T.C. ADLET BAKANLIĞI Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1.İhtisas Kurulu A.T.No: 110-17012002-0397-121 Karar No:136 İst.6.Şubat 2002 Şişli 5. ASLİYE HUKUK Mahkemesi’nin 113.12.2001 tarih ve 1999/1100 sayılı yazısı ile CAHİT EZGİ gönderilen hakkındaki evrak tetkik edildi. Davalılara atfi kabil herhangi bir kusur bulunup bulunmadığı sorulmaktadır. 12.6.1996 tarihinde mide ağrısı şikayeti ile ……Hastanesine yatırıldığı pilor stenozu tanısı ile Prof.Dr… ve Op.Dr….. tarafından 13.6.1996 tarihinde ameliyat edildiği uygulanan ameliyat ve tedavilere rağmen 26.20.1996 tarihinde öldüğü bildirilen Cahit Ezgi hakkında düzenlenen adli dosyada mevcut; 1- Eşi Leyla Ezgi’nim ifadesinde; eşinin 12.6.1996 tarihinde oniki parmak barsağı darlığı nedeniyle hastaneye yatırıldığı, 13.6.1996 tarihinde ameliyat edildiği, ameliyattan hemen sonra karın ağrıları başladığı karın ağrılarının artarak devam ettiği, Dr….’ın damar yolu ile ağrı kesici verdiği, profosörü aramalarına rağmen bulamadıkları, hastanın ağrısını dindirmek için morfin verildiği, Dr. ….’ün ısrar edilmesine rağmen gelip hastaya bakmadığı, ilk operasyondan 60 saat sonra 2. operasyon yapıldığı, 2- …..Hastanesince düzenlenen hastane evrakında; 12.6.1996 tarihinde pilor stenozu ameliyatı için yatırıldığı, 13.6.1996 tarihinde ameliyata alındığı,trunkular Vagotomi+subtotal gastrektomi (Billroth II) uygulandığı, batının açıldığı, pilor stenozu ve midenin ileri derecede dilate olduğu, önce trunkuler vagatomi yapıldığı sonra mide sklete edilerek duodenumun darlık bölgesinden kesilerek gömüldüğü; miden 2/3 ü rezeke edilerek antekolik, anisoperistaltik gastro jejunostomi cralis parsialis tazında anastomoz yapıldığı, kanama kontrolünü takiben dren konularak ameliyata son verildiği, 14.6.1996 genel durum iyi nazogastrikten 230 cc mayi geldiği,drenden bir şey gelmediği, 15.6.1996 gece ağrıları olduğu, daloodamon yapıldığı,sırt üstü yatışta ağrısının artması nedeniyle oturu vaziyette kaldığı, amilaz ölçülüp 607 geldiği USG de pankreasda önemli bir büyüme tespit edilmediği, ağrısı için epitural katater takıldığı, rahatladığı batın CT yapıldığı, barsak anslarının mayi ile dolu olduğu, ve barsakların kısmen dilate olduğunun görüldüğü lipazın 1385 olduğu, 16.6.1996 gece hipotansiyon geliştiğinden serumun hızlandırıldığı, dren telen bung pozisyonuna getirildiği, foley idrar kateteri konduğu dopamin başlandığı, saat 04.00 te NGT’den kanlı mayi geldiği,lavaj yapıldığı epidural kataterden verilmekte olan marcaines toplandığı, Htc;26,Hb:8.4 Lökosit 10.200 bilurubin 6, alkelen fosfataz 149,GOT: 462,GPT:363, gamma GT:81,olup kan transfüzyonları yapıldığı, Saat 05.45 te ameliyata alındığı,ameliyat notunda; ince barsakların tamamının mor esmer renkte olduğu, orta derecede serasengiroz serbest sıvı mevcut olduğu, daha önce yapılan kısa urveliantekolik anizoperstaltik gastrojejunostominin tersi yönünde 180 derece dönerek volvulus oluştuğu ve buna bağlı olarak bütün ince barsaklarda ağır iskemi medya geldiği, ince barsaklar saat istikametinde 180 derece çevrilerek detorsiyon yapıldığı, sonra ince barsaklar üzerine sıcak batın kompresleri konularak devamlı yenileri ile değiştirildiği, yaklaşık yarım saat sonra barsak renginin açılmaya başladığı ve sıcak ıslak kompreslere devam edildiği, mezo içinde bar sak kenarına kadar iyi arteryal nabız alınabildiği, saatlerce beklenmesine rağmen ince barsaklarda kangren belirtisi olabilecek damarkasyon hattı