine alındığı. Genel durumu iyi olduğu,. Ancak ateşinin yükseldiği soğuk uygulama yapıldığı. (N: 124/dk,TA:120/70 mmHg bulunduğu, dinlemekle akciğerlerde kaba raller mevcut olduğu.) 12.07.96- Second look için ameliyata alındığı. Bağırsak anslarının gözden geçirilip irriğe edildiği. Ameliyat sonrası hastanın rahat, genel durumunun iyi bulunduğu. (Nb: 110/dk, TA: 120?6 mmHg, diürez iyi, CVP+1 mmHg, ateş 37.8 bulunduğu.) 13.07.96- Genel durumunun stabil bulunduğu,. Ateşi olmadığı. (Nb:110/dk;TA:160/80 mmHg bulunduğu,) 14.07.96- Genel durumu iyi bulunduğu, pansumanlara devam edildiği. (Nb:110/dk, TA:140/90 mmHg bulunduğu,) 15.07.96-Genel durum iyi bulunduğu (Nb:116/dk, TA:150/90 mmHg , defekasyonu olduğu.) 16.07.96- Pansumanlarının değiştirildiği (Nb:108dk TA: 140/80 mmHg bulunduğu,dinlemekle sol akciğer bazalinin iyi havalanmadığının anlaşıldığı.) 17.07.96- Pansumanının değiştirildiği. (Nb:104/dk,TA:140/90 mmHg bulunduğu sol akciğer bazelde solunum seslerinin azaldığı, ateş olmadığı.) 18.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 19.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu Drenlerden dört tanesinin çıkarıldığı (Nb:120/dk, TA:120/80 mmHg bulunduğu,sol akciğer bazalde havalanma azlığı bulunduğu, ateşi olmadığı yok.) 20.07.97- Zaman zaman yara yüzeylerindeki fistüllerden akıntı çoğaldığında NGT’den gelen mayinin azaldığı, pansumanlarının sık sık değiştirildiği Nb:120/dk, TA:120/70 mmHg bulunduğu,sol akciğer bazalde havalanma azlığı bulunduğu.) 21.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, pansumanlarının yapıldığı. 22.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu(Nb:116/dk, TA:120/80 mmHg bulunduğu, akciğelerde kaba raller tespit edildiği sol akciğer bazalde havalanma azlığı tespit edildiği.) 23.07.96- Titremelerle ateşinin yükselmeye başladığı. Soğuk uygulama yapıldığı, pansumanlarının yapıldığı. (Nb:124/dk, TA:130/80 mmHg bulunduğu,sol akciğer bazalde havalanma azlığı tespit edildiği) 24.7.96- Akciğer grafisinde; solda epanşmanın tekrar geliştiğinin görüldüğü, Dr. Erdoğan Yalar tarafından toraks tüpü konarak kapalı drenaj sağlandığı. 25.07.96-Kolesistostomi dren fiksasyon dikişinin yenilenerek sağlamlaştırıldığı, yara yüzeyindeki fistül ağzının açılarak genişletildiği. (Nb:120/dk, TA:120/80 mmHg bulunduğu, sol akciğer bazalde havalanma azlığı tespit edildiği) 26.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, pansumanın yapıldığı, ateşinin zaman zaman tekrar yükseldiği, paranox konulduğu. (Nb:106/dk, TA:140/80 mmHg bulunduğu, sol akciğer bazalde havalanma azlığı tespit edildiği) 27.07.96- Ateşi olduğu, pansumanlarının kirlendikçe değiştirildiği, yara kenarlarının granülasyon dokusu ile tamamen mühürlendiği görüldü.) 28.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu . (Nb:110/dk, TA:130/80 mmHg bulunduğu, sol akciğer bazalde havalanma azlığı tespit edildiği) 29.07.96- Zaman zaman tansiyonunu yükseldiği ve çarpıntısı olduğu. Pansumanını değiştirildiği. 30.07.96- Genel durumunun iyi bulunduğu (Nb:110/dk,TA:130/80 mmHg bulunduğu,) 31.07.96- - Genel durumunun iyi bulunduğu (Nb:96/dk,TA:130/80 mmHg CVP+ mmHg) 01.08.96- - Genel durumunun iyi bulunduğu . 02.08.96- - Genel durumunun iyi bulunduğu ( Gece ateşinin 38.9 dereceye kadar yükseldiği, lökosit 10.300, Nb: 110/dk,TA:140/90 mmHg, CVP+3, diürezi iyi bulunduğu.) 03.08.96- Ateşinin biraz yükseldiği, pansuman yapıldığı. 04.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 05-08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, 06.08.96- Genel durumu iyi bulunduğu, yarada özellik görülmediği, aspiratör kateterlerinin değiştirildiği. 07.08.96- Titremelerle ateşinin yükseldiği, soğuk uygulamayı reddettiği, kraşe çıkardığı. Batının yumuşak bulunduğu, pansumanlarının yara fistülleri nedeni ile kirlendikçe değiştirildiği. 08.08.96- Batında problem olmadığı, ateşinin 38.5 dereceye kadar yükseldiği, soğuk uygulama yapıldı. 09.08.96- Batın yarası üzerine granülasyonu hızlandırmak için Peru Balsam’ı tatbik edildiği, mobilize edildiği, koridorlarda dolaştığı, santral kateterin çıkarıldığı ve ucunun kültür için gönderildiği. 10.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu,pansumanın kirlendikçe değiştirildiği. 11.08.96- Genel durumu iyi bulunduğu. 12.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, kolesistostomi dreni tespit dikişi ağrı yaptığı için yeni tespit dikişi konduğu 13.08.96- Kolesistostomi dreni 30 cm. yukarı kaldırılarak safranın duedunuma akmasının sağlandığı. 14.08.96- Hastanın sağ pelvis dorsal kısmında ağrısı nedeni ile Dr. Atilla Atalay’a gönderildiği. Tilcotil 2x1 IV ordır edildiği. Kolesistostomi dreni yukarı kaldırıldıktan sonra torbaya safra gelmediği, fakat yara üzerinde fistüllerden safralı mayi gelmeye başladığı. 15.08.96- Ateşinin günün akışı içinde tekrar yükseldiği, sıkıntısı olduğu . 16.08.96- Ateşi çok yükseldiğinden kolesistostomi torbasının tekrar aşağıya indirildiği. 17.08.96- Kolesistostomi dreninden kolanjiografi yapıldığı. Koledot normal çapında, içinde konkrement bulunmadığı, kontrast maddenin duedenuma geçişinin tamamen normal bulunduğu, Treit’dan sonraki 10-15 cm.’lik proksimal jejunum’da peristaltizm mevcut, mukoza yapısı ve villusların derinliğinin normal durumda bulunduğu. 18.08.96- Akşam hastada hafif bir mide kanaması olduğu. Bir ünite kan verildiği. 19.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, pansumanının değiştirildiği, yaranın temiz ve granülasyonun iyi bulunduğu, -(Nb:88/dk,TA:120/70 mmHg bulunduğu, akciğer bazallerinde havalanma azlığı tespit edildiği, ateş 37.3 ölçüldüğü, batından alınan kültürde klebsiella ürediği) 20.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 21.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 22.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, anemi için 2 ünite kan verildiği. 23.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 24.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 25.08.96- Ateşinin yükseldiği, antipirektikler yapıldığı. 26.08.96- Ateşinin yükseldiği ‘ Ateşinin 38 dereceye yükseldiği, akciğerlerde kaba raller mevcut olduğu.) 27.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 28.08.96- Hastanın saat 10.00-12.00 arasında iki saatliğine hastaneden çıkarılarak araba ile boğaza götürüldüğü. 29.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 30.08.96- Hastanın genel durumunun ve moralinin iyi bulunduğu, araba ile dışarı çıkarılabilmesi için izin verildiği. 31.08.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 01.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 02.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu.Kalkıp koridorda dolaştığı (Nb: 88/dk, TA: 140?80 mmHg bulunduğu, dinlemekle akciğerlerde kaba raller tespit edildiği, batında fistülden gelen ifrazata bağlı olarak kızarıklık ve yanma mevcut olduğu, diürezi ve drenajının iyi bulunduğu, ateşinin 37.3 olduğu, lökosit 3.200) 03.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 04.09.96- Gece ateşinin 38 dereceye yükseldiği, genel durumunun iyi bulunduğu. 06.09.96- Genel durumunda bir değişiklik görülmediği. 07.09.96- Genel durumu iyi bulunduğu, gece ateşinin yükseldiği. 08.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 09.09.96- Akşamları ateş yükselmelerin devam ettiği. Başka sorun olmadığı, genel durumunun iyi bulunduğu. İnce bağırsakların iskemi sonrası dejenere olması beklendiği, daha sonra parsiyel rezeksiyon yapılarak anastomozlar ile bağırsak bütünlüğünün sağlanacağı. 10.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 11.09.96-Yara üzerindeki pansumanların kirlendikçe değiştirildiği. Başka sorunu olmadığı, moralinin iyi olduğu. 12.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 13.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu. 14.09.96- Tekrar ateş yükselmelerinin başladığı, başka sorunu olmadığı, yaranın iyi bulunduğu, pansumanların yapıldığı. 15.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, ateş yükselmeleri hariç problemi olmadığı. 16.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu(Önceki günden itibaren 39 derece kadar ateş yükselmeleri olduğu, balgamdan alınan kültür antibiyogramda gr (-) bakteriler ürediği, Nb:88/dk, TA:130/80 mmHg bulunduğu) 17.09.96- Ateş yükselmelerinin devam ettiği, bunun dışında problemi olmadığı. 18.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu 19.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu,yakında ameliyat düşünüldüğü. 21.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu 22.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu 23.