cahitezgi

27/11/2007 - T.C.İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ Adli Tıp Anab

 

TABLO EKLENECEKTİR

 

3) Yukarıdaki  tablo görülen .... Hastanesi’nce 12.6.96-18.06.96 tarihleri arasında yapılan biyokimyasal tetkik sonuçlarının incelemesinde;

 

4) .... Hastanesi’nce yapılan kültür sonuçlarının incelemesinde;

21.06.1996 ila 21.10.1996 tarihleri arasında 27 adet balgam kültürü yapıldığı,

21.06.96         Patajen bakteri görülmediği.

24.06.96                                   

27.06.96                 Staphylococcus aureus ürediği

28.06.96                                            

01.07.96                 Patojen bakteri üremediği.

04.07.96                                 

08.07.96                 S.Aureus ürediği

13.07.96                         

18.07.96                 Az sayıda S.Aureus ürediği

22.07.96                                     

25.07.96                                     

29.07.96                 S.Aureus ürediği

01.08.96                 Patojen bakteri üremediği.

06.08.96                 S.Aureus,Enterobakter cinsi bol bakteri ürediği

08.08.96                 Az sayıda S.Aures ürediği.

12.08.96                 Patojen bakteri üremediği.

19.08.96                                   

26.08.96                                  

02.09.96                 S.Aureus ürediği

06.09.96                 Candida Albicans ürediği

10.09.96                 Non fermentatif Gram negatif çomak ürediği

16.09.96                 Patojen bakteri üremediği.

07.10.96                 S.Aureus ürediği.

11.10.96                 Patojen bakteri üremediği.

14.10.96                                   

17.10.96                 Pseudomonas cinsi bakteri ürediği.

21.10.96                                                   

 

İdrar

01.07.96 ile 09.10.96 tarihleri arasında yapılan 9 idrar kültürünün steril kaldığı

01.07.96-02.07.96-12.07.96-17.07.96-27.07.96-08.08.96-16.08.96-26.08.96-09.10.96

 

Catafix ucu

 

15.07.96          Steril kaldığı

09.08.96                    

16.08.96                    

09.09.96                   Candida albicans ürediği

 

Safra Salgısı

08.08.96                   E.col,K.Pneumania ürediği

16.08.96                   K.Pneumania ürediği

09.09.96                   K.oxytoca ürediği

07.10.96                   S.aureus + Non. Fer. Gram (-) çomak ürediği.

 

Kan

01.07.96-26.07.96-09.09.96 tarihlerinde alınan 6 kültürün steril kaldığı.

Cerahat

24.07.96                   Steril bulunduğu

25.07.96                   E.coli ürediği

17.07.96                   S.Aureus ürediği

Plevra Sıvısı

21.06.96                   Steril kaldığı

 

Gaita

13.07.96                   Salmonella ve Shigella üremediği.

 

Drenden

08.10.96                   S.Aureus ürediği

08.08.96                   E.coli + klebsiella preumonia (mide......) ürediği.

 

Ekiviyonla gönderilen materyal

S.Aureus + E. Bak.cinsi bakteri (03.07.96) ürediği..

 

5) Oruç patoloji ve sitoloji laboratuarının 11.07.96 tarihli raporunda:

Makroskopik  Bulgular:

13x10x2 cm.ölçülerinde yassılaşmış, yuvarlakça kitle, bunun bir yüzünde organize olmuş pürülan membranlar mevcut olduğu, disseke edildiğinde 18 cm. uzunluğunda barsak sagmenti ve bunun mezenterinden oluştuğunun anlaşıldığı. Mezanterde yer yer yağ nekrozu görünümde alanlar bulunduğu, barsak mukozasının kanamalı membranlarla kaplı, duvarı yer yer kalınlaşmış ve fibrotik görünümde olduğu.

            Mikroskopik Bulgular:

            Kesitlerde barsak mukozasının tamamen ortadan kalkarak yerini yüzeyi lökositik eksuda ile kaplı granülasyon dokusu ile döşendiğinin görüldüğü. Duvar katlarında ve serozada ağır derecede ödem, kanama, hiperemi, akut ve kronik iltihabi hücre infiltrasyonu izlediği. Mazenterik yağlı dokuda yağ nekrozu gelişmiş olduğu.