oluşmadığı ve böylece primer bir barsak rezeksiyonu düşünülmeyip ‘’second look’’ ameliyatlarda barsakların beslenme durumunun değerlendirilmesinin ön görüldüğü, açılan eski gastrajejunostominin distal ucundan bol miktarda kanı barsak içi sıvıyı aspire edildiği, bu iskemiye bağlı mukoza kanamaları olarak değerlendirildiği daha sonra bu distal barsak ucu kapatılarak lateral-lateral Roux-Y tarzında gastrojejunostomi yapıldığı, duodenumdan gelen proximal uç da Roux-Y nin termino lateral jejurjejunostomisi olarak anastomoze edildiği,batın kapatılmadan önce yapılan son kontrol da barsak renginin çok aşikar biçimde açıldığı, ancak jejurum distal kısımlarında segmenter olarak dama taşı gibi küçük alanların ala açık mor renkli olduğu, daha sonra klinik tabloyu karıştırmaması için appentektomi yapıldığı, ince barsak mezo radiksinin volunlusuna bağlı olarak bu kısmın treiz bölgesi üzerine yaptığı bası neticesi duedenum ve safra kesesinin dolu ve gergin olduğu, bu yüzden safra kesisi fundusunda beslenme bozukluğuna bağlı bir nekroz geliştiği fakat perforasyon görülmediği için safra yollarının drenajını sağlamak üzere bir petrez sondası ile kolesistostomi yapıldığı, kanama kontrolünü müteakip batın rezorbabl materyallerle cilt stepleri ile kapatılarak ameliyata son verildiği,c ameliyat sonrası yoğun bakıma alındığı, 17.6.1996 gece entübasyon tüpünün tolere edemediği için çıkartıldığı,bundan sora çok rahatladığı, batın yumuşak genel durumu iyi,amilaz 512, lipazın 163 e düitüğü, bilurubin 1,36 tespit edildiği, taze kan verildiği, saat 11.40 ta Htc 34 Hb: 11.1 olduğu, 18.6.1996 genel durumu iyi batın hafif distandü NTG de 3400 cc mayi geldiği, 19.6.1996 ateşin 39mdeereceye yükseldiği, 20.6.1996 second look için tekrar ameliyata alındığı, ameliyat notunda; batın açıldığında, bol miktarda serbest sero sanginoz sıvı aspire edildiği, kültür alındığı, bütün barsakların beslenmesi düzelmiş cidarları kalın ve ödemli olduğu, hiçbir yerde perferasyon bulunmadığı,anastomozların iyi olduğu, barsakların bol olarak serum fizyolojik ile yıkandığı, barsakların üzerine mesh konarak batının açık bırakıldığı, 21.6.1996 sol akciğerdeki epanşmanın ponksiyon yapılarak boşaltıldığı,sulu defakasyona çıktığı, 23.6.1996 vişne çürüğü tarzında kanlı defekasyona çıktığı,ağrısı olduğu, 24.6.1996 batın yumuşak, ateşinin yükseldiği, bol sekresyonu olduğu, balgamçıkartamadığı, 26.6.1996 epidural kataterden analjeziklerin stoplandığı, 27.6.1996 tarihli ameliyat notunda; narkoz altında açık bırakılmış batına mesh ortasından açılarak girildiği, ince barsakların cilt ile kenarlarda mühürlenmiş olduğu, ince barsakların beslenmesi iyi olup peristaltizm olmadığı, fistül tespit edilmediği barsakların çok frajil olduğundan batın içi explorasyondan vaz geçildiği, orta hatta açılmış olan mesh sütürle kapatılarak ameliyata son verildiği, 29.6.1996 geceyi rahat geçirdiği, ateşinin yükseldiği, solunum terapisi yapıldığı, 30.6.1996 ateşi olduğu, paranox verildiği, 2.7.1996 NGT’den son 24 saattir 2100 cc mayi geldiği, safra dreninden 200 cc safra geldiği, 3.7.1996 second look için ameliyata alındığı, ameliyat notunda, barsaklar üzerindeki meshin çıkarıldığı, barsak anslarının irrige edildiği, kenarlarda cilt hafif dekole edilerek altında koleksiyon olup olmadığı araştırıldığı, batın tekrar açık bırakılarak barsaklar üzerine serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlar konularak ameliyata son verildiği, 6.7.1996 ateş