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu 24.09.96- Genel durumunun iyi bulunduğu 25.09.96- Ameliyatta; parsiyel ince bağırsak rezeksiyonu, termino terminal anastamoz yapıldığı, ameliyat sonrası hasta normal olduğu, servisteki odasına alındığı 26.09.96- Ameliyat sonrası tansiyonun düştüğü, dopamin verildiği, serumların hızlandırıldığı. 27.09.96- İnsizyon yarasında ağrıdan şikayetçi olduğu, analjezikler verildiği, yarasının temiz bulunduğu. 28.09.96- Ağrılarının devam ettiği, batın CT yapıldığı, batın içinde koleksiyon görülmediği. 29.09.96- Ağrısı olduğu, analjezik yapıldığı, batın yumuşak bulunduğu, pansuman yapıldığı, yaranın temiz olduğu. 30.09.96- Postop 5. gün makattan gaz çıkarmaya başladığı, genel durumunun iyi bulunduğu. 01.10.96- Sabaha karşı subkutan port cihazının çalışmadığı, özel iğnesi takılarak tekrar çalışır hale getirildiği. Makattan bol bol gaz çıkarmaya devam ettiği. Kalkıp dolaştığı. Genel durumunun iyi bulunduğu 02.10.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, mobilize olduğu, öksürüğünün olduğu. 03.10.96- Genel durumunun iyi bulunduğu, drenin çıkarıldığı. 04.10.96- Sulu olarak iki kez defekasyona çıktığı, dikişlerinin atlanarak alındığı. Ateşinin yükselmeye başladığı, kendini halsiz hissettiği. Kolesistostomi drenini aşağıya alındığı. 05.10.96- Sabaha kadar üç defa daha defekasyona çıktığı, dikişlerin atlanarak alındığı. Ateşinin yükselmeye başladığı, kendini halsiz hissettiği. Kolesistostomi drenini aşağıya alındığı. 06.10.96- Sabaha karşı titremelerle ateşinin yükseldiği, öksürükle bol kraşe çıkardığı. Akşam ateşinin 39 dereceye kadar yükseldiği. 07.10.96- Balgam, safra ve kan kültürü alındığı, enfeksiyon odağı olabilecek her şeyin gözden geçirildiği. Kolesistostomi drenini çıkarıldığı. 08.10.96- Hastada solunum sıkıntısı başladı. Akciğer grafisinde önceki güne göre diffuz pnömoni mevcut olduğu. Bol kraşe çıkardığı, safra dreni konduğu. 09.10.96- Solunum yetmezliğinin devam ettiği. Dr. Çalangu tarafından görüldüğü. Antibiyotik ve oksijen verildiği. 10.10.96- Solunum yetmezliğinin arttığı, oksijen saturasyonunun düştüğü, yoğun bakım ünitesinde entübe edilerek ventilatöre bağlandığı.(Taşikardi gelişmesi üzerine “180/dk” yoğun bakıma alındığı, respiratuara bağlandığı Nb:189/dk,TA140/90 mmHg, CVP+13 bulunduğu, sonda ve NGT takıldığı) 11.10.96- Bilirubinlerinin yüksek bulunduğu, kolesistostomi drenin kalınca bir aspirasyon sondası ile yenilendiği. Safra drenejanın iyi olduğu, ateşinin yükseldiği, soğuk uygulama yapıldığı. NGT’den mama verildiği.( Genel durumunun kötü olduğu, respiratuara bağlandığı, balgam,koledok dreni ve yaradan alınan kültürde staf. Aureus ürediği. Antibiyotik başlandığı. Dinlemekle akciğerlerde kaba raller mevcut olduğu. Ateşinin 38 olduğu ve batkında yaygın distansiyon tespit edildiği) 12.10.96- Sık sık aspire edildiği, bol sekresyonu olduğu, batının yumuşak bulunduğu, taşikardisi olduğu. 13.10.96- Çok sık aspirasyona devam edildiği, idrar miktarının azaldığı, yara alt kısmından sızıntı şeklinde kanaması olduğu. (Genel durumunun kötü, şuurunun sutupor, ağrılı uyarana gözünü açarak yanıt verdiği. Respiratuarda volum kontrol frekansının 25. Fraksiyone oksijenin % 65, kan gazlarının pH 7,37, parsiyel karbon dioksit 30, parsiyel oksijen 108,TA; 105/59 mmHg, Nb: 131/dk, ateş 36.8 bulunduğu.) 14.10.96- Hemofiltrasyon yapıldığı, genel durumunun iyi olmadığı, trombosit sayısının 38.000, lökosit sayısının 16.200 bulunduğu. (Genel durumunun kötü, şuurunun kapalı, pupillerin izokorik, ışık refleksinin 6+/+, akciğerlerde krepitan raller tespit edildiği. Nb: 1f40/dk, TA:97/80 mmHg, kreatinin yüksek bulunduğu, lökosit ve bilirubinlerinin yüksek bulunduğu, hemoglobin, hematokrit ve trombositlerinin düşük bulunduğu.) 15.10.96- aPT 79’a yükseldiği, DİC geliştiği, sağ kasıkta kateter yerinden de sızıntı tarzında kanadığı, genel durumunun kötü olduğu, hefomiltrasyona devam edildiği (Şuurunun kapalı, respiratuarda olduğu, kan gazlarının iyi bulunduğu, Nb:113/dk,TA:130/70 mmHg, akciğerlerde kaba krepitan raller tespit edildiği. Billuribinler, BUN ve kreatinin yüksek bulunduğu, lökositoz mevcut olduğu, hemofiltrasyona başlandığı.) 16.10.96- Taze kan ve trombosit suspansiyonları verilmesine rağmen trombosit sayısının 20.000, kreatinin 4,3’e çıktığı, bilirubin 15 bulunduğu, Böbrek ve karaciğer yetmezliği geliştiği. Genel durumunun kötü, şuurunun kapalı olduğu, respiratuarda iken hemofiltrasyona devam edildiği. Zaman zaman kas gevşetici yapıldığı. Dopamin ve dobutrex verildiği. TA: 153/74 mmHg, Nb: 103/dk bulunduğu, diürezi olmadığı.) 17.10.96- Hastaya DİC’e karşı heparin verildiği, batının yumuşak bulunduğu defekasyona çıktığı, genel durumunun kötü bulunduğu, BUN 125, total bilirubinin 8.47’ye düştüğü, idrar çok azaldığı, dikişlerinin alındığı. (Genel durumunun kötü, şuurunun kapalı, respiratuarde iken hemofiltrasyona devam edildiği.TA: 170/80 mmHg, Hb: 105/dk, kan gazları: parsiyel karbon dioksit 49, parsiyel oksijen 91, pH 7.28 bulunduğu.) 18.10.96- Ateşinin yükseldiği,. Soğuk uygulama yapıldığı, genel durumunun kötüleştiği. (Şuurunun kapalı, respiratuarda volum kontrol modunda olduğu, atrial fibrilasyona girdiği TA: 130/58 mmHg, Nb:170/dk. Diürez 600 cc, trombositlerin düşük, kreatinin ve lökositlerinin yüksek bulunduğu, vucüdunda yaygın peteşiler mevcut olduğu. Balgam kültüründe Pseudomonas ürediği. Azactam başlandığı.) 19.10.96- Genel durumunun kötü olduğu, hemofiltrasyon yapıldığı. Trombosit solüsyonları verildiği. (Şuurunun kapalı, respiratuarde volum kontrol modunda olduğu. TA: 150/70 mmHg,Nb:113/Dk, laboratuar bulguları ve tabloda belirgin bir değişiklik olmadığı.) 20.10.96- Akciğerlerden bol sekresyon aspire edildiği. Bolus tarzında Lasix yapıldığı. Trombositlerinin 18.000’e düştüğü, genel durumu çok kötü olduğu. 21.10.96- Devamlı aspire edildiği, genel durumunun çok kötü olduğu, ateşinin yükseldiği, soğuk uygulama yapıldığı. (Respiratuarde volum kontrol modunda olduğu, TA:120/65 mmHg, Nb: 120/dk, ateş 38 bulunduğu.) 22.10.96- Daire şeklinde defekasyona çıktığı, ateşinin yüksek, genel durumu kötü bulunduğu. (Şuurunun açık, TA: 130?60 mmHg, Nb 100/dk, diaresi olduğu. Diürezinin arttığı, ateş 37.8 bulunduğu.) 23.10.96- Tansiyonun düşmeye başladığı. Daire tarzında defekasyona çıktığı. (Genel durumunun kötü olduğu. Şuur açık, korperasyon tam kurulamadığı. TA:110/50 mmHg, Nb: 110/dk, ateş 38.2 olduğu akciğerlerden ve kateter yerlerinden sızma şeklinde kanama görüldüğü.) 24.10.96-Bol miktarda diare tarzında defakasyonlara çıkmaya devam ettiği. Genel durumunun çok kötü olduğu, kreatinin 5.5, BUN 250 bulunduğu ( Şuurunun açık olduğu, TA: 135/65 mmHg,Nb:80/dk, ateş 37.8 bulunduğu, diaresinin devam ettiği.) 25.10.96-Defekasyonun devam ettiği, batının yumuşak bulunduğu, akşam tansiyonunu düşmeye başladığı, Bütün medikal tedaviye rağmen düşük seyrettiği. Oksijen satürasyonunun çok düşük. Devamlı aspire edildiği. Bol sekrasyon geldiği, kan gazlarının çok kötü olduğu, siyanoze durumda olduğu. (Genel durumu kötü, respiratuarde volum kontrol modunda olduğu. TA: 130/65 mmHg, Nb: 100/dk, ateş 37.7 bulunduğu.) 26.10.96- Genel durumunun çok kötü olduğu, Dr. Kemal Öneri’in ordırı ile diyalize başlandığı, devamlı aspire edilmesine rağmen siyanoze durumda olduğu, kan gazlarının çok kötü ve tansiyonun düşük olduğu, multipl organ yetmezliği geliştiği. Saat: 20.20 hastanın tansiyonunu alınamadığı, kardiak arrest ile eks olduğu. (Genel durumunun kötü, respiratuarde volum kontrol modunda olduğu, kan gazlarının kötü, TA: 74/52 mmHg, Nb: 138/dk, ateş 37.4 bulunduğu, dinlemekle akciğerlerde yaygın kaba krepiten raller ve ronküsler tespit edildiği. Bakının sert ve trombositlerinin düşük bulunduğu.) 