            Sonuç olarak;

            Barsak rezeksiyonu, ağır transmural iskemi, masif mukozal nekroz, mezenterde yaygın yağ nekrozu,. Organize olan pürülan peritonit düşünüldüğü.

 

6) ..... Hastanesi’nce düzenlenen ameliyat raporlarının incelemesinde;

Prof.Dr......tarafından hazırlanan 6.11.1996 tarih ve 171317 protokol nolu raporda:

Bay Cahit Ezgi’nin 12.6.1996 tarihinde pilor stenozu teşhisiyle hastaneye yatırılarak 13.6.1996 tarihinde ameliyat (Trunkuler Vagotomi + Subtotal mide rezeksiyonu + Gastrojejunostomi – Billroth II) edildiği. Postoperatif 3. gün akut batın tablosu geliştiğinden 16.6.1996 tarihinde tekrar ameliyata alındığı, yapılan laparatomide ince bağırsak mezo radiksinin ters saat istikametinde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu ve hemen hemen ince bağırsakların tamamında ağır iskemik bozukluk geliştiği. Eski gastrojejunostomi açılarak Roux-Y tarzında yeni anostomoz yapıldığı. Sıcak kompreslerle uzun süre beklendikten sonra ince bağırsaklarda düzelme olup nekroza bağlı tam bir demarkasyon hattı oluşmadığından barsakların seblenme durumunun daha sonraki second-look ameliyatlarında karar verilmesi düşünülerek batın kapatıldığı. Daha sonra muhtelif aralıklarla yapılan second-look ameliyatlarında (20.06.196,27.06.1996,3.7.1996,10.7.1996,10.7.1996,12.7.1996) iskemiye bağlı fibroz dejenerasyon nedeniyle ince bağırsakların büyük bir kısmının rezeke edilmesi gerektiği. Bütün bu süre boyunca hastanın beslenmesinin TPN ile sağlandığı. Son olarak 25.9.1996 tarihinde yapılan dokuzuncu ameliyatında fonksiyon yapamayacak bağırsak ansları rezeke edildikten sonra yaklaşık 1 metre uzunluğunda geri kalan salim ince barsak ansları anoztomeze edilerek bütünlük sağlandığı. Ameliyat  sonrası barsak fonksiyonları başladığı, defekasyona çıktığı ve hastanın oral olarak mamalarla beslenmeye başladığı. Postoperatif 8. gün hastada akut pnömoni ve kolanjite bağlı olması muhtemel bir sepsis tablosu geliştiği, hastanın tekrar yoğun bakıma alındığı. Sonraki günlerde yoğun bakım tedavisine rağmen sepsise bağlı multipl organ yetmezliği akut akciğer, akut böbrek yetmezliği, akut karaciğer yetmezliği, akut kalp yetmezliği, DIC.vs,) geliştiği. Hastaya bu tablo altında yapılan bütün yoğun bakım tedavisine rağmen 26.10.1996 tarihinde saat 20.20. de eks olduğu.

 

13.6.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Göbek üstü median insizyon ile batına girildiği, eksplorasyonda midenin ileri derecede dilate olduğunun görüldüğü, postpilorik bölgede ileri derecede stenoz tespit edildiği, önce özofagokardiak bölgede her iki vagus ortaya konarak trunkuler vagotomi yapıldığı, sonra mide diseke edilerek duedonum postplorik kesilip gömüldüğü, mide 2/3 distal kısmı rezeke edilerek kısa urveli antekolik, anisoperistaltik gestrojejunostomi oralis parsiyalis tarzında anostomoz yapıldığ, kanama kontrolünü müteakip fascia 1 numara Vicryl ile kontinü olarak ve cilt stabler ile kapatılarak ameliyata son verildiği.

 