dışında genel durum iyi NGT çıkarıldığı, 8.7.1996 yoğun bakımdan servise çıkartıldığı, yaranın üst kısmında küçük bir ince barsak fistülünden gelen safralı mayinin yarayı çok kirletmesi üzerine yara üzerine aspirasyon sondası konarak devamlı aspiratöre bağlandığı, NGT takıldığı, 10.7.1996 yara üzerinde kanama başladığı hasta second look için ameliyata alındığı, fibrotik dejenerasyona uğramış ince barsak anslarının rezeke edildiği, toptan 4 adet ince barsak ucu açık bırakılarak fiztülize edildiği, Douglas’a ve batın yanlarına toplam 4 adet dren konulduğu, ameliyat sonrası alt drenlerden fazla miktarda kan gelmeye başladığı, taze kan verildiği, tüm tedbirlere rağmen kanama devam ettiğinden saat 22.00 de tekrar ameliyata alınarak explorasyon yapıldığı, önceki ameliyatta rezeke edilen ince barsak mezolarından kanamalar görülerek sütürlüligatürle hemostaz sağlandığı, drenlerde önemli bir kanama bulunmadığı, 11.7.1996 yoğun bakım sevisinden çıkartıldığı, genel durumunun iyi olduğu, ancak ateşinin yüksek olduğu, 12.7.1996 second look için ameliyata alındığı, barsak ansları gözden geçirilip irrige edildiği, barsak ansları arasında herhangi bir koleksiyon tespit edilmediği Devitalize barsak ansları görülmediği, amelyat sonrası hasta rahat genel durumunun iyi olduğu, 19.7.1996 tarihine kadar herhangi bir problem olmadığı, drenlerden 4 tanesinin çıkartıldığı, 20.7.1996 zaman zaman yara üzerindeki fistüllerden akıntı çoğaldığında NGT den gelenin azaldığı, 23.7.1996 titremelerle ateşinin yükselmeye başladığı, 24.7.1996 Akciğer grafisinde solda epanşmanın tekrar geliştiğinin tespit edildiği,toraks tüpü konarak kapalı drenaj sağlandığı, 25.7.1996 kolesistostomi dren fiksasyon dikişi yenilenerek samlaştırıldığı, yara yüzeyindeki fistül ağzı açılarak genişletildiği, 27.7.1996 yara kenarları granulasyonun dokusuyla tamamen mühürlendiği, 29.7.1996 zaman zaman tansiyonun yükseldiği, çarpıntısının olduğu 9.8.1996 batın yarası üzerinde gronulasyon dokusunu hızlandırmak için peru balsam’ı tatbik edildiği, mobilize edildiği, koridorda dolaştığı,santral kataterin çıkarıldığı, 17.8.1996 kolosistostomi dreninden kolonjiografi yapıldığı, koletek nurmal çapında, içinde kontrost bulunmadığı, kontrast maddenin duedonuma geçişinin tamamen normal olduğu, treitzden sonraki 10-15 cm.lik proksimal jejunumda peristaltizmin mevcut mukoza yapısı ve villus derinliğinin normal olduğu, 18.8.1996 dün akşam hafif bir mide kanaması olduğu, sonra NGT den gelen sıvının renginin açıldığı, 28.8.1996 hasta iki saatliğine hastaneden çıkartılarak araba ile boğaza götürüldüğü, 2.9.1996 kalkıp koridorda dolaştığı, 4.9.1996 gece ateşi 38 dereceye yükseldiği, genel durumunun iyi olduğu, 9.9.1996 akşamları ateş yükselmesinin devam ettiği, ince barsakların iskemi sonrası rejenere olmasının beklendiği, sonra parsiyel rezeksiyon yapılarak anastomozlarla barsak bütünlüğünün sağlanacağı, 25.9.1996 hasta ameliyata alındığı, açık bırakılan batın yüzeyindeki granülasyon dokusu da çıkartılacak şekilde her iki yandaki cilt kenarları eksize edilerek batına girildiği, barsak ansları künt disseeksiyonla ayrıldığı, toplam 4 adet fistülize edilmiş ine barsak uçları bulunarak ptrepera edildiği, ileum anslarının fibrotik dejenerasyona uğramıi ve böylece lümeni daralarak bir boru şekline almış mukozası fibrotik atrofili kısımlarının rezeke edilidği,gheriye ileoçekal valvden oral istekamette 20 cm.lik bir salim ileum urvesi ile Roux-Y anastomozunun