2. .... Hastanesi’nde yapılan radyolojik tetkiklerde; Radyolog Dr. ..... tarafından yapıldığı belirtiler 15.6.1996 tarih ve 171317 protokol nolu abdominal sonografi incelemesinde. İncelemenin hastanın yeterli sürede apnede kalamaması ve karnını yaklaşık ¾’ünü kapsayan bandaj materyali nedeniyle oldukça kısıtlı düzeyde gerçekleştirilebildiği. Değerlendirile bilindiği kadarı ile karaciğer sol lobu ve her iki böbreğin sonografik olarak normal görünümde olduğu, safra kesesinin hafif kontrakte görünümde olmakla birlikte safra içeriği ekosuz olarak değerlendirilebildiği. Assandan kolon içinde minimal hareketlilik gösteren sıvı, dessandan kolon trajesinde ise muhtemelen fekaloid materyale ait yaygın görünüm izlendiği. Mesane konturları düzenli, lümenin ekozus bulunduğu;intrapelvik koleksiyon saptanmadığı. Aynı hastanede Dr. .......tarafından yapıldığı belirtiler, 15.06.1996 tarih ve 171317 protokol nolu oral ve intravenöz kontrast madde kullanılmadan gerçekleştirilen abdominal B.T. incelemesinde: Akciğer kaidelerinden geçen kesitlerde plevral effüzyon görülmediği, tüm kadranlarda yaygın, sıvı ile dolu intestinal ve kolonik anslar dikkati çektiği, sağ kadranlarda post-op hava mevcut olduğu, karaciğer ve dalak boyutların ve dansitesi normal olduğu, fokal patolojik bulgu görülmediği, pankreas normal görünümde olduğu, peripankreatik yağlı dokuların açık olduğu, bilier sistemi ait B.T. incelemesi sınırları içerisinde patolojik tespit edilmediği, intraabdominal veya intrapelcik serbest sıvı görülmediği, pelvik organlara ait gros morfolojik patoloji saptanmadığı. Aynı hastanede Dr.......tarafından yapıldığı belirtilen 20.06.2996 tarih ve 171317 protokol nolu ayakta batın grafisi incelemesinde: Batının yaygın radyoopak görünümde olduğu, üst kadranlarda bir iki hidroaerik seviye izlendiği, her iki böbrekten radyoopak materyal ekstreksiyonunun mevcut olduğu, median hatta metalik sütür materyali izlendiği, Toraks grafisinde ‘hasta yatağında): Çeşitli dren ve kateterler izlendiği, sol parakardiak bölgede alveoler eküdatif değişiklikler, sağ minör fissürde fissürit bulgusu izlendiği, sağda minimal, solda belirgin efüzyon izlenimi alındığı, Batın bilgisayarlı tomografi tetkikinde: Her iki akciğer kaidesinden geçen kesitlerde plevral mayi izlenimi alındığı, batın içerisinde serbest sıvı mevcut olup, bütün ince bağırsak ansları dilate ve tamamen sıvı ile dolu olarak gözüktüğü, karaciğer, dalak, pankreas normal yapı ve konumda olduğu. Böbreklerin;dilate bağırsak ansları ile peritoneal mayi tarafından posterior yönde hafifçe itilmiş gözüktüğü, fonksiyonları senkron, morfolojileri simetrik ve normal olduğu. Pelvis içerisinde de serbest mayi izlendiği. Aynı hastanede Dr. .......tarafından yapıldığı belirtilen, 21.06.1996 tarih ve 171317 protokol nolu IV kontrastlı abdominopelvik BT incelemeside: Akciğer kaidelerinden geçen kesitlerde solda massif plevral effüzyon bulunduğu, karaciğer ve dalak boyutları ile dansitesinin normal olduğu, BT inceleme sınırları içerisinde bilier sisteme ve safra kesesine ait patoloji görülmediği, pankreas normal görünümde, juxta pankreatik yağlı dokuların açık bulunduğu, her iki böbrek boyutları ve dansitelerinin normal olduğu, fonksiyonları senkron ve simetrik bulunduğu, jejunum ve ileum anslarındaki dilatasyon ve luplar içindeki sıvının daha önceki tetkiklere göre azaldığı, transvers kolonun kollabe olmadığı, assandan ve dessandan kolonlarla sigmoid kolon segmenti içinde sıvı izlendiği, intraabdominal veya intrapelvik patolojik boyutta lenf nodu görülmediği, mesanenin BT incelemesi sınırları içerisinde normal görüldüğü. Aynı hastanede Dr......tarafından yapıldığı belirtilen 06.08.1996 tarih ve 171317 protokol nolu suda çözünür radyoopak materyal ile yapılan kolon grafisi incelemesinde. Kolonunu rektumdan çekuma kadar opak madde ile dolmuş olduğu, terminal ileumda opak madde pasajı mevcut olduğu, 15 cm. kadar bir terminal ileum mukozası takip edilmekte olduğu, sağ flexura hizasında kolon ansı ile süperpoze, terminal ileum ile ilişkili gözükmeyen radyoopak materyal ile dolan ince barsak ansı izlenilmekte olduğu, bulgunun olası bir fistül nedeni ile oluştuğunun sanıldığı. Aynı hastanede Dr..... tarafından yapıldığı belirtilen, 17.08.1996 tarihli tetkik de: Safra kesesi ve koledok kanalı vasıtası ile duodenum distal yönde ofasifiye olmakta, bu ansın mide komşuluğundan distale yönlenmekte olduğu, reflü yolu ile mideye opak madde geçmekte olduğu, ayrıca Roux and Y operasyonuna bağlı bir ansın distal duodenumdan jejunuma izlendiği, opak madde verilmesini takiben 45. dakikaya kadar fasılalarla yapılan radyografilerde opak materyalin filmde izlenen anslardan daha distale gitmediği, mevcut anslarda mukoza paterni ve peristaltizmin mevcut olduğu, Aynı hastanede Dr..... tarafından yapıldığı belirtilen, 26.08.1996 tarih ve 171317 protokol nolu pelvik kemik yapılara yönelik B:T. İncelemesinde: Bilateral iliak kanatlar, sakrum ve inceleme alanına giren proksimal femur konturları düzenli, kemik strüktüron tabi olduğu, her iki sakroiliak ve koksofemoral eklem ilişkileri normal, eklem aralıklarının doğal genişlikte olduğu. Aynı hastanede Dr. ......tarafından yapıldığı belirtilen, 11.09.1996 tarih ve 171317 protokol nolu Toraks B.T. incelemesinde: Trakea orta hatta, ana bronşların açık olduğu, mediasten organlarının normal yapı konumunda olduğu, intratorasik büyük damarlar ve kalbin doğal görünümde bulunduğu sağ akciğer üst lob medialde birkaç adet milimetrik büllöz değişikliğin dikkati çektiği, sol akciğer alt lob mediobazal ve kısmen posterobazal segmentte eksüdatif değişiklikler ile komşu plevral alanda daha önceki tetkiklere göre büyük ölçüde regresyon gösteren effüzyonun mevcut olduğu, diğer akciğer alanlarına ve toraks duvarlarına ait patolojik bulgu görülmediği. Aynı hastanede Dr.... tarafından yapıldığı bildirilen 18.09.1996 tarih ve 171317 protokol nolu P.A. Toraks grafisi incelemesinde: Kalp normal boyutlarda, mediasten ve diafragma konturları düzenli,sinüslerin açık olduğu, sağda minör fissürde hafif kalınlaşmanın dikkati çektiği, akciğer alanlarında parankimal lezyon görülmediği, sol hemitoraksa süperpoze kateter imajı dikkati çektiği. Aynı hastanede Dr. ...... tarafından yapıldığı bildirilen, 23.09.1996 tarih ve 171217 protokol nolu ayakta batın grafisi incelemesinde: Batın içerisinde serbest hava saptanmadığı, sol üst kadranda minimal hidroaerik seviyenin dikkati çektiği. Aynı hastanede Dr..... tarafından yapıldığı bildirilen, 30.09.1996 tarih ve 171317 protokol nolu Toraks grafisi incelemesinde: Kalp transvers çayının maksimum sınırda olduğu, sol kostofrenik sinüs sığ olup, sağda hozontal fissür süperiorunda adezyon tarzında sekeller mevcut olduğu, sağ subklavyen trajede mevcut venöz portun ucu orta hattın soluna deplase olduğu dikkati çektiği, kateter ucunun muhtemelen solda vena jugularis trajesinde olduğu düşünüldüğü. Ayakta batın grafisinde: Her iki üst kadranda çeşitli kalibrede ve az sayıda ince barsak ansında hava distansiyonu izlenildiği, minimal hidroaerik seviyeler mevcut olduğu ve median hatta metalik sütür materyeli izlendiği. Aynı hastanede Dr.... tarafından yapıldığı bildirilen, 20.06.1996 tarih ve 171317 protokol nolu Bilgisayarlı tomografi tetkikleri batını araştırmak amacıyla yapılmış incelemesinde: Solda daha bariz olmak üzere her iki plevral kompartmanda ( akciğer kaidelerinde) serbest mayi izlendiği, karaciğer boyutlarının normal ölçüleri içerisinde olduğu, intrahepatik yer kaplayan lezyon saptanmadığı, intrahepatik safra kanallarını normal genişlikte olduğu, mide ve proksimal ince bağırsak ansı izlenildiği, batın ve pelvis içerisinde serbest mayi saptanmadığı, sağ alt kadrandan küçük pelvise doğru uzanan dren kanülü mevcut olduğu, batın duvarında median hatta metalik sütürmateryeli izlenildiği, Aynı hastanede Dr. ..... tarafından yapıldığı bildirilen, 07.10.1996 tarih ve 171317 protokol nolu, batını araştırmak amacıyla oral yoldan kontrast madde verilerek yapılan BT tetkiki incelemesinde: |
| Bağlantı |
27/11/2007 - T.C.İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ Adli Tıp Anabilim Dalı (DEVAM) |