16.6.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Göbek üstü ve altı eski insizyon yarası açılarak batına girildiği. İnce barsakların tamamının mor-esmer renkte olduğunun görüldüğü. Orta derecede serosanginöz serbest sıvının mevcut olduğu. Daha önce yapılan kısa urveli ante kolik anizoperistaltik gastrojejunostominin açıldığı. İnce barsak mezo radiksinin saat istikametinin tersi yönünde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu ve buna bağlı olarak bütün ince barsaklarda ağır iskemi meydana geldiğinin tespit edildiği. İnce barsakların saat istikametinde 180 derece çevrilerek detorsiyon yapıldığı. Sonra ince barsaklar üzerine sıcak batın kompresleri konup devamlı yenileriyle değiştirildiği. Yaklaşık yarım saat sonra barsak renginin açılmağa başladığının görüldüğü ve sıcak ıslak kompreslere devam edildiği. Mezo içinde barsak kenarına kadar iyi arteriyel nabız alınabildiği. Saatlerce beklenmesine rağmen ince barsaklarda gangren belirtisi olabilecek bir demarkasyon hattı oluşmadığı ve böylece primer bir barsak rezeksiyonu düşünülmeyip “second look” ameliyatlarında barsakların beslenme durumunun değerlendirilmesinin öngörüldüğü. Açılan eski gastrojejunostominin distal ucundan bol miktarda kanlı barsak içi sıvısı aspire edildiği. Bunun iskemiye bağlı mukoza kanamaları olarak değerlendirildiği. Daha sonra bu distal barsak ucu kapatıldığı ve latero- lateral Roux-Y tarzında gastojejustostomi yapıldığı. Duedonumdan gelen proksimal uç da Roux-Y termino-lateral jejunostomisi olarak anostomoze edildiği. Batının kapatılmadan evvel yapılan son kontrolde barsak renginin çok aşikar biçimde açıldığı ancak jejunum distal kısımlarında segmenten olarak dama taşı gibi küçük alanların hala açık mor renkli olduğu görüldüğü. Daha sonra klinik  tabloyu karıştırmaması için appendoktomi yapıldığı. İnce barsak mezo radiksinin volvulusuna bağlı olarak bu kısmın Treiz bölgesi üzerine yaptığı bazı neticesi duedonum ve safra kesesi safra  ile dolu ve gergin olduğu. Bu yüzden safra kesesi fundusunda beslenme bozukluğuna bağlı bir nekroz geliştiği fakat perforasyon görülmediği için safra yollarının drenajını sağlamak üzere bir Petzer sondası ile kolesistomi yapıldı. Kanam kontrolünü müteakip batın rezorbabl materyallerle cilt stabler ile kapatılarak ameliyata son verildiği,

 

20.06.196 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Eski göbek üstü ve altı median insizyon ile batına girildiği. Bol miktarda serbest serosanginöz sıvı aspire edildiği. Kültür alındığı. Bütün barsakların beslenmesi düzelmiş, cidarları kalın ve ödemli bulunduğu, hiçbir yerde perforasyon tespit edilmediği. Anostomozların iyi bulunduğu. Barsaklar bol olarak serum fizyolojikle yıkandığı. Barsaklar üzerine Mesh konarak batım açık bırakıldığı.

 

27.06.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Narkoz altında üzerine Mesh konarak açık bırakılmış batına Mesh ortasından açılarak girildiği. İnce barsakların cilt ile kenarlarda mühürlenmiş olduğunun görüldüğü. İnce barsakların beslenmesi iyi olup peristaltik hareketlerin tespit edilmediği. Fistül, tespit edilmediği. Barsaklar çok frajil olduğundan batın içi eksplorasyonundan vazgeçildiği. Orta hatta açılmış olan Mesh sütürle kapatılarak ameliyata son  verildiği,

 

03.07.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Açık bırakılan barsaklar üzerinde Mesh çıkarıldığı. Barsak ansları irrige edildiği. Kenarlarda cilt hafif dekole edilerek altında koleksiyon olup olmadığı kontrol edildiği. Batın tekrar açık bırakılarak barsaklar üzerine serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlar konup ameliyata son verildiği,

 

10.07.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Hastaya bugün saat 13.30 da ameliyat yapılarak fibrotik dejenarsona uğrayan distal ileum ansları rezeke edilmişti. Ameliyattan sonra Douglas’a konan drenden bol miktarda kan geldiği ve hemotokrit, hemoglobin değerlerinin düştüğü görülerek hasta 22.15 de acilen ameliyata alındığı. Bol taze kan transfüzyonları altında laparatomi yapılarak barsak ansları eksprore edildiği. Önceki ameliyatta rezeke edilen distal ileum ansları mezolarından kanamalar olduğu tespit edilerek sütürlü lifatürlerle hemostaz sağlandığı. Batın irrige edilerek drenler konup barsaklar üzerine serum fizyolojikle ıslatılmış gazlar konarak ameliyata son verildiği,

 

12.07.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Açık batın yüzeyindeki barsak ansları künt diseksiyonla açılarak irrige edildiği. Barsak ansları arasında herhangi bir koleksiyon tespit edilmediği. Devitalize barsak ansları görülmediği. Bağırsaklar üzerine tekrar serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlar konup batın açık bırakılarak ameliyata son verildiği.