jejunostomi ayağından itibaren 15 cm.lik bir jejunum ansının salim olarak korunabildiği, her iki uç termino-terminal jejuno-ileostomi tarzında anastomoz yapılarak barsak bütünlüğünün tamamlandığı, mideden Roux-Y in alt anastomozuna kadar 50 cm.lik bir jejunum ansı ile crertz den itibaren jejuno-jejunostomiye kadar 10 cm.lik salim jejunum olduğu, toplam 95 cm. kadar bir ince barsağın salim kaldığı, kolesistostomi yeri mühürlü olduğundan eksplore edilmeksizin bırakıldığı, irrigasyon ve kanama kontrıolünden sonra primer olarak kapatıldığı, ameliyat sonrası normal servisteki odasına alındığı, 26.9.1996 ameliyat sonrası tansiyonunun düştüğü, dopamin verildiği, serumlarının hızlandırıldığı, 27.9.1996 insizyon yerinde ağrıları olduğu, 28.9.1996 batın CT sinde batın içinde koleksiyon bulunmadığı 30.9.1996 postop 5. gün makattan gaz çıkartmaya başladığı, genel durumunun iyi olduğu 1.10.1996 sabaha karşı subcutan port cihazının çalışmadığı, özel iğne takılarak tekrar çalışır hale getirildiği, kalkıp dolaştığı genel durumunun iyi olduğu, 4.10.1996 sulu olarak iki kez defekasyona çıktığı, genel durumu iyi mobilize, 5.10.1996 dikişlerinin atlanarak alındığı, ateşinin yükseldiği, kendini halsiz hissettiği, kolesistostomi dreni aşağıya indirildiği, 6.10.1996 ateşi yüksek öksürükle bol kreşe çıkartıldığı, 7.10.1996 kolosistostomi dreninin çıkartıldığı, 8.10.1996 solunum sıkıntıları başladığı akciğer grafiğinde önceki güne göre diffüs pnömonisi olduğu, safra dreni konulduğu, 10.10.1996 solunum yetmezliğinin arttığı 02 saturasyonunun düştüğü yoğun bakım ünitesine alınarak entübe edildiği ve vantilatöre bağlandığı, 12.10.1996 batın yumuşak, problem olmadığı, taşikardisi bulunduğu, 13.10.1996 idrarın çok azaldığı, yara alt kısımlarında sızımtı şeklinde kanama mevcut olduğu, 14.10.1996 hemofiltrasyon yapıldığı, genel durumunu iyi olmadığı, trombosit sayısının 38.000.000 lökosit sayısının 16200 olduğu, 15.10.1996 PT 79’a yükseldiği, DİC geliştiği, 16.10.1996 taze kan vr tronbosit süspansiyonları verilmesine rağmen trombosit sayısı 20.000 olduğu, kreatinin 4,3 e çıktığı, biluribinin 15 olduğu, böbrek ve karaciger yetmezliği geliştiği, 17.10.1996 hastaya DİC için heparin verildiği, genel durum kötü, BUN125, total biluribuni 8,47 ye düştüğü, idrarın çok az olduğu, 22.10.1996 diare şeklinde defakosyana çıktığı, ateşin yüksek olduğu, genel durumunun çok kötü olduğu, 23.10.1996 TA’ nın düşmeye başladığı, diare tarzında sürekli defekasyonu olduğu, 24.10.1996 kreatinin 5,5 BUN 250 olduğu 25.10.1996 defakasyonun devam ettiği, akşam tansiyonun düşmeye başladığı, tüm medikal tedaviye rağmen düşük seyrettiği, O2 satürasyonunun çok düştüğü, kan gazlarının çok kötü olduğu,siyanoze durumda olduğu, 26.10.1996 genel durumunun çok kötü olduğu, multıple organ yetmezliği geliştiği, saat 20.20 de kardiak arrest geliştiği 3-İstanbul Tabip Odası Onur Kurulurnun 19.8.1998 tarih ve 71 sayılı kararında; a) Cahit Ezgi’nin birinci ameliyatından sonra ortaya çıkan tablo ve sonucun bir hekim hatası oalrak değerlendirilemeyeceği, daha doğru olarak bir komplikasyon sayılmasının uygun olduğu, b) Birinci ameliyatla ikinci ameliyat arasında geçen sürede Dr. …stayı yeterince takip ettiği, ancak ameliyatı yapan Dr. F.A.’ın hastayı daha yakın takip etmesinin uygun olacağı; c)Dr..’