TABLO EKLENECEKTİR 3) Yukarıdaki tablo görülen .... Hastanesi’nce 12.6.96-18.06.96 tarihleri arasında yapılan biyokimyasal tetkik sonuçlarının incelemesinde; 4) .... Hastanesi’nce yapılan kültür sonuçlarının incelemesinde; 21.06.1996 ila 21.10.1996 tarihleri arasında 27 adet balgam kültürü yapıldığı, 21.06.96 Patajen bakteri görülmediği. 24.06.96 “ “ “ 27.06.96 Staphylococcus aureus ürediği 28.06.96 “ “ “ 01.07.96 Patojen bakteri üremediği. 04.07.96 “ “ “ 08.07.96 S.Aureus ürediği 13.07.96 “ “ “ 18.07.96 Az sayıda S.Aureus ürediği 22.07.96 “ “ “ “ “ 25.07.96 “ “ “ “ “ 29.07.96 S.Aureus ürediği 01.08.96 Patojen bakteri üremediği. 06.08.96 S.Aureus,Enterobakter cinsi bol bakteri ürediği 08.08.96 Az sayıda S.Aures ürediği. 12.08.96 Patojen bakteri üremediği. 19.08.96 “ “ “ 26.08.96 “ “ “ 02.09.96 S.Aureus ürediği 06.09.96 Candida Albicans ürediği 10.09.96 Non fermentatif Gram negatif çomak ürediği 16.09.96 Patojen bakteri üremediği. 07.10.96 S.Aureus ürediği. 11.10.96 Patojen bakteri üremediği. 14.10.96 “ “ “ 17.10.96 Pseudomonas cinsi bakteri ürediği. 21.10.96 “ “ “ “ İdrar01.07.96 ile 09.10.96 tarihleri arasında yapılan 9 idrar kültürünün steril kaldığı 01.07.96-02.07.96-12.07.96-17.07.96-27.07.96-08.08.96-16.08.96-26.08.96-09.10.96 Catafix ucu 15.07.96 Steril kaldığı 09.08.96 “ “ 16.08.96 “ “ 09.09.96 Candida albicans ürediği Safra Salgısı08.08.96 E.col,K.Pneumania ürediği 16.08.96 K.Pneumania ürediği 09.09.96 K.oxytoca ürediği 07.10.96 S.aureus + Non. Fer. Gram (-) çomak ürediği. Kan01.07.96-26.07.96-09.09.96 tarihlerinde alınan 6 kültürün steril kaldığı. Cerahat24.07.96 Steril bulunduğu 25.07.96 E.coli ürediği 17.07.96 S.Aureus ürediği Plevra Sıvısı 21.06.96 Steril kaldığı Gaita13.07.96 Salmonella ve Shigella üremediği. Drenden08.10.96 S.Aureus ürediği 08.08.96 E.coli + klebsiella preumonia (mide......) ürediği. Ekiviyonla gönderilen materyalS.Aureus + E. Bak.cinsi bakteri (03.07.96) ürediği.. 5) Oruç patoloji ve sitoloji laboratuarının 11.07.96 tarihli raporunda: Makroskopik Bulgular: 13x10x2 cm.ölçülerinde yassılaşmış, yuvarlakça kitle, bunun bir yüzünde organize olmuş pürülan membranlar mevcut olduğu, disseke edildiğinde 18 cm. uzunluğunda barsak sagmenti ve bunun mezenterinden oluştuğunun anlaşıldığı. Mezanterde yer yer yağ nekrozu görünümde alanlar bulunduğu, barsak mukozasının kanamalı membranlarla kaplı, duvarı yer yer kalınlaşmış ve fibrotik görünümde olduğu. Mikroskopik Bulgular: Kesitlerde barsak mukozasının tamamen ortadan kalkarak yerini yüzeyi lökositik eksuda ile kaplı granülasyon dokusu ile döşendiğinin görüldüğü. Duvar katlarında ve serozada ağır derecede ödem, kanama, hiperemi, akut ve kronik iltihabi hücre infiltrasyonu izlediği. Mazenterik yağlı dokuda yağ nekrozu gelişmiş olduğu. Sonuç olarak; Barsak rezeksiyonu, ağır transmural iskemi, masif mukozal nekroz, mezenterde yaygın yağ nekrozu,. Organize olan pürülan peritonit düşünüldüğü. 6) ..... Hastanesi’nce düzenlenen ameliyat raporlarının incelemesinde; Prof.Dr......tarafından hazırlanan 6.11.1996 tarih ve 171317 protokol nolu raporda: Bay Cahit Ezgi’nin 12.6.1996 tarihinde pilor stenozu teşhisiyle hastaneye yatırılarak 13.6.1996 tarihinde ameliyat (Trunkuler Vagotomi + Subtotal mide rezeksiyonu + Gastrojejunostomi – Billroth II) edildiği. Postoperatif 3. gün akut batın tablosu geliştiğinden 16.6.1996 tarihinde tekrar ameliyata alındığı, yapılan laparatomide ince bağırsak mezo radiksinin ters saat istikametinde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu ve hemen hemen ince bağırsakların tamamında ağır iskemik bozukluk geliştiği. Eski gastrojejunostomi açılarak Roux-Y tarzında yeni anostomoz yapıldığı. Sıcak kompreslerle uzun süre beklendikten sonra ince bağırsaklarda düzelme olup nekroza bağlı tam bir demarkasyon hattı oluşmadığından barsakların seblenme durumunun daha sonraki second-look ameliyatlarında karar verilmesi düşünülerek batın kapatıldığı. Daha sonra muhtelif aralıklarla yapılan second-look ameliyatlarında (20.06.196,27.06.1996,3.7.1996,10.7.1996,10.7.1996,12.7.1996) iskemiye bağlı fibroz dejenerasyon nedeniyle ince bağırsakların büyük bir kısmının rezeke edilmesi gerektiği. Bütün bu süre boyunca hastanın beslenmesinin TPN ile sağlandığı. Son olarak 25.9.1996 tarihinde yapılan dokuzuncu ameliyatında fonksiyon yapamayacak bağırsak ansları rezeke edildikten sonra yaklaşık 1 metre uzunluğunda geri kalan salim ince barsak ansları anoztomeze edilerek bütünlük sağlandığı. Ameliyat sonrası barsak fonksiyonları başladığı, defekasyona çıktığı ve hastanın oral olarak mamalarla beslenmeye başladığı. Postoperatif 8. gün hastada akut pnömoni ve kolanjite bağlı olması muhtemel bir sepsis tablosu geliştiği, hastanın tekrar yoğun bakıma alındığı. Sonraki günlerde yoğun bakım tedavisine rağmen sepsise bağlı multipl organ yetmezliği akut akciğer, akut böbrek yetmezliği, akut karaciğer yetmezliği, akut kalp yetmezliği, DIC.vs,) geliştiği. Hastaya bu tablo altında yapılan bütün yoğun bakım tedavisine rağmen 26.10.1996 tarihinde saat 20.20. de eks olduğu. 13.6.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Göbek üstü median insizyon ile batına girildiği, eksplorasyonda midenin ileri derecede dilate olduğunun görüldüğü, postpilorik bölgede ileri derecede stenoz tespit edildiği, önce özofagokardiak bölgede her iki vagus ortaya konarak trunkuler vagotomi yapıldığı, sonra mide diseke edilerek duedonum postplorik kesilip gömüldüğü, mide 2/3 distal kısmı rezeke edilerek kısa urveli antekolik, anisoperistaltik gestrojejunostomi oralis parsiyalis tarzında anostomoz yapıldığ, kanama kontrolünü müteakip fascia 1 numara Vicryl ile kontinü olarak ve cilt stabler ile kapatılarak ameliyata son verildiği. 16.6.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Göbek üstü ve altı eski insizyon yarası açılarak batına girildiği. İnce barsakların tamamının mor-esmer renkte olduğunun görüldüğü. Orta derecede serosanginöz serbest sıvının mevcut olduğu. Daha önce yapılan kısa urveli ante kolik anizoperistaltik gastrojejunostominin açıldığı. İnce barsak mezo radiksinin saat istikametinin tersi yönünde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu ve buna bağlı olarak bütün ince barsaklarda ağır iskemi meydana geldiğinin tespit edildiği. İnce barsakların saat istikametinde 180 derece çevrilerek detorsiyon yapıldığı. Sonra ince barsaklar üzerine sıcak batın kompresleri konup devamlı yenileriyle değiştirildiği. Yaklaşık yarım saat sonra barsak renginin açılmağa başladığının görüldüğü ve sıcak ıslak kompreslere devam edildiği. Mezo içinde barsak kenarına kadar iyi arteriyel nabız alınabildiği. Saatlerce beklenmesine rağmen ince barsaklarda gangren belirtisi olabilecek bir demarkasyon hattı oluşmadığı ve böylece primer bir barsak rezeksiyonu düşünülmeyip “second look” ameliyatlarında barsakların beslenme durumunun değerlendirilmesinin öngörüldüğü. Açılan eski gastrojejunostominin distal ucundan bol miktarda kanlı barsak içi sıvısı aspire edildiği. Bunun iskemiye bağlı mukoza kanamaları olarak değerlendirildiği. Daha sonra bu distal barsak ucu kapatıldığı ve latero- lateral Roux-Y tarzında gastojejustostomi yapıldığı. Duedonumdan gelen proksimal uç da Roux-Y termino-lateral jejunostomisi olarak anostomoze edildiği. Batının kapatılmadan evvel yapılan son kontrolde barsak renginin çok aşikar biçimde açıldığı ancak jejunum distal kısımlarında segmenten olarak dama taşı gibi küçük alanların hala açık mor renkli olduğu görüldüğü. Daha sonra klinik tabloyu karıştırmaması için appendoktomi yapıldığı. İnce barsak mezo radiksinin volvulusuna bağlı olarak bu kısmın Treiz bölgesi üzerine yaptığı bazı neticesi duedonum ve safra kesesi safra ile dolu ve gergin olduğu. Bu yüzden safra kesesi fundusunda beslenme bozukluğuna bağlı bir nekroz geliştiği fakat perforasyon görülmediği için safra yollarının drenajını sağlamak üzere bir Petzer sondası ile kolesistomi yapıldı. Kanam kontrolünü müteakip batın rezorbabl materyallerle cilt stabler ile kapatılarak ameliyata son verildiği, 20.06.196 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Eski göbek üstü ve altı median insizyon ile batına girildiği. Bol miktarda serbest serosanginöz sıvı aspire edildiği. Kültür alındığı. Bütün barsakların beslenmesi düzelmiş, cidarları kalın ve ödemli bulunduğu, hiçbir yerde perforasyon tespit edilmediği. Anostomozların iyi bulunduğu. Barsaklar bol olarak serum fizyolojikle yıkandığı. Barsaklar üzerine Mesh konarak batım açık bırakıldığı. 27.06.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Narkoz altında üzerine Mesh konarak açık bırakılmış batına Mesh ortasından açılarak girildiği. İnce barsakların cilt ile kenarlarda mühürlenmiş olduğunun görüldüğü. İnce barsakların beslenmesi iyi olup peristaltik hareketlerin tespit edilmediği. Fistül, tespit edilmediği. Barsaklar çok frajil olduğundan batın içi eksplorasyonundan vazgeçildiği. Orta hatta açılmış olan Mesh sütürle kapatılarak ameliyata son verildiği, 03.07.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Açık bırakılan barsaklar üzerinde Mesh çıkarıldığı. Barsak ansları irrige edildiği. Kenarlarda cilt hafif dekole edilerek altında koleksiyon olup olmadığı kontrol edildiği. Batın tekrar açık bırakılarak barsaklar üzerine serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlar konup ameliyata son verildiği, 10.07.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Hastaya bugün saat 13.30 da ameliyat yapılarak fibrotik dejenarsona uğrayan distal ileum ansları rezeke edilmişti. Ameliyattan sonra Douglas’a konan drenden bol miktarda kan geldiği ve hemotokrit, hemoglobin değerlerinin düştüğü görülerek hasta 22.15 de acilen ameliyata alındığı. Bol taze kan transfüzyonları altında laparatomi yapılarak barsak ansları eksprore edildiği. Önceki ameliyatta rezeke edilen distal ileum ansları mezolarından kanamalar olduğu tespit edilerek sütürlü lifatürlerle hemostaz sağlandığı. Batın irrige edilerek drenler konup barsaklar üzerine serum fizyolojikle ıslatılmış gazlar konarak ameliyata son verildiği, 12.07.