 

25.9.1996 tarihinde düzenlenen ameliyat raporunda:

Açık bırakılan batın yüzeyindeki granulasyon dokusu da çıkarılacak şekilde her iki yandaki cilt kenarları eksize edilerek batına girildiği. Bağırsak ansları künt diseksiyonla ayrıldığı. Toplam dört adet fistülize edilmiş ince barsak uçları bulunarak prepare edildiği. İleum anslarının fibrotik dejenerasyona uğramış ve böylece lumeni dalarak bir boru şeklini almış, mukozası fibrotik antofili kısımları rezeke edildiği. Geriye ileoçekal valveden oral istikamette 20 cm lik bir salim ileum urvesi ile Roux-Y anastomozunun jejunjejunostomi ayağından itibaren 15 cm lik bir jejunum ansı salim olarak korunabildiği. Her iki uç termino-terminal jejun- ileostomi tarzında anostomoz yapılara bağırsak bütünlüğü tamamlandığı. Mediden Roux-Y’in alt anastomozuna kadar 50           Cm lik bir jejunum ansı ile Treil’den itibaren jejun-jejunostomi’ye kadar da 10 cm lik salim jejunum olmak üzere, toplam 95 cm lik bir ince bağırsak salim olarak kaldığı. Kolesistostomi yeri mühürlü olduğundan hiç eksplore edilmeksizin bırakıldığı. Batın irrige idildiği. Kanama kontrolünü müteakip yara bu sefer primer olarak kapatılıp ameliyata son verildiği.

7) Dr.’ın 4.2.97 tarihinde Şişli C.Başsavcılığı’nca alınan ifadesinde;

Özetle bay Cahit Ezgi’ye 13.6.1996’da plor stenozu dolayısıyla mide rezeksiyonu ve vagotomi ameliyatı yapıldığı, postop 14 Haziran sabahı hastanın yatağında gazete okuyabilecek ve ayakta rahatça dolaşabilecek halde oluğu. Aynı gün öğleden sonra tüm karnını kaplayan ve beline vuran şiddetli ağrılardan yakınmaya başladığı, karın ön duvarında defans ve rijidite olmadığı, ikinci bir operasyon düşünmedikleri. Bu durumda bir postop pankreatit olasılığını düşündüklerini, amilaz ve lipaz değerlerini ölçtüklerini, buldukları yüksek değerlerin düşüncelerini teyid ettiğini. Hastanın tansiyon, nabız, ateş ve muayene bulgularının normal olduğu. Akut pankreatit tedavisini başlandığı, epidural kateter koyulduğu, muhtemel klinik tablo değişikliğinin çok yakından gözlendiği. Postop ikinci gün hastanın ağrısının hafiflemiş olarak devam ettiği, diğer muayene ve laboratuar bulgularında bir değişiklik olmadığı; ancak aynı gece 23.00’den itibaren tansiyon düşme eğilimi gösterirken, kan sayımının azaldığı, hastada şoka eğilim görüldüğü. Dr. Samim Süngün’ün durumu kendisine bildirmesi üzerine 1-2 saat destekleyici tedavi yapıp saat 05.40’da hastayı ameliyata aldığı, bir volvulus tablosu ile karşılaştığını. İnce barsakların beslenmesini bozan bu durumun aynı zamanda ilk ameliyattaki rekonstriksiyonu da etkilediği, beslenme durumunu biran önce düzletmek için bağırsakların ters istikamette çevrildiği, bu arada ilk operasyonunda “Roux_Y” tarzında değiştirildiğini, bağırsakların hayatiyeti ne dereceye kadar kazanacaklarının gözlendiği, önemli ölçüde hayatiyetlerini kazanan barsakların, peritonite yol açmayacağı kanaati oluştuktan sonra batına konulduğu ve mükerrer ameliyatlarla izlenmesine karar verildiği. 8. ameliyattan sonra karnındaki açık yaranın kapandığı. 25.9.1996’da kalan sağlam bağırsak parçalarının birbirine eklenmesinin planlandığı. Bu tarihten sonraki 1 hafta içinde hastanın durumunun iyi olduğu. Ancak 8. günde bilateral pnomoni geliştiği,. Daha sonra da multıpl organ yetmezliği gelişerek hastanın exs olduğu.