ın birinci ameliyat öncesinden ikinci ameliyat sonuna kadar, hasta ve hasta sahiplerini yapılacak ameliyat, ameliyatın olası komplikasyonları ve sonuçları, birinci ameliyat sonucu ortaya çıkan komplikasyon sonuçları ile ikinci ameliyat sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmemiş olmasının bir “kusur” sayılması gerektiği; 4- Yüksek Sağlık Şurasının 11.9.1998 tarih ve 201/9844 sayılı kararında; hastada ilk ameliyattan sonra gelişen vovulus doktorların hatalı ameliyat yapmasından kaynaklanmayan bir komplikasyon olup, tedavi kusuru niteliğinde olmadığı, teşhis içinde gerekli muayene ve tetkiklerin eksiksiz olarak yapıldığı, doktorların hastayı ilk ameliyattan sonra gelip gördükleri , gerekli özen ve dikkati gösterdikleri anlaşıldığından gerek Prof.Dr. …..’a ve gerekse Op.Dr…..’e atfedilecek herhangi bir kusurun sabit olmadığı, 5- İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı’nın 03.7.1998 tarih ve 998716 sayılı bilirkişi raporunda: a) Şahsın 13.6.1996 tarihinde geçirdiği turunkular vagotomi+subtotalm mide rezeksiyonu+gastrojejusestomi-Billrothth-II ameliyatından sonra ortaya çıkan klinik tablonun değerlendirilmesi için gerekli laboratuar tetkiklerinin yapılmış olmasına rağmen; tetkik sonuçlarının akut pankreatit tanısı için spesifik olmadığı halde ısrarla akut pankreatit tanısı üzerinde durulup bu yönde konservatif tedavi uygulanmasının, tablonun ağırlaşmasına rağmen zamanında ayırıcı tanı yapılamayarak, klinik tabloyu oluşturan asıl nedenin postoperatif olarak gelişen volvulus olduğunun ancak; 16.6.1996 tarihinde yapılan ameliyatta ortaya çıkarılabilmesinin, dolayısıyla gecikmeye neden olunmasının; teşhis esnasında bir nitelendirme kusuru oluşturduğu, b) İncelenen belgeler içerisinde doktor orderleri ve hemşire takip formları bulunmadığından hangi hekimin hangi tarih ve saatte hastayı ziyaret ettiğinin dolayısıyla hasta takibinin ne ölçüde özenli yapıldığının değerlendirilemediği kayıtlıdır. SONUÇ 12.6.1996 tarihinde pilor stenezu tanısı ile Amerkan Hastanesine yatırılarak Prof.Dr….. ve Opr.Dr. tarafından 13.6.1996 tarihinde Vagotomi+Subtotal gastrektomi (Billroth II) ameliyat uygulandığı, 15.6.1996 tarihinde gece ağrıları olduğu, yapılan tetkiklerde amilazinin 607, lipazinin 1385 geldiği, 16.6.1996 tarihinde yapılan ameliyatta volvulus geliştiğinim tespit edildiği, rezeksiyon yapılmayarak ‘’second look’’ ameliyatları ile değerlendirilmesine karar verildiği, değişik tarihlerde yapılan ameliyatlardan sonra düzelmeyerek multıp organ yetmezliği gelişerek 26.10.1996 öldüğü bildirilen Cahit Ezgi hakkında düzenlenen adli dosya ve hastane evrakından elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında; 1- Zamanında üç boşlık açılarak otopsi uygulanmamış olmakla birlikte; düzenlenen hastane evrakında belirtilen bulgulara göre; 13.6.1996 tarihinde uygulanan trunkuler vagotomi+ Subtotal gastrektomi (Billroth II) ameliyatının tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyat sonrası gelişen volvulusun uygulanan ameliyatın beklenir komplikasyonu olduğu, ancak volvulus tanısı konularak gerekli ameliyat ve tedaviye başlanmasında geçikme olduğu, 16.6.1996 tarihinde ve müteakip tarihlerde uygulanan ameliyat ve tedavilerde tıp kurallarına uygun olduğu, 2- Hastanın tedavisini üstlenen hekimler 1. ameliyattan sonra gelişen volvulusun tanı ve tedavisinde geç kalmaları nedeniyle kusurlu oldukları oy birliğiyle mütalaa olunur. Doç.Dr. Prof.Dr. Prof.Dr. Bşk. Adli Tıp Uzm. Üye Adli Tıp Uzm. Üye Patolojik Anotomi Uz. Prof.Dr. Prof.Dr. Doç. Üyeİç Hast.Uzm Üye Genel Cerrahi Uz. Üye Nöroşirürji Uz.
|