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Açık batın yüzeyindeki barsak ansları künt diseksiyonla açılarak irrige edildiği. Barsak ansları arasında herhangi bir koleksiyon tespit edilmediği. Devitalize barsak ansları görülmediği. Bağırsaklar üzerine tekrar serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlar konup batın açık bırakılarak ameliyata son verildiği. 25.9.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda: Açık bırakılan batın yüzeyindeki granulasyon dokusu da çıkarılacak şekilde her iki yandaki cilt kenarları eksize edilerek batına girildiği. Bağırsak ansları künt diseksiyonla ayrıldığı. Toplam dört adet fistülize edilmiş ince barsak uçları bulunarak prepare edildiği. İleum anslarının fibrotik dejenerasyona uğramış ve böylece lumeni dalarak bir boru şeklini almış, mukozası fibrotik antofili kısımları rezeke edildiği. Geriye ileoçekal valveden oral istikamette 20 cm lik bir salim ileum urvesi ile Roux-Y anastomozunun jejunjejunostomi ayağından itibaren 15 cm lik bir jejunum ansı salim olarak korunabildiği. Her iki uç termino-terminal jejun- ileostomi tarzında anostomoz yapılara bağırsak bütünlüğü tamamlandığı. Mediden Roux-Y’in alt anastomozuna kadar 50 Cm lik bir jejunum ansı ile Treil’den itibaren jejun-jejunostomi’ye kadar da 10 cm lik salim jejunum olmak üzere, toplam 95 cm lik bir ince bağırsak salim olarak kaldığı. Kolesistostomi yeri mühürlü olduğundan hiç eksplore edilmeksizin bırakıldığı. Batın irrige idildiği. Kanama kontrolünü müteakip yara bu sefer primer olarak kapatılıp ameliyata son verildiği. 7) Dr.’ın 4.2.97 tarihinde Şişli C.Başsavcılığı’nca alınan ifadesinde; Özetle bay Cahit Ezgi’ye 13.6.1996’da plor stenozu dolayısıyla mide rezeksiyonu ve vagotomi ameliyatı yapıldığı, postop 14 Haziran sabahı hastanın yatağında gazete okuyabilecek ve ayakta rahatça dolaşabilecek halde oluğu. Aynı gün öğleden sonra tüm karnını kaplayan ve beline vuran şiddetli ağrılardan yakınmaya başladığı, karın ön duvarında defans ve rijidite olmadığı, ikinci bir operasyon düşünmedikleri. Bu durumda bir postop pankreatit olasılığını düşündüklerini, amilaz ve lipaz değerlerini ölçtüklerini, buldukları yüksek değerlerin düşüncelerini teyid ettiğini. Hastanın tansiyon, nabız, ateş ve muayene bulgularının normal olduğu. Akut pankreatit tedavisini başlandığı, epidural kateter koyulduğu, muhtemel klinik tablo değişikliğinin çok yakından gözlendiği. Postop ikinci gün hastanın ağrısının hafiflemiş olarak devam ettiği, diğer muayene ve laboratuar bulgularında bir değişiklik olmadığı; ancak aynı gece 23.00’den itibaren tansiyon düşme eğilimi gösterirken, kan sayımının azaldığı, hastada şoka eğilim görüldüğü. Dr. Samim Süngün’ün durumu kendisine bildirmesi üzerine 1-2 saat destekleyici tedavi yapıp saat 05.40’da hastayı ameliyata aldığı, bir volvulus tablosu ile karşılaştığını. İnce barsakların beslenmesini bozan bu durumun aynı zamanda ilk ameliyattaki rekonstriksiyonu da etkilediği, beslenme durumunu biran önce düzletmek için bağırsakların ters istikamette çevrildiği, bu arada ilk operasyonunda “Roux_Y” tarzında değiştirildiğini, bağırsakların hayatiyeti ne dereceye kadar kazanacaklarının gözlendiği, önemli ölçüde hayatiyetlerini kazanan barsakların, peritonite yol açmayacağı kanaati oluştuktan sonra batına konulduğu ve mükerrer ameliyatlarla izlenmesine karar verildiği. 8. ameliyattan sonra karnındaki açık yaranın kapandığı. 25.9.1996’da kalan sağlam bağırsak parçalarının birbirine eklenmesinin planlandığı. Bu tarihten sonraki 1 hafta içinde hastanın durumunun iyi olduğu. Ancak 8. günde bilateral pnomoni geliştiği,. Daha sonra da multıpl organ yetmezliği gelişerek hastanın exs olduğu. 8) ......’ün 4.2.1997 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı’nca alınan ifadesinde; 13.6.96 tarihinde Billroth ameliyatının yapıldığı, 14.6.96 günü sabahı hastanın ayağa kaldırılıp dolaştırıldığı,. Saat 12 civarı hastanın karın ağrısının olduğu batının yumuşak olduğu, belirli bir hassasiyetin olmadığı, hatta peristaltizm mevcut olduğu, ağrı kesiciler yapıldığı saat 14’de ağrısının olduğu, terlediğinin gözlendiği, 1 amp. Doladoman İ.V. yapıldığı hastanın rahatladığı. Terlemezinin gçtiği koridorda yürümeye başladığı, ağrısının azaldığı. 14.06.96 sabah saat 09’da kan sayımında lökositinin 12700 olması dışında patoloji saptanmadığını, ağrılarının şekli itibari ile ve karnının yumuşak ve hassas olması sebebi ile akut pankreatit düşünülerek saat 17.30’da amilaz değerine bakıldığı ve normal değerde (173 uIL) bulunduğu, saat 24 sıralarında karın ağrılarının olduğu bu esnada yapılan muayenede batının yumuşak olduğu. 15.6.96 sabahı yapılan muayenesinde bulguların pankreatit yönünde değerlendirildiği ve labatuar ve radyolojik tetkiklerin istendiği, saat 12.30’da ağrıların devam ettiği ve sebep olarak akut pankreatit düşünüldüğünden epidural kateter takıldığı, hastanın rahatladığı, 13.12’de yapılan labaratuar tetkikinde amilaz 602, lipaz’ın 1385’e yükseldiği ve bu bulgularla akut pankreatit teşhisinin desteklenmiş olduğu, batın sonografisinde önemli bir patoloji görülmediği, batın BT tetkikinde tüm kadranlarda yaygın sıvı ile dolu intestinal ve kolonik anslar dikkati çektiği. Saat 23’de hastanın tansiyonunun düşmeye başladığı dopamin verildiği. 16.6.96 saat 3.45’te ağız ve Nozogastrik tüpten kanlı mayi geldiği Hc ve Hb’nin düştüğü, bu sebepten saat 5.45’te acil ameliyata alındığı, mide ile bağırsakların arasında yapılan anostomozun hadisenin ne olduğunu anlayabilmek için açıldığı, ince bağırsak mazoradiksinin saat istikametinin ters yönünde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu buna bağlı ince bağırsaklarda ileri derecede iskemiye bağlı lezyonlar tespit edildiği Mezo radiksi detorsiyone rezeksiyon yapılmayıp bağırsak durumunun ileriki second-look ameliyatlarda değerlendirilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığı ve 20.6.96-27.6.96-3.7.96-10.7.96-10.7.96-12.7.96 tarihlerinde second-look ameliyatlarının yapıldığı 2,5 aylık beklemeden sonra 25.9.96 tarihinde 9. ameliyatın yapıldığı incebağırsakların fonksiyonoz kısımlarının rezeke edildiği. Salim kısımlar anastomoz edilerek bağırsak bütünlüğünün sağlandığı, hastanın yoğun bakımdan servise alındığı defekesyona çıktığı ağzçdan mamalarla beslenmeye başladığı, 8. post operatuvar günden itibaren bir akut pnömoni ve akut kolonjit geliştiği, ameliyatın 14. günü hastanın tekrar yoğun bakıma alındığı, septisemi ve multipl organ yetmezliği sendromu meydana gelerek bütün tedaviye rağmen 26.10.96 tarihinde saat 20.20’de vefat ettiği. Batın içerisini bir gün önce açtıkları için batın da ne olduğunu bulduklarını bu ağrıların bir ameliyat hatası olmadığının kesinlikle bildiğini ve morfin verildiğinin doğru olduğu. 9) Anabilim Dalımız tarafından konsültasyon istenen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. .....tarafından düzenlenen 06.03.1998 tarihli konsültasyon raporunda; Pilor Stenozu nedeniyle 13.06.1996’da hastaya yapılan ameliyatın, anastomoz tipi hariç, doğru olduğu, ilk 3 gün ağrı olacağı, o nedenle en azından ilk 24 saat narkotik ağrı kesiciler kullanılacağı ama hastaya kullanılmadığı.. Alışılmışın dışında çok şiddetli ağrıdan yakınan hastanın yakından izlemesi gerektiği bu sorumluluğu 15 Haziranh gürnü yledine getirlmedinin pankreası normal gösterdiği halde, hastada posttop pankreatit geliştiği düşünülerek, tedavinin ona göre düzenlendiği (Epidural kateter…v.s.) Amilaz ve Lipaz değerleriyle BT bulgularının uyuşmadığı, hekimin karar vermekte gerçekten zorlanabileceği ama Hct’in düşmesi, taşikardi, albüminin hızla düşmesi; BT’de barsakların içinin sıvı ile dolu olmasının, belki hekimlerin dikkatini bir başka olaya yöneltmesinin gerekeceği. Belki karın bulguları çok iyi değerlendirilseydi, relaporotomiye daha erken karar verilebileceği. Bunun da şüphesiz hasta için çok iyi olabileceği. İlk ve ikinci r, relaporotomilerin çok yararlı olduğu, belki zorunluluk nedeniyle “kısa urveli anekolik gastrojejunostomi” bozukluğu ve yerine, daha doğru ve daha yararlı olan teknik, “Roux-Y” kullanıldığı. Barsaklar rezeksiyonsuz kurtarıldığı, 2. , relaporotominin, barsakların salim olduğunu gösterdiği. Sonraki, relaporotomilere neden ihtiyaç duyulduğunun, ameliyat raporlarında açıkça belirtilmediği, (kanama nedeniyle yapılan hariç) Ama barsaklarda fibrotik dejenerasyonun olmasının, yani barsakların büzüşüp sicime dönmesinin volvuluse bağlı ağır barsak iskemisinin sonucu olması gerektiği. Bu arada hastanın ağır bir zatürre geçirdiği. Hastalığın haftalar sonra, Ağustosun ortalarında, radyolojik olarak iyileştiği. Hastanın beslenmesinin tamamen daman yoluyla yapıldığı. Son ameliyata alındığında hastanın halen 38 derece civarında ateşi olduğu ve muhtemelen immün sistemin ileri derecede zayıfladığı. Son ameliyatta yapıları da doğru kabul etmek gerektiği, zira çalışmayan barsakları çıkarıp, çalışanları birbirine dikerek devamlılığı sağlamak gerektiği, Ama o sırada hastanın direncinin nasıl olduğu, ateşinin sebebinin ne olduğu, ameliyatın zamanlamasının doğruluğu hususunda sonradan ve dışarıdan karar vermenin zor olduğu. Ölüm nedeninin kuşkusuz yapılan son ameliyatk olmadığı, ama ölüme götüren sepsis ve multiorgan yetmezliğinin failinin, post-op gelişen ağır bronkopnömoni olduğu, bronkopnömoninin ise ta ilk relaparotomi sonrasından beri, bazen biraz gerileyerek hep mevcut olduğu, pnömoninin sebebinin de şüphesiz sadece sigara olmadığı, post-op duyulan şiddetli karın ağrıları ve gelişen ileusla beraber intraabdominal ödem ve sızıntıların, diyafragma hareketlerini ileri derecede kısıtlayarak solumu bozduğu ve bronkopnömoni oluşmasına neden olduğu, sonuçta ölümün indirek sebebinin, ilk ameliyatı izleyen ilk 3 gün olduğu. İlk 3 gün içinde hekimler vizite yapmamışlar ise, elbette bunun ağır bir kusur olacağ,ı böyle bir kusurun anlayışla karşılanması değil, ona ses çıkarılmaması bile, mesleğe ihanet olacağı.. Eğer hekimler, büyük bir sorumsuzluk örneği göstererek, hastalarını izlemiyorlarsa, hastane yönetiminin devreye girerek, sorunu çözmesi gerektiği. Burada hasta yakınlarının hastane yetkililerine başvurduklarını söylüyorlar. Ancak bunu ispat edip edemeyeceklerinin belli olmadığı. Ancak haklarında şikayet dilekçesi verilen hekimler, hastayı yakından izlediklerini söylediklerine göre, bunun böyle olmadığını ispat etmek hasta yakınlarının görevi olduğunun belirtildiği kayıtlıdır. SONUÇ: 12.6.1996 tarihinde düodenum da darlık (piLor sterezu) tanısı ile .....Hastanesi’ne yatırıldığı, 13.6.1996 tarihinde trunkular vagatomi + subtotaml mide rezeksiyonu+gastrojejunostomi-Billerath II ameliyatı uygulandığı, post-op ağrıları olan hastanın yapılan tetkiklerinde 14.6.1996 tarihinde amilaz 173,15,6,1996 tarihinde 602 ölçüldüğü aynı gün BT incelemesinde pankreas norma görünümde bulunduğu. Akut pankreatit düşünülerek konservatif tedaviye başlandığı saat 12.35 te epidural katater takılarak marcain+fentanyl uygulandığı. Aynı gün saat 23.00 sıralarında hastanın durumunun kötüleştiği, tansiyonun düştüğü 16.6.1996 günü saat 03.45 te nazogastirik sondadan kan geldiği ve hastanın saat 05.45 te ameliyata alındığı,. Bir volvulus tablosu ile karşılaşıldığı. İnce barsaklarda ileri derecede iskemiye bağlı değişiklikler bulunduğu. Tam bir demarkasyon hattı oluşmadığından bağırsakların durumunun ileriki second-look ameliyatları ile değerlendirilmesine karar verildiği 25.9.1996 tarihine kadar 9 ameliyat yapıldığı son ameliyatta 8. post-op günden sonra akut pnomoni ve akut kolanjit geliştiği 26.10.2996 tarihinde septisemi ve multible organ yetmezliğinden ex olduğu bildirilen Cahit Ezgi adın düzenlenmiş belgelerin incelenmesi ile elde edilen ve yukarıya kaydedilen bilgi ve bulguların dikkate alındığında; 1. Şahsın 13.6.1996 tarihinde geçirdiği turunkular vagotomi+subtotalm mide dezeksiyonu+gastrojejusestomi-Billrothth-II ameliyatından sonra ortaya çıkan klinik tablonun değerlendirilmesi için gerekli laboratuar tetkiklerinin yapılmış olmasına rağmen; tetkik sonuçlarının akut pankreatit tanısı için spesifik olmadığı halde ısrarla akut pankreatit tanısı üzerinde durulup bu yönde konservatif tedavi uygulanmasının, tablonun ağırlaşmasına rağmen zamanında ayırıcı tanı yapılamayarak, klinik tabloyu oluşturan asıl nedenin postoperatif olarak gelişen volvulus olduğunun ancak; 16.6.1996 tarihinde yapılan ameliyatta ortaya çıkarılabilmesinin, dolayısıyla gecikmeye neden olunmasının; teşhis esnasında bir nitelendirme kusuru oluşturduğu, 2.Tarafımızca incelenen belgeler içerisinde doktor orderleri ve hemşire takip formları bulunmadığından hangi hekimin hangi tarih ve saatte hastayı ziyaret ettiğinin dolayısıyla hasta takibinin ne ölçüde özenli yapıldığının değerlendirilemediği; bu konuda fikir edinilmesin için söz konusu belgelerin incelenmesi gerektiği, olayla ilgili olarak yapılan şikayetteki olumsuzlukların doğruluğunun ispatı yükünün hasta yatkınlarına ait olduğu, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen klinik tablo mevcut iken şikayette belirtildiği şekilde tedaviden 1. derecede sorumlu hekimlerin hastayı ziyaret etmemesi iddiası doğrulanabildiği takdirde bunun söz konusu hekimler açısından ağır bir özen kusuru oluşturacağı kanaatine varılmıştır Saygılarımızla, Doç.Dr. Doç.Dr. Uz.Dr.A Adli Tıp Uzmanı Adli Tıp Uzmanı Adli Tıp Uzmanı Prof.Dr. Adli Tıp Uzmanı |
| Bağlantı |
15/11/2007 - PROF.DR.......RAPORU |
Tarih 6.3.1998
1-Merhum Cahit EZGİ tanınmış bir cerrah tarafından ilk kez 10.6. 1996’da muayene edilmiş ve Nisan 1996’da teşhis edildiği ifade edilen Pilor Stenozu nedeniyle ameliyat edilmek üzere kendisine yatış için randevu verilmiştir. (Fotokopi 1).
2-Hasta 12.6.1996 tarihinde Pilor Stenozu tanısı ile .....Hastanesine yatırılmış ve 13.8.1996 tarihinde ameliyat edilmiş olup, ameliyat sonrası ortaya çıkan ağır İntestinal İskemi nedeniyle 8 kez ameliyat geçirmiş ve 8.7.1996 tarihinde yoğun bakım servisinden, normal servise alınabilmiştir. (fotokopi 2).
3-12.6.1996’da preop yapılan tetkikler, hastanın genel aenstezi ve ameliyata uygun olduğuna işaret etmektedir.(Bkz.12.6.1996 tarihli Akciger grafisi ve Protrombin aktivitesi %100 (fotokopi 3), Hct %3-Lökosit 7700 (fotokopi 4).
4-Hasta 13.6.1996 günü ameliyat edilir ve kendisine “Trunkuler Vagotomi +subtotal mide rezeksiyonu+Gastrojejunostomi-Billroth II” uygulanır. (fotokopi 5).
5- Hastanın eşi verdiği dilekçede hastanın ilk 24 saatte şiddetli ağrı duyduğunu serum ve damar yoluyla ağrı kesiciler verildiğini, ama ağrıların bir an olsun dinmediğini belirtiyor (fotokopi 6). Verilen ağrı kesicilerin, hemşire takip formlarından Novalgin amp ve Dolo Adamon ampul olduğunu öğreniyoruz (fotokopi 7).
6-Ameliyatın 2. günü, 15.6.1996 günü, ağrıyı kesmek için “sırtından ağrı kateteri” (epidural kateter olmalı) yerleştirilmiş (fotokopi6) ve bu yolla Marcaim ve Fentanyl verilmiş (fotokopi7). Ağrı bu yolla kesilir. Hasta nihayet uyuyabilir.
7-Bu süre içinde ameliyatı yapan cerraha ulaşılamamış, doktor, hastanın hiç vizite yapmaya gelmemiş ve hastane yetkilileri de, “hastanın özel doktorlarından başka hiç kimsenin müdahale edemeyeceğini” söylemişler (fotokopi 6).
8-Kateterin takıldığı 15.6.1996 günü, gece saat: 23.00 sularında, hastanın durumu ağırlaşır. Karnı giderek şişer. Hastanın eşi, nöbetçi Doktorun gelip hastalarını muayene etmesini ister, ama hastane çalışanları tekrar, “kendi doktorundan başkasının müdahale edemeyeceğini” belirtirler. Bu arada, ameliyata giden diğer bir doktor olan Dr. .....’e de defalarca telefon edildiği, ancak adı geçen kişinin gelmediği de ilgililerce bildirilir. (fotokopi 6).
9-16.6.1996 günü saat:02.00’da tansiyonu 5’e düşer ve nabzı 180’e çıkar ve ağızdan kan gelir. Nöbetçi doktorlar ve Dr. ....hemen gelirler. 04.00’de ameliyat edilmesi gerektiği bildirilir. İlk ameliyatı yapan cerrah saat: 06.00’da gelir ve hasta, ilk ameliyattan 66 saat sonra ikinci kez ameliyata alınır (fotokopi 8).
10-“Yapılan (Re-) laparotomide ince barsak mezo radiksinin ters saat istikametinde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu ve hemen hemen ince barsakların tamamında ağır iskemik bozukluk geliştiği tespit edildi. Eski Gastrojejunostomi açılarak Roux-Y tarzında yeni anastomoz yapıldı. Sıcak kompreslerle uzun süre beklendikten sonra, ince barsaklarda düzelme olup, nekroza bağlı tam bir demarkasyon hattı oluşmadığından barsakların beslenme durumu hakkında daha sonraki second look ameliyatlarında karar verilmesi düşünülerek batın kapatıldı (fotokopi5)” şeklinde ikinci ameliyat (birinci relaparotomi), Prof. Dr. ....tarafından “rapor” şeklinde anlatılmaktadır.
11- 25.9.1996’daki son ameliyatta “fonksiyon yapamayacak barsak ansları rezeke edildikten sonra, yaklaşık 1 metre uzunluğunda geri kalan salim ince barsak ansları anastomoze edilerek bütünlük sağlandı. Ameliyat sonrası barsak fonksiyonları başları, defekasyona çıktı ve hasta oral olarak mamalarla beslenmeye başlandı”(fotokopi 5).
12. sonuncu ameliyatın “postoperatif 8. gününde hastada akut pnömoni ve kolanjite bağlı olması muhtemel bir sepsis tablosu gelişti, hasta tekrar yoğun bakıma alındı. Sonraki günlerde yoğun batkım tedavisine rağmen sepsise bağlı multipl organ failure (yani yetmezliği) (akut karaciğer yetmezliği, akut böbrek yetmezliği, akut akciğer yetmezliği, akut kalp yetmezliği, DİC v.s.) gelişti. Hasta bu tablo altında yapılan bütün yoğun bakım tedavilerine rağmen 26.10.1996 tarihinde, saat 20:20’de eks oldu” (fotokopi 5).
13. İlk ameliyattan 1 gün önce, 12.6.1996’da : Protombin aktivitesi %100. Yani karaciğerin sentez fonksiyonu tam Hct %43; yani anemi yok. Lökosit 7700; immanosüpresyon olmadığını bir ölçüde gösterir. AKŞ 68, üre 44, Na ve K normal düzeylerde. Akciğer grafisinde patolojik bulgu görülmüyor.
Tüm bu bulgular, hastanın ilk ameliyatından önce, herhangi bir organ bozukluğu olmadığına işaret etmektedirler
14.14.6.1996, 17.29’da Amilaz’a bakılmış ve normal çıkmış, Herhalde bu test karın
ağrısı nedeniyle yapılmıştır. Ameliyata bağlı bir pankreatit düşünülmüş olmalı (fotokopi9) Aynı saatler de lökosit 15.700, Hct %47 idi. Ameliyatın 24 saat sonrasında böyle yüksek bulgularla karşılaşılabilir. Tek başına bu bulgular alarme edici değildir. Hematokritin yükselmiş olması, hastanın sıvılarının az verildiğini gösteriyor olabilir. Ama %47, kan kaybı olmadığını, kesin olarak gösteriyor.
15.a) Nitekim 15.6.1996 günü, lökosit sayımı 13.700’e düştü. Fakat Hct %49’a yükseldi fakat amilaz 602 ile 3 kat yükselmiş görülmektedir.Amilazın orta derecede yükselmiş olması, akut pankreatitte olabileceği gibi, barsak iskemisinde (veya nekrozunda) da olabilir. Lipaz 1385 ile normalin 7 katından daha fazla yükselmişti (fotokopi 10). Hasta ameliyatı yeni geçirmiş olmasına rağmen, ağrıyı hafifletebilmek için yatağında oturup öne eğilerek durmuştur. Bu pozisyonda azalan ağrı pankreatite ait olabileceği gibi volvlusa da ait olabilir. Zira öne eğilen hastada, barsaklar öne doğru yer değiştirdiği için mezenterik damarlar üzerindeki baskı azalabilir.
15.b) 15.6.1996 günü oral ve İ.V. yoldan verilen kontrastla çekilen BT’de, plevral efüzyon olmadığı, tüm kadranlarda ince ve kalın barsak lünemlerinin sıvı ile dolu olduğu, PANKREASIN NORMAL GÖRÜNÜMDE OLDUĞU VE PERİPANKREATİK YAĞLI DOKULARIN AÇIK OLDUĞU belirtilmektedir. İntraabdominal veya intrapelvil serbest sıvı görülmedi.
Bu bulguların ışığında, morfolojik olarak BT ile normal görünen pankreasta enflamasyon olamayacağını, yükselen amilaz ve lipaz değerlerinin, ekstrapankreatik bir nedene bağlı olması gerektiğini düşünmemiz gerekmektedir.
16- 16.6.1998’da Quick (protrombin aktivitesi) % 48, total bilirubin 6,37 mg, SGOT 462, SGTP 363 gibi yüksek; kalsiyum ise 6.8 gibi düşük düzeyde bulunmuştur, Yani ameliyatı izleyen 3. günde belirgin bir karaciğer yetmezliği ile karşı karşıya kalınmıştır. (fotokopi 11 a ve b)
17- 17.6.1996 günü Hct %27’ye düşmüştür. Belirgin bir kan kaybı söz konusu. Ama hasta izleme kağıdı olmadığı için kan basıncı ve nabız hakkında bilgimiz yok. Yine bu gün, bilirubin, bir gün öncesine oranla oldukça düşük bir düzeydedir. (1,36 mg) Albümin ise 2,8 g gibi çok düşük bir düzeyde bulunmuştur. Albüminin yarılanma zamanı 21 gündür. Yani ameliyattan 3-4 gün sonra bu derece düşük albümin, preoperatif bir karaciğer tahribatını düşündürmektedir. ( Fakat Quick pre-Op % 100 idi). O halde karaciğer de bozuk değil. Bir yerde büyük boyutlarda plazma kaybı olmalı. O kayıp, istemi nedeniyle barsakların içine olabilir. ( fotokopi 12).
18- İLK AMELİYATI: 13.6.1996 Pilor Stenozu ve ona bağlı beslenme sorunu nedeniyle yapıldı. (fotokopi 14 ve 15). Ameliyatta midenin ileri derecede dilate olduğu görüldü; postpilorik bölgede ileri derecede stenoz vardı. (F.14) Bu bulgular nedeniyle yapılan Bilateral Trunkal Vagotomi ve 2/3 distal mide rezeksiyonu haklıdır. Ama yapılan kısa urveli antekolik gastrojejunostomi pek haklı sayılmaz, çünkü bugün yaygın kabul gören uygulamaya göre, gastrojejunostomile antekolik, fakat uzun urve ile ve Braun anastomozuyla yapılmalıdır. Kısa urveli anastomozlar ise, entekolik değil, retrokolik yapılmaktaydı. Ama bu da artık günümüzde uygulaması değil.
Burada belirtmek gerekir ki, hastada ortaya çıkan sorunlar, bu anastomoz tipi ile ilgili değildir.
İKİNCİ AMELİYAT: 16.6.1996: Gastrektomi sonrası incebarsak mezo radiks volvulusu.
OPERASYON: Relaparatomi, detorsiyon, Billroth II gastrojejunostomisinin açılarak Roux-Y tarzında gastrojejunostomi yapılması (fotokopi 16). Barsalların tamamı esmer-mor renkte bulunmuş. (Batın boşluğunda) orta derecede seroanginöz serbest sıvı mevcuttu. Daha önce yapılan kısa urveli ante kolik anizo peristaltik gastrojejunostomi açıldı. İnce barsak mezo radiksinin, saat istikametinin tersi yönünde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu ve buna bağlı olarak bütün ince barsaklarda ağır iskemi meydana geldiği tespit edildi.Detorsiyondan sonra, sıcak kompres uygulamalarının da yardımıyla barsak rengi düzeldi (f.17). Bu durumda barsak rezeksiyonunun yapılmaması, hastanın post_op izlenmesi ve gerekirse second look laparotomi planlanması, yerinde bir davranıştır.
Bu aşamada, gastroenterostomi anastomozundan bir kaçak olmadığı bellidir. Bu hem, çok ağırı olan gün, 15.6.1996’da çekilen BT’de karın içinde serbest sıvı olmayışından (fotokopi 18), hem de ameliyat raporundan (f16) bellidir. Safra kesesindeki nekroz nedeniyle kolesistostomi yapılması da, pek post-op komplikasyonu olmayan, tedbirli bir girişimdir. (f16).
ÜÇÜNCÜ AMELİYAT: 20.6.1996 ince barsak volvulus sonrası iskemik lezyon kontrolü. Barsak beslenmesinin, anastomozların iyi olduğu, hiçbir perforasyonun olmadığı görülmüş. Karın mesh kullanılarak açık bırakılmış (f.19)
Cerrahide zaman zaman gerekli olan bur uygulamadır ve yerindedir. Artık barsak nekrozu gelişmediğine göre, hastanın bundan sonra, hızla iyileşmeye doğru gitmesi gerekirdi.
DÖRDÜNCÜ AMALEYAT: 27.6.1996 barsaklarda iskemik lezyon kontrolü ilk relaparatomiden 4 gün sonra, 20.6.1996’da yapılan ameliyatta, barsakların renginin tamamen düzeldiği, hiçbir perforasyon olmadığı saptanmıştır. Bu laparotomiye (mesh üzerinden). Neden gerek görüldü. Anlamak zor. Herhangi bir işlem de yapılmamış (f.20)
BEŞİNCİ AMELİYAT: 3.7.1996: Yine iskemi kontrolü yapılmış. Yine bir işlem yapılamamış, karın yine açık bırakılmış. Belli ki aşırı ödem ve paralitik ileus mevcut.
ALTINCI AMELİYAT: 10.7.1996: Distal ileum ansları rezeke edilmiş ve 4 adet ince barsak ucu, içine gaz konarak, anastomoz yapılmaksızın açık bırakılmış Karın yine açık bırakılmış ileostomi ve müköz fistül şeklinde karın duvarının dışına alınmaması yanlış; çünkü barsak sıvıların ve taşıdığı bakterilern, açık bırakılan karın boşluğunda, ince barsakların üstüne akacaktır,Peritonit kaçınılmaz.
YEDİNCİ AMELİYAT: 10.7.1996 gece 22.15’de: Rezeke edilen barsak mezosundan kanadığı için yeniden ameliyata alınmış ve hemostaz sağlanmış.
SEKİZİNCİ AMELİYAT: 12.7.1996 barsaklar yıkanıp örtüldü.
Bu arada ve bunu izleyen 2 ay boyunca hasta total parenteral nütrisyonla beslenmiş. Bu arada 2- ameliyattan itibaren gelişen pnömoni iyileşmiş, Hasta kendini iyi hisseder ve ayakta dolaşır hale gelmiş.
SONUNCU AMELİYAT: 25.9.1996 Açık bırakılan 4 barsak ucu bulunduktan sonra, fibrotik dejenerasyona uğrayan tüm ince barsak ansları rezeke edilmiş. Sonuçta toplam 95 cm’lik ince barsak kalmış, bunun 20 cm’si terminal ileuma ait Termino-terminal olarak devamlılık sağlınmış. Batın primer olarak kapatılmış.
Ağustos ve Eylül ayları boyunca zaman zaman 38,5 derece civarında, bazen titremeyle seyreden ateşleri oluyor. Bu durum “Günlük Müşahede” kağıtlarında görülebilir (7.8.1996,8.8.1996,15.8.1996,25.8.1996,2.9.1996,9.9.1996,15.9.1996,20.9.1996). 25.9.1996’da son ameliyatı yapılıyor. 30.9.1996 günü, yani ameliyatın 5.günü hasta bol gaz çıkarmaktadır. Bu barsakların çalıştığına ve peritonit yada anastomoz kaçağı olmadığına işaret eder.
Bu tarihten sonra çekilen akciğer grafilerinde; yine yaygın bronkopnömoni görülmektedir. Ateş 39 derece civarında seyretmektedir. Balgam çıkarmaktadır.
7.10.1996’da Kolesistostomi derin çıkarılmış (f21)
8.10.1996’dan itibaren solunum sıkıntıları ve solunum yetmezliği başlamış 15.10 1996’da durumu daha kötüleşiyor ve DİC gelişiyor BUN 125’e Billirubin 8.47’ ye çıkıyor, yani hem böbrek, hem karaciğer yetmezliği gelişiyor.
22.10.1996’dan itibaren diyare gelişiyor.
26.10.1996’da multi organ yetmezliği ve sepsis tablosu içinde vefat etti.
Son ameliyatta, anlaşıldığı kadarıyla, direkt olarak ameliyatla ilgili bir komplikasyon gelişmemiş. Ama ilk Laparotomiyi izleyen günlerde ortaya çıkan ağır bronkopnomoni, Agustos ayın içinde radyolojik olarak gerilemiş görünse de, hastanın ateşi hiçbir zaman tamamen normale inmemiştir. Tüm paranteral nütrisyona rağmen, mutlaka beslenme bozukluğu ve immün yetmezlik vardır. Sonuncu ameliyattan sonra, birkaç gün içinde yeniden alevlenen bronkopnömoni, immün sistemin de zayıflığından yararlanarak hızla ağırlaşmış, sepsis ve ölüme neden olmuştur.
19- Hastanın eşi dilekçesinde , 3 gün boyunca hastanın yanına hiçbir doktorun uğramadığını şikayet etmektedir. Oysa ameliyatı yapan hekim hastayı günde en az iki kere gördüğünü, yardımcısı hekimin ise, günde bir çok defalar hastanın yanına giderek, gelişmeleri izlediklerini iddia etmektedir (F.22) Ameliyatı yapan hekimin, hastayı her gün 2-3 kere ziyaret ettiğini, yardımcı hekim de ifade etmektedir. (f23) Burada kimin doğru söylediğini tespit etmek bizin için zordur. Ancak “özen gösterme borcunun ihlalini ispat külfeti davacı hastanın üzerindedir” (A.Ayan: Tıbbi Müdahaleden doğan Hukuki Sorumluluk. Kazancı Kitap, 1991, Ankara Sayfa 94) Devamla “ O, hekimin, tedavi faaliyetlerinde bulunurken tıp bilimi ve uygulamasınca, genel olarak kabul mazhar olmuş kurallara aykırı hareket ettiğini ispatlamalıdır.... Özen borcuna aykırılığın bulunup bulunmadığı belirlenirken, tıbbi bilirkişinin yardımına da başvurulabilir. Ancak, özen borcuna aykırılığın çok açık olduğu hallerde bilirkişiye müracaat gerekmediği gibi, bilirkişi tarafından verilen raporun hakimi bağlayıcılığı da yoktur.”
Aynı kitap, sayfa 102: “ Hekimin sorumluluğunda kasıtlı davranışlar fazla görülmez. Sorumluluğa esas teşkil eden olayların büyük çoğunluğu, ihmal şeklinde kendini gösterir... İhmal, borçlunun, hukuka aykırı sonucu istememekle birlikte, böyle bir sonucun meydana gelmemesi için, şartların gerekli kıldığı özeni göstermemesidir... kısaca özen eksikliğidir... son derece modern döşenmiş bir hastanede çalışan hekimden, az gelişmiş bir yörenin mahrumiyetlerle dolu hastanesinde çalışa hekime nazaran daha fazla özen göstermesi istenir.
Sayfa 108:” Başlı başına (Salt-objektif olarak) bir meslek kuralına aykırıdır, “tıbbi özen borcunun ihlalinden başka bir şey değildir.
Cerrahi geleneklerine göre, ameliyatı yapan cerrah, hasta iyileşip evine taburcu edilinceye kadar hastasını izlemek ve tedavisini yapmak zorundadır. Buna aykırı davranmak “^tıbbi özen borcunun ihlalidir” Hasta yakını böyle olduğunu iddia ediyorsa da, ilgili hekimler, bu konuda hiçbir ihmalde bulunmadıklarını ileri sürmektedirler. Özen borcuna sadık kalmamak ve görevini ihmal etmek elbette hatalı bir davranıştın. Ama böyle davranıldığını ispat etmek, hasta yakınlarının görevi olmalıdır.
SONUÇ:
Pilor Stenozu nedeniyle 13.6.1996’da hastaya yapılan ameliyat, anastomoz tipi hariç doğrudur. İlk 3 gün ağrı olabilir. O nedenle en azından ilk 24 saat narkotik ağrı kesiciler kullanılmamalıdır; Ama hastaya kullanılmadı. Alışılmışın dışında çok şiddetli ağrıdan yakınan hasta yakından izlenmeliydi; bu sorumluluk 15 Haziran günü yerine getirilmiştir: Ayrıntılı laboratuvar testleri ve BT. BK. Pankreası normal gösterdiği halde, hastada postop pankreatit geliştiği düşünülerek, tedavi ona göre düzenlenmiş (Epidural kateter ....v.s.) Amilaz ve Lipaz değerleriyle BT bulguları uyuşmuyordu, hekim karar vermekte gerçekten zorlanabilir. Ama Hct’nin düşmesi, taşikardi, albüminin hızla düşmesi, BT’ de barsakların içinin sıvı ile dolu olması, belki hekimlerin dikkatini bir başka olaya yöneltmeliydi. Belki karın bulguları çok iyi değerlendirilseydi, relaparotomiye daha erken karar verilirdi. Bu da şüphesiz hasta için çok iyi olabilecekti.
İlk ve ikinci relaparotomiler çok yararlı olmuştur. Belki zorunluluk nedeniyle “kısa urveli antekolik gastrojejunostomi” bozulmuş ve yerine, daha doğru ve daha yararlı olan teknik “Roux_en_Y” kullanılmıştır.
Rezeksiyonsuz, barsaklar kurtarılmıştır. 2. relaparotomi, barsakların salim olduğunu göstermiştir.
Sonraki relaparotomilere neden ihtiyaç duyulduğu, ameliyat raporlarında açıkça belirtilmiyor (kanama nedeniyle yapılanı hariç). Ama barsaklarda fibrotik dejenerosyonun olması, yani barsakların büzüşüp sicime dönmesi- volvulusa bağlı ağır barsak iskemisinin sonucu olmalı. Bu arada hasta ağır bir zatürre geçirmiş. Hastalık haftalar sonra, Ağustos’un ortalarında,radyolojik olarak iyileşmiş. Hastanın beslenmesi tamamen damar yolundan yapılmış. Son ameliyata alındığında hastanın halen 38 derece civarında ateşi vardı ve muhtemelen immün sisttemi ileri derecede zayıftı.
Son ameliyatta yapılanları doğru kabul etmek gerekir. Zira çalışmayan barsakları çıkarıp, çalışanları birbirine dikerek devamlılığı sağlamak gerekiyordu.
Ama o sırada hastanın direnci nasıldı? Ateşin sebebi neydi? Ameliyatın zamanlaması doğrumuydu? Bunların cevabını sonradan ve dışarıdan vermek çok zordur.
Ölümün nedeni kuşkusuz yapılan son ameliyat değil, Ama ölüme götüren sepsiz ve multiorgan yetmezliğinin faili, post-op gelişen ağır bronkopnömonidir; o da, ta ilk relaparotomi sonrasından beri, bazen biraz gerileyerek hep vardır. Pnömoninin de sebebi şüphesiz sadece sigara değildir, post-op duyulan şiddetli karın ağrıları ve gelişen ileusla beraber intraabdominal ödem ve sızıntılar, diyafragma hareketlerini ileri derecede kısıtlayarak solunumu bozmuş ve bronkopnömoni oluşmasına neden olmuştur. Yani sonuçta, ölümün indirekt sebebi, ilk ameliyatı izleyen ilk 3 gündür.
O ilk 3 gün içinde hekimler vizite yapmamışlar ise, elbette bunun ağır bir kusur olacağı ortadadır. Böyle bir kusurun anlayışla karşılanması değil, ona ses çıkarılmaması bile, mesleğe ihanettir. Eğer hekimler, büyük bir sorumsuzluk örneği göstererek, hastalarını izlemiyorlarsa, hastane yönetiminin devreye girerek, sorunu çözmesi gerekirdi. Burada hasta yakınları hastane yetkililerine başvurduklarını söylüyorlar. Acaba bunu ispat edebilirler mi?
Ama haklarında şikayet dilekçesi verilen hekimler, hastayı yakından izlediklerini söylediklerine göre, bunun böyle olmadığını ispat etmek hasta yakınlarının görevidir.
Saygılarımla,
Prof.Dr........ |
| Bağlantı |
15/11/2007 - TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ ONUR KURULU KARARI |
Karar no:99/1 Tarih 31.1.1999 KARAR KARAR 1- İstanbul Tabip Odasından 3.9.1998 tarih 1763 sayılı yazı ekinde gönderilen ve 15.11.1998 tarihli oturumda bilirkişi görüşü alınmasına karar verilen Dr. F.A.’a ilişkin dosyada Prof. Dr. E.T.’nun teknik anlatımları dinlendi. Bilirkişi görüşü alınmasını gerektirir noktada yeterli anlatımları dinlendi. Bilirkişi görüşü alınmasın gerektirir noktada yeterli aydınlanma sağlınmış olmakla diğer bilirkişi Prof. Dr. ...’in dinlenmesinden vazgeçildi. Yapılan incelemede DR.F.A.’ın “hastanın kendisine duyduğu güveni bir başka hekime devretmek ve gerekli ihtimamı göstermemek” suretiyle deontoloji kusuru işlediği; bunun yanında cerrahi sonrası dönemde tıbbi uygulamalarda kusurlu olduğu görüşleriyle İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu’nun Dr. F. A.’ın 15 gün süreyle meslek uygulamasından ben edilmesine dair kararı ONANMASINA oybirliğiyle karar verildi. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. Dr. |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
Hekim hatası sonucu vefat eden Cahit Ezgi/nin ölümü nedeniyle hekimlere karşı acılan davanın bilirkişi raporları.(Adli Tıp,Adli Tıp Genel Kurulu, Tabip Odası,yüksek Sağlık Şurası,)
Ceza ve Hukuk davasının seyri.
Kategoriler
adli tip,tibbi hatahukuk,adalet
Arkadaşlarım
|