 

8) ......’ün 4.2.1997 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı’nca alınan ifadesinde;

13.6.96  tarihinde Billroth ameliyatının yapıldığı, 14.6.96 günü sabahı hastanın ayağa kaldırılıp dolaştırıldığı,. Saat 12 civarı hastanın karın ağrısının olduğu batının yumuşak olduğu, belirli bir hassasiyetin olmadığı, hatta peristaltizm mevcut olduğu, ağrı kesiciler yapıldığı saat 14’de ağrısının olduğu, terlediğinin gözlendiği, 1 amp. Doladoman İ.V. yapıldığı hastanın rahatladığı. Terlemezinin gçtiği koridorda yürümeye başladığı, ağrısının azaldığı. 14.06.96 sabah saat 09’da kan sayımında lökositinin 12700 olması dışında patoloji saptanmadığını, ağrılarının şekli itibari ile ve karnının yumuşak ve hassas olması sebebi ile akut pankreatit düşünülerek saat 17.30’da amilaz değerine bakıldığı ve normal değerde (173 uIL) bulunduğu, saat 24 sıralarında karın ağrılarının olduğu  bu esnada yapılan muayenede batının yumuşak olduğu. 15.6.96 sabahı yapılan muayenesinde bulguların pankreatit yönünde değerlendirildiği ve labatuar ve radyolojik tetkiklerin istendiği, saat 12.30’da ağrıların devam ettiği ve sebep  olarak akut pankreatit düşünüldüğünden epidural kateter takıldığı, hastanın rahatladığı, 13.12’de yapılan labaratuar tetkikinde amilaz 602, lipaz’ın 1385’e yükseldiği ve  bu bulgularla akut pankreatit teşhisinin desteklenmiş olduğu, batın sonografisinde önemli bir patoloji görülmediği, batın BT tetkikinde tüm kadranlarda yaygın sıvı ile dolu intestinal ve kolonik anslar dikkati çektiği.

Saat 23’de hastanın tansiyonunun düşmeye başladığı dopamin verildiği. 16.6.96 saat 3.45’te ağız ve Nozogastrik tüpten kanlı mayi geldiği Hc ve Hb’nin düştüğü, bu sebepten saat 5.45’te acil ameliyata alındığı, mide ile bağırsakların arasında yapılan anostomozun hadisenin ne olduğunu anlayabilmek için açıldığı, ince bağırsak mazoradiksinin  saat istikametinin ters yönünde 180 derece dönerek volvulus oluşturduğu buna bağlı ince bağırsaklarda ileri derecede iskemiye bağlı lezyonlar tespit edildiği Mezo radiksi detorsiyone rezeksiyon yapılmayıp bağırsak durumunun ileriki second-look ameliyatlarda değerlendirilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığı ve 20.6.96-27.6.96-3.7.96-10.7.96-10.7.96-12.7.96 tarihlerinde second-look ameliyatlarının yapıldığı 2,5 aylık beklemeden sonra  25.9.96 tarihinde 9. ameliyatın yapıldığı incebağırsakların fonksiyonoz kısımlarının rezeke edildiği. Salim kısımlar anastomoz edilerek bağırsak bütünlüğünün sağlandığı, hastanın yoğun bakımdan servise alındığı defekesyona çıktığı ağzçdan mamalarla beslenmeye başladığı, 8. post operatuvar günden itibaren bir akut pnömoni ve akut kolonjit geliştiği, ameliyatın 14. günü hastanın tekrar yoğun bakıma alındığı, septisemi ve multipl organ yetmezliği sendromu meydana gelerek bütün tedaviye rağmen 26.10.96 tarihinde saat 20.20’de vefat ettiği. Batın içerisini bir gün önce açtıkları için batın da ne olduğunu bulduklarını bu ağrıların bir ameliyat hatası olmadığının kesinlikle bildiğini ve morfin verildiğinin doğru olduğu.

9) Anabilim Dalımız tarafından konsültasyon istenen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. .....tarafından düzenlenen 06.03.1998 tarihli konsültasyon raporunda;

Pilor Stenozu nedeniyle 13.06.1996’da hastaya yapılan ameliyatın, anastomoz tipi hariç, doğru olduğu, ilk 3 gün ağrı olacağı, o nedenle en azından ilk 24 saat narkotik ağrı kesiciler kullanılacağı ama hastaya kullanılmadığı.. Alışılmışın dışında çok şiddetli ağrıdan yakınan hastanın yakından izlemesi gerektiği bu sorumluluğu 15 Haziranh gürnü yledine getirlmedinin pankreası normal gösterdiği halde, hastada posttop pankreatit geliştiği düşünülerek, tedavinin ona göre düzenlendiği (Epidural kateter…v.s.) Amilaz ve Lipaz değerleriyle BT bulgularının uyuşmadığı, hekimin karar vermekte gerçekten zorlanabileceği ama Hct’in düşmesi, taşikardi, albüminin hızla düşmesi; BT’de barsakların içinin sıvı ile dolu olmasının, belki hekimlerin  dikkatini bir başka olaya yöneltmesinin gerekeceği. Belki karın bulguları çok iyi değerlendirilseydi, relaporotomiye daha erken karar verilebileceği. Bunun da şüphesiz hasta için çok iyi olabileceği.

 

İlk ve ikinci r, relaporotomilerin çok yararlı olduğu, belki zorunluluk nedeniyle “kısa urveli anekolik gastrojejunostomi” bozukluğu ve yerine, daha doğru ve daha yararlı olan teknik, “Roux-Y” kullanıldığı.

Barsaklar rezeksiyonsuz kurtarıldığı, 2. , relaporotominin, barsakların salim olduğunu gösterdiği.

Sonraki, relaporotomilere neden ihtiyaç duyulduğunun, ameliyat raporlarında açıkça belirtilmediği, (kanama nedeniyle yapılan hariç) Ama barsaklarda fibrotik dejenerasyonun olmasının, yani barsakların büzüşüp sicime dönmesinin volvuluse bağlı ağır barsak iskemisinin sonucu olması gerektiği. Bu arada hastanın ağır bir zatürre geçirdiği. Hastalığın haftalar sonra, Ağustosun ortalarında, radyolojik olarak iyileştiği. Hastanın beslenmesinin tamamen daman yoluyla yapıldığı. Son ameliyata  alındığında hastanın halen 38 derece civarında ateşi olduğu ve muhtemelen immün sistemin ileri derecede zayıfladığı.

Son ameliyatta yapıları da doğru kabul etmek gerektiği, zira çalışmayan barsakları çıkarıp, çalışanları birbirine dikerek devamlılığı sağlamak gerektiği,

Ama o sırada hastanın direncinin nasıl olduğu, ateşinin sebebinin ne olduğu, ameliyatın zamanlamasının doğruluğu hususunda sonradan ve dışarıdan karar vermenin zor olduğu.

Ölüm nedeninin kuşkusuz yapılan son ameliyatk olmadığı, ama ölüme götüren sepsis ve multiorgan yetmezliğinin failinin, post-op gelişen ağır bronkopnömoni olduğu, bronkopnömoninin ise ta ilk relaparotomi sonrasından beri, bazen biraz gerileyerek hep mevcut olduğu, pnömoninin sebebinin de şüphesiz sadece sigara olmadığı, post-op duyulan şiddetli karın ağrıları ve gelişen ileusla beraber intraabdominal ödem ve sızıntıların, diyafragma hareketlerini ileri derecede kısıtlayarak solumu bozduğu ve bronkopnömoni oluşmasına neden olduğu, sonuçta ölümün indirek sebebinin, ilk ameliyatı izleyen ilk 3 gün olduğu.

İlk  3 gün içinde hekimler vizite yapmamışlar ise, elbette bunun ağır bir kusur olacağ,ı böyle bir kusurun anlayışla karşılanması değil, ona ses çıkarılmaması  bile, mesleğe ihanet olacağı.. Eğer hekimler, büyük bir sorumsuzluk örneği göstererek, hastalarını izlemiyorlarsa, hastane yönetiminin devreye girerek, sorunu çözmesi gerektiği. Burada hasta yakınlarının hastane yetkililerine başvurduklarını söylüyorlar. Ancak bunu ispat edip edemeyeceklerinin belli olmadığı.

 

Ancak haklarında şikayet dilekçesi verilen hekimler, hastayı yakından izlediklerini söylediklerine göre, bunun böyle olmadığını ispat etmek hasta yakınlarının görevi olduğunun belirtildiği kayıtlıdır.

 

SONUÇ:

12.6.1996 tarihinde düodenum da darlık (piLor sterezu) tanısı ile  .....Hastanesi’ne yatırıldığı, 13.6.1996 tarihinde   trunkular vagatomi + subtotaml mide rezeksiyonu+gastrojejunostomi-Billerath II ameliyatı uygulandığı, post-op ağrıları olan hastanın yapılan tetkiklerinde 14.6.1996 tarihinde amilaz 173,15,6,1996 tarihinde 602 ölçüldüğü aynı gün BT incelemesinde pankreas norma  görünümde bulunduğu. Akut pankreatit düşünülerek konservatif tedaviye başlandığı saat 12.35 te epidural katater takılarak marcain+fentanyl uygulandığı. Aynı gün saat 23.00 sıralarında hastanın durumunun kötüleştiği, tansiyonun düştüğü 16.6.1996 günü saat 03.45 te nazogastirik sondadan kan geldiği ve hastanın saat 05.45 te ameliyata alındığı,. Bir volvulus tablosu ile karşılaşıldığı. İnce barsaklarda ileri derecede iskemiye bağlı değişiklikler bulunduğu. Tam bir demarkasyon hattı oluşmadığından bağırsakların durumunun ileriki second-look ameliyatları ile değerlendirilmesine karar verildiği 25.9.1996  tarihine kadar 9 ameliyat yapıldığı son ameliyatta 8. post-op günden sonra akut pnomoni ve akut kolanjit geliştiği 26.10.2996 tarihinde septisemi ve multible organ yetmezliğinden ex olduğu bildirilen Cahit Ezgi adın düzenlenmiş belgelerin incelenmesi ile elde edilen ve yukarıya kaydedilen bilgi ve bulguların dikkate alındığında;

1. Şahsın 13.6.1996 tarihinde geçirdiği turunkular vagotomi+subtotalm mide dezeksiyonu+gastrojejusestomi-Billrothth-II ameliyatından sonra ortaya çıkan klinik tablonun değerlendirilmesi için gerekli laboratuar tetkiklerinin yapılmış olmasına rağmen; tetkik sonuçlarının akut pankreatit tanısı için spesifik olmadığı halde ısrarla akut pankreatit tanısı üzerinde durulup bu yönde konservatif tedavi uygulanmasının, tablonun ağırlaşmasına rağmen zamanında ayırıcı tanı yapılamayarak, klinik tabloyu oluşturan asıl nedenin postoperatif olarak gelişen volvulus olduğunun ancak; 16.6.1996 tarihinde yapılan ameliyatta ortaya çıkarılabilmesinin, dolayısıyla gecikmeye neden olunmasının; teşhis esnasında bir nitelendirme kusuru oluşturduğu,

 

2.Tarafımızca incelenen belgeler içerisinde doktor orderleri ve hemşire takip formları bulunmadığından hangi hekimin hangi tarih ve saatte hastayı ziyaret ettiğinin dolayısıyla hasta takibinin ne ölçüde özenli yapıldığının değerlendirilemediği; bu konuda fikir edinilmesin için söz konusu belgelerin incelenmesi gerektiği, olayla ilgili olarak yapılan şikayetteki olumsuzlukların doğruluğunun ispatı yükünün hasta yatkınlarına ait olduğu, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen klinik tablo mevcut iken şikayette belirtildiği şekilde tedaviden 1. derecede sorumlu hekimlerin hastayı ziyaret etmemesi iddiası doğrulanabildiği takdirde bunun söz konusu hekimler açısından ağır bir özen kusuru oluşturacağı kanaatine varılmıştır

Saygılarımızla,

Doç.Dr.                          Doç.Dr.                                   Uz.Dr.A
Adli Tıp Uzmanı              Adli Tıp Uzmanı                       Adli Tıp Uzmanı

Prof.Dr.

Adl

Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hekim hatası sonucu vefat eden Cahit Ezgi/nin ölümü nedeniyle hekimlere karşı acılan davanın bilirkişi raporları.(Adli Tıp,Adli Tıp Genel Kurulu, Tabip Odası,yüksek Sağlık Şurası,) Ceza ve Hukuk davasının seyri.

Kategoriler

Arkadaşlarım